Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe sinema

    Türkçe

    isim (sine'ma) Fransızca cinéma (cinématograpne'in kısa biçimi)
     
    1 .    Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi.  
    2 .    Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı:
           "Evvelâ Hayat pastanesinde buluşmaya, sonraları da sinemalara devama başladılar."- H. Taner.
           "Bir haber bırakıp mahallenin sinemasına girdi."- S. F. Abasıyanık.  
    3 .    Güzel sanatların dalı olarak, yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı:
           "Sinemanın zevkimizi dışarıdan idare ettiği devirde yaşıyoruz."- H. A. Yücel.

    Birleşik Sözler

    sinema endüstrisi
    sinema perdesi
    sinema salonu
    sinema sanatçısı
    sinema sanayisi
    sinemasever
    sinema tekniği  

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    a. (sinema) 1. Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran veya perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi. 2. Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı: “Bir haber bırakıp mahallenin sinemasına girdi.” -S. F. Abasıyanık. 3. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde, yedinci sanat: “Sinemanın zevkimizi dışarıdan idare ettiği devirde yaşıyoruz.” -H. A. Yücel.

  • Türkçe

    Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü


    Sinema 1. İzleyicilerin filmleri topluca görebilmeleri için özel olarak yapılmış yapı. 2. Herhangi bir devinimi, düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini saptama, sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde görüntülük üzerine yansıtarak devinimi yeniden oluşturma işi. 3. Bir ülkede sinemayı oluşturmak üzere gerekli kuruluşların tümü, sinema işleyimi (bk. sinema işleyimi). 4. Güzel sanatların bir dalı olarak sinema sanatı (bk. sinema sanatı). 5. Sinemayı oluşturmak için yapılan çalışmaların tümü, sinemacılık (bk. sinemacılık). 6. Bir ülkenin kendine özgü nitelikler taşıyan ulusal sineması. ("Sinema", sinematograf sözcüğünün kısaltmasıdır).

