Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe fırtına

    Türkçe

    isim (fırtı'na) İtalyanca fortuna
     
    1 .    Yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr.  
    2 .    Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma:
           "Dalgadan kimsenin eli tahlisiyeye değmeden bereket fırtına dindi."- B. Felek.  
    3 .  mecaz  Güç atlatılan kötü durum:
           "Fırtınanın yaklaştığını anladığı hâlde anlamamış görünüyor, şarkısını mırıldanıyordu."- R. N. Güntekin.  
    4 .  mecaz  Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık; sıkıntı:
           "Kâmuran'ın ağlamasının kalbimde uyandırdığı fırtınaya kendim de şaşıyorum."- H. E. Adıvar.  
    5 .   coğrafya  Saatteki hızı 70 mil olan rüzgâr.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    fırtına çıkmak
    fırtına gibi
    fırtına kopmak (veya patlamak)

    Birleşik Sözler

    fırtına kuşu
    fırtına uğrağı
    sayılı fırtına  

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    a. (fırtına) meteor. 1. Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr: “İnce, uzun sapının, çok ağır başını, o kadar yüksekte taşıyabilmesi, fırtınalarda kırılmaması, içindeki aşktandır.” -H. S. Tanrıöver. 2. Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma: “Dalgadan kimsenin eli tahlisiyeye değmeden bereket fırtına dindi.” -B. Felek. 3. mec. Güç atlatılan kötü durum: “Fırtınanın yaklaştığını anladığı hâlde anlamamış görünüyor, şarkısını mırıldanıyordu.” -R. N. Güntekin. 4. mec. Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı: “Kâmuranın ağlamasının kalbimde uyandırdığı fırtınaya kendim de şaşıyorum.” -H. E. Adıvar.

  • Türkçe

    Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


  • Türkçe

    Türkçede Batı Kökenli Kelimeler Sözlüğü


    1. Yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr: § “... sonra ihtiyarlık onun bütün varlığına bir fırtına hızıyla girdi, bütün alevlerini söndürdü.” -Peyami Safa, Bir Akşamdı, 122. § “Bu ocak sonu İstanbul kuvvetli bir fırtına geçirmişti.” -Ahmet Hamdi Tanpınar, Sahnenin Dışındakiler, 65. § “Kız kardeşleri, fırtınalarda batmış gemilerin enkazından gelme öte beri şeylerle oynarken, o kendisini menekşe renkli bir gölgeyle ihata eden güzel, gül renginden bir salkım söğüdün altında oturur.” -Ruşen Eşref Ünaydın, C. 9, 78. § “Sıcak bir yaz gününde fırtınanın yaklaştığını sezen bir insan gibi, hayatının yeni maceralar eşiğinde olduğunu anlıyordu.” -Nazım Hikmet Ran, Yeşil Elