Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe oynamak

    Türkçe

    (nesne almayan fiil)
     
    1 .    Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma gibi amaçlarla bir şeyle uğraşmak:
           "Dükkânı çırağa bırakıp akşama kadar, Kayserilinin kahvesinde oynar mı oynar."- M. Ş. Esendal.
           "Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor."- H. R. Gürpınar.  
    2 .    Herhangi bir tutku veya ilgi gibi sebeple bir şeye kendini vermek:
           "Babalar çocuklarının yanında rakı içer, kumar oynarsa, çocuklar da ayyaş ... olurlar."- B. Felek.  
    3 .    Kımıldamak, hareket etmek.  
    4 .  (ile edatıyla kullanılan fiil)  Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak dokunmak.  
    5 .    Bir temsilde rol almak:
           "Bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı."- Y. Z. Ortaç.  
    6 .    Film gösterilmek.  
    7 .    (tiyatro için) Sahneye konmak:
           "Birisi dedi ki, bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış."- M. Ş. Esendal.  
    8 .  mecaz  Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak.  
    9 .    (eşya için) Herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek:
           "Birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim."- P. Safa.  
    10 .    (insan için) (olumsuz olarak) Gerekli görevini yapacak hareketten yoksun olmak.  
    11 .    Sarsılmak, yeri değişmek.  
    12 .    Sporla ilgili çalışmalara katılmak.  
    13 .    Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak:
           "Ne oynadığı gazinonun ismini söyledi, ne de danslarından bahsetti."- R. H. Karay.  
    14 .  mecaz  Rastgele yön vermek, aldatmak.  
    15 .  mecaz  Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak.  
    16 .    Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak:
           "Borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla."- N. Cumalı.  
    17 .  (ile edatıyla kullanılan fiil)  Tehlikeye düşürmek.  
    18 .    Değişiklik göstermek.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    oynama!

    Birleşik Sözler

    oynaya oynaya      

  • Türkçe

    Divanü Lügatit-Türk


    oynamak

  • Türkçe

    Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü


    Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi.

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    (nsz) 1. Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak: ?Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor.? -H. R. Gürpınar. 2. Herhangi bir tutku, ilgi vb. sebeple bir şeye kendini vermek: ?Babalar çocuklarının yanında rakı içer, kumar oynarsa çocuklar da ayyaş ... olurlar.? -B. Felek. 3. Kımıldamak, hareket etmek. 4. (-le) Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak. 5. Bir film, oyun vb.nde rol almak: ?Bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı.? -Y. Z. Ortaç. 6. Film gösterilmek: Bu akşam televizyonda hangi film oynuyor? 7. Tiyatro eseri sahneye konmak: ?Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış.? -M. Ş. Esendal. 8. Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek: ?Birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim.? -P. Safa. 9. Sarsılmak, yeri değişmek: Depremde yapı oynadı. 10. Sporla ilgili çalışmalara katılmak: Tenis oynamak. 11. Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak: ?Ne oynadığı gazinonun ismini söyledi ne de danslarından bahsetti.? -R. H. Karay. 12. Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak. 13. Değişiklik göstermek: Bunların fiyatı iki bin ile üç bin lira arasında oynar. 14. (-le) Tehlikeye düşürmek: Benim sağlığımla oynama. 15. Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek. 16. (-le) mec. Rastgele yön vermek, aldatmak: Talih bizimle oynuyor. 17. (-le) mec. Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak: Koca adamla oynamaya utanmıyor musun? 18. mec. Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak. 19. mec. Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek: ?Borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla.? -N. Cumalı.

  • Türkçe

    Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü


    Sinema/TV. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak.

  • Türkçe

    Tarama Sözlüğü


    1. Harcamak. 2. Güreşmek.

  • Türkçe

    Tiyatro Terimleri Sözlüğü


    Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. Bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Evlilik dışı cinsel ilişki kurmak.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Toprak yarılmak, kaymak.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    < ET oynamak: oynamak. || gözi oynamak:: kagış sözü olarak kullanılır || it oynamiş yonca tarlasi: karma karışık

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Sergilemek, (hileli) hareket etmek. 2. Oynamak

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe oynamak

    İngilizce

    1. to play, amuse oneself, fool around. 2. to dance; to gambol, cavort, frisk about; to dance (a dance). 3. to move, stir, budge. 4. to become loose; to have play in it. 5. to play (a game). 6. /ı/ to perform (a play). 7. /ı/ to play (a card). 8. /la/ to risk, play around with, trifle with. 9. to fluctuate, move back and forth. 10. to flicker. 11. /la/ to monkey with, tinker with, tamper with, fool with. 12. (for a film or play) to be on, be playing. oynaya oynaya joyfully, with great joy.

  • İngilizce

    (V.)
    play, move, dance, act, perform, play with, place one's bet, toy, budge, frisk, hop, interpret, jig, juggle, monkey, play around, play at, play on, play upon, playact, represent, work

  • İngilizce

    to play; to dance; to frolic, to romp; to move, to budge; to fiddle with, to toy with, to tamper with; to tinker; (film, oyun) to be on; to perform, to act, to play, to enact, to portray; to dally with sb/sth; to risk; to back

Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe oynamak

    Almanca

    spielen, sich bewegen.

  • Almanca

    spielen, ausspielen, nesteln, sich bewegen, sich regen, tanzen, wackeln; aufführen, darstellen, verkörpern; (toto, vb.) tippen; (yarýþta bir ata) setzen

  • Almanca

    spielen, sich bewegen

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe oynamak

    Fransızca

    jouer, se jouer, se mouvoir, danser, passer, remuer, vaciller, (sahnede) représenter

  • Fransızca

    jouer

Türkçe  Türkçe » Yunanca  Yunanca
  • Türkçe oynamak

    Yunanca

    παίζω, κουνιέμαι, χορεύω

Türkçe  Türkçe » Japonca  Japonca
  • Türkçe oynamak

    Japonca

    asobu

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe oynamak

    Arnavutça

    1. hedhur (i)
    2. kërcej

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe oynamak

    Kazakça

    bïlew

  • Kazakça

    oynaw

  • Kazakça

    qïmıldaw

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.