  • Türkçe

    Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü


    1. Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi: § “Bu hal uykuda olursa, bir zararı yoktur; fakat uyanıkken de daimî bir rüyanın sinemasını temaşa etmek, delilerin hâlinden farksızdır.” -Ziya Gökalp, Ziya Gökalp’ın Mektupları, 424. § “Büyük tavırlarla konuşuyorlar, fakat -sinema gibi-hiç ses çıkarmıyorlardı.” -Peyami Safa, Şimşek, 91. § “Dükkânın muhteviyatı bir sinema gibi gözünün önünden geçerdi.” -Sami Paşazade Sezai, Bütün Eserleri II, 115. § “Zamanımızda sinema komikleriyle başka komikler de var.” -Ahmet Rasim, Muharrir Bu Ya, 101. § “Bu bakımdan işin bundan ötesini artık tahlil yerine tertipçi bir şiveyle, hızlı bir sinema şeridi hâlinde takip edebiliriz.” -NecipFazıl Kısakürek, Sultan Vahidüddin, 203. § “Şöyle insaf edip de söyleyelim: fotoğraf, sinema, atom derken bu kelimelerin hangi köklerden geldiğini düşünüyor muyuz?”-Nurullah Ataç, Prospero ile Caliban, 136. § “Fakat bu başka bir film, onu başka bir sinemada göreceğiz…-Attila İlhan, Batının Deli Gömleği, 195. 2. Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı: § “Sinemada sigara içilmesi yasağı sosyalizmdir.” -Peyami Safa, Sosyalizm-Marksizm-Komünizm, 41. § “Sinemada her gün aynı manzarayı temaşa etmek, gramofondan her gün aynı havayı dinlemek ruha neşe verebilir mi?” -Ziya Gökalp, Ziya Gökalp’ın Mektupları, 227. § “Arkadaşlarımın bir bölüğü ise benim ve benim gibilerin, bir yerde bir bardak bira içmek gibi, sinemaya gitmek gibi, üşüyünce biz, sırtımıza kendi ceketini koyuvermek gibi gereksinimlerini karşılamakta çalışkandılar.” -Adalet Ağaoğlu, Bir Düğün Gecesi, 148. § “Açık hava sinemasına çoluk çocuk girebilmek için rehin olarak bıraktığım komşumuzun saatini geri almıştım.” -Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, 54. § “Ansızın sinemanın methalini, sonra kaldırımı daha sonra caddeyi doldurdu.” -Peyami Safa, Sözde Kızlar, 7. § “Yeni yapılan küçük ve betondan sinema binasının köşesine çöküp geviş getire getire dinlenirlerdi.” -Ruşen Eşref Ünaydın, Bütün Eserleri, 52. § “Tiyatro, sinema, bar, randevuevi, vesikalı ev, balo, salon, sosyete, ünyon, palas, türlü türlü otel, park…” -Ahmet Rasim, Muharrir Bu Ya, 327. § “Yine parlak elektirik ilanları, yine dolup boşalan sinema kapıları, otomobiller, tramvaylar…” -Nazım Hikmet Ran, Yeşil Elmalar, 91. § “Yedi-sekiz yüz kişilik konferans ve sinema salonları var.” -Yavuz Bülent Bakiler, Üsküp’ten Kosova’ya, 21. § “Sinema (prömyer)lerinde o, şık kadınların uğradığı pastanelerde o…” -Necip Fazıl Kısakürek, Hikâyelerim, 67. § “Pekâlâ bu öğleden sonramı da Aysel’in yanı sıra, bir sinema locasında, kar suyu kokan rutubetli bir karanlığı soluyarak, film seyretmekle geçirebilirdim.” -Attila İlhan, Kurtlar Sofrası, 467. 3. Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde: § “ Daha taa 1965’lerde, sinema sanatımıza önemli katkıları olabilecek yürekli girişim…” -Adalet Ağaoğlu, Göç Temizliği, 29. § “Tel ve duvağın altında ve beyaz elbisenin arkasındaki sinema aşkları peyzajıyla bu düzgün ve edalı çift.” -Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur, 57. § “Bugünkü sinema edebiyatı tabirlerinden birine göre, “cinsi cazibesi” var mıydı yok muydu, bunu hiç hatırlamıyorum.” -Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, 86. § “Sinema bu devirde konuştu.” -Peyami Safa, 20. Asır Avrupa ve Biz, 126. § “Bu bir sinema artistinin janrı, efendim!” -Necip Fazıl Kısakürek, Ahşap Konak, 260. § “İkimiz de sinemayı seviyorduk.” -Elif Şafak, Mahrem, 84. § “… Sinemalarda olduğu gibi, esrarengiz bir surette zehirlendi.” -Reşat Nuri Güntekin, Dam., 63. § “Bir kelimeyle, romanın da sinemanın da gördüğü iş aynı.” -Cemil Meriç, Kırk Ambar, 143.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    (< Fr. cinema) sinema

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe sinema

    İngilizce

    1. movie house, motion-picture theater, Brit. cinema. 2. the cinema, cinematography. –– endüstrisi/sanayii the motion-picture industry, the movies.

  • İngilizce

    (N.)
    movie theater, theater, theatre [Brit.]

  • İngilizce

    (N.)
    movie, cinema, movie theater, the movies, movies, picture palace, silver screen, picture theater, pictures, movie house, cinematography, flicks

  • İngilizce

    (Pref.)
    cine

  • İngilizce

    cinema, the movies; movie house, movie theater

Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe sinema

    Almanca

    schweigend ertragen.

  • Almanca

    Kino [das]

  • Almanca

    Kino

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe sinema

    Fransızca

    cinéma [le]

  • Fransızca

    cinéma

Türkçe  Türkçe » Azerice  Azerice
  • Türkçe sinema

    Azerice

    kino

Türkçe  Türkçe » Lehçe  Lehçe
  • Türkçe sinema

    Lehçe

    kino

Türkçe  Türkçe » Yunanca  Yunanca
  • Türkçe sinema

    Yunanca

    (ο) κινηματογράφος, (το) σινεμά

Türkçe  Türkçe » Japonca  Japonca
  • Türkçe sinema

    Japonca

    eiga, eigakan

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe sinema

    Arnavutça

    kinematografia

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe sinema

    Kazakça

    kïno

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.