Türkçe » Türkçe
Hukuk Terimleri
Osmanlıca
Hukuk Terimleri
Osmanlıca
isim (su:re) Arapça sure
Kur'an'ın bölünmüş olduğu 114 bölümden her biri:
"İmam Efendi, bir selviye belini dayayıp çömelerek Melek suresini okumaya başladı."- M. Ş. Esendal.
Birleşik Sözler
zammı sureGüncel Türkçe Sözlük
Osmanlıca
isim
Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet:
"Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız."- T. Oflazoğlu.
Birleşik Sözler
süre aşımıBilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu
Dilbilim Terimleri Sözlüğü
Felsefe Terimleri Sözlüğü
Güncel Türkçe Sözlük
Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü
Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü
Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü
Tecim, Maliye, Sayışmanlık ve Güvence Terimleri Sözlüğü
Tıp Terimleri Kılavuzu
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Osmanlıca
Osmanlıca
Osmanlıca
Türkçe » İngilizce
sura (of the Koran).
sura, section of the Koran
period (of time), space of time; spell. –– ölçen sports timer, timekeeper. –– ölçümü sports timekeeping.
(N.)
time, span, continuance, duration, bout, interval, length, period, respite, run, space, stretch, term, while
period, duration, space
Türkçe » Almanca
e Beharrung.
Dauer [die], Frist [die], Zeit [die], Zeitraum [der]
Frist; Zeitdauer; Zeitspanne
Türkçe » Fransızca
durée [la], délai [le], cours [le], espace [le], existence [la], étendue [la], laps [le]
moment, période
Türkçe » Azerice
müddət
Türkçe » Lehçe
chwila
czas
okres
pora
termin
Türkçe » Arnavutça
çdo ndarje e kuranit ne pjesë. disa ajete sëbashku
1. gjatë kohës
2. afat
Türkçe » Kazakça
kez
merzim
mezgil
waq
süre
İngilizce » İngilizce
adj. certain; firm; confident; inevitable; reliable; steady
adv. certainly
İngilizce » Türkçe
(ADJ.)
[ʃʊr /ʃʊə]
emin, kesin, şüphesiz, muhakkak, güvenilir, sağlam, sıkı
(ADV.)
[ʃʊr /ʃʊə]
şüphesiz, elbette, mutlâka, kesinlikle
(int.)
kesinlikle, tabii
s. 1. emin: Are you sure? Emin misin? I´m sure they´ll stay. Kalacaklarından eminim. She´s sure of this. Bundan emin. 2. kesin, muhakkak: It´s sure to happen. Onun olacağı kesin. One thing is sure: he won´t appoint Ebru. Kesin olan şu: Ebru´yu tayin etmez
emin, süphesiz, kesin; kesin, muhakkak, mutlak; güvenilir, saglam, emin; elbette, tabii, kesinlikle; tabii, elbette
adj.emin:adv.tabi ki
elbette
emin
güvenilir
kesin
kesinlikle
muhakkak
mutlâka
sağlam
şüphesiz
Almanca » Türkçe
(des Korans) sure
Kazakça » Türkçe
sure
NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.
"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.
Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.
Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.