Türkçe » Türkçe
1 . Bir işi yapmak:
"Şemsi, sıra düştükçe emlâk komisyonculuğu ediyordu."- H. Taner.
2 . Bir durumu ortaya çıkarmak.
3 . (iyi, kötü zarflarıyla) Davranmak.
4 . (-i durum ekiyle kullanılan fiil) Bulmak, erişmek:
"Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi."- R. H. Karay.
5 . (-i durum ekiyle kullanılan fiil, -den durum kiyle kullanılan fiil) Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
6 . Vermek.
7 . Eşit değer kazanmak.
8 . Herhangi bir değerde olmak:
"Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu."- Ö. Seyfettin.
9 . (neler, çok, az gibi belgisiz sıfatlarla) Kötülükte bulunmak:
"Ah, iki bardak süt sen bana neler ettin?"- S. F. Abasıyanık.
10 . (tümleç olarak yatak, alt gibi kelimelerle) Küçük veya büyük abdestini yapmak.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
edememekDivanü Lügatit-Türk
Güncel Türkçe Sözlük
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkçe » İngilizce
-der auxiliary verb 1. /ı/ to do, make. 2. /ı/ to do (well or wrong). 3. /ı/ to reach (a time). 4. /ı, dan/ to deprive (someone) of (something). 5. /ı/ math. to equal, make. 6. /ı/ to be worth. 7. /ı/ to amount to, make. 8. /a/ to wrong, treat (someone) unjustly. 9. /a/ to soil or wet (one´s underpants, bed, etc.). etmediğini bırakmamak/komamak to do all the harm one can. ettiğini bulmak/çekmek to get one´s deserts. Etme eyleme! Please don´t do it!/Come on now, stop it! ettiği hayır ürküttüğü kurbağaya değmemek to be more of a hindrance than a help; to cause more harm than good. ettiği ile kalmak to be left with nothing but the shame of it (when a design against another has not come off). Etme yahu! Is that so?/You must be kidding. ettiğini yanına bırakmamak /ın/ to get revenge on (someone), not to let (someone) get away with something. ettiği yanına (kâr) kalmak to get away with a bad deed.
(V.)
do, make, get, add up to, cost, have, pay, practice, practise, render, send, subject, take, tender
to do, to make, to render; to cost; to amount to, to total; to be worth
Türkçe » Almanca
tun-betragen-belaufen-ausmachen
machen, tun; ergeben, ausmachen.
machen, kosten, betragen, sich belaufen, tun
machen, tun; ergeben, ausmachen
Türkçe » Fransızca
faire, valoir, pratiquer
faire
Türkçe » Yunanca
κάνω, πράττω, ποιώ
Türkçe » Kazakça
etw
qilw
NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.
"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.
Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.
Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.