Türkçe » Türkçe
1 . Kendinde olmayan bir değeri varmış gibi göstermek:
"Düne kadar kibir onların, büyüklük taslamak onların."- N. Cumalı.
"Hem hocalık taslayacak, hem de talebesine hürmette kusur etmeyecekti."- H. Taner.
2 . (-i durum ekiyle kullanılan fiil) (taşçılıkta) Bir taşın kaba bölümlerini, çıkıntılarını almak.
3 . (ciltçilikte) Hazırlanmış kitap kapağının cilt beziyle kaplanması ve kapağın yan kâğıdıyla birleştirilmesi.
4 . halk ağzında Gözetlemek, gizlice izlemek.
Güncel Türkçe Sözlük
Tarama Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
(-i durum ekiyle kullanılan fiil)
1 . Taş atmak, taşa tutmak:
"Hem bağırıyor, hem atlıları taşlıyordu."- Y. Kemal.
2 . Bir şeyin içindeki taşları ayıklamak.
3 . Metal bir parçayı zımpara ile törpüleyerek yuvasına alıştırmak.
4 . Taş döşemek.
5 . mecaz Üstü kapalı, iğneleyici söz söylemek.
Divanü Lügatit-Türk
Güncel Türkçe Sözlük
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkçe » İngilizce
1. to try to make others think one is (something one isn´t); to act as if one were (something one is not): Kibarlık taslıyor. He´s trying to make us think he´s got manners. 2. /ı/ to hew, shape.
(V.)
assume, affect, pretend to, dissimulate, pose, posture, put it on
to pretend, to feign, to fake
/ı/ 1. to stone, throw stones at. 2. to stone (someone) to death. 3. to satirize; to lampoon. 4. to remove the stones from (a food). 5. to hone, enlarge or smooth (something) with a hone. 6. to pave (an area) with stones. 7. to get in a dig at, make a critical allusion about (someone).
(V.)
stone, satirize, lapidate, pelt, rectify
to stone; to grind; to satirize
Türkçe » Almanca
anschleifen; einschleifen
steinigen
sich aufspielen.
sich als etw aufspielen, heucheln, spielen, vortäuschen
sich aufspielen
Türkçe » Fransızca
affecter, feindre, simuler
lapider
Türkçe » Kazakça
jädigöylenw
sïyaqtanw
NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.
"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.
Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.
Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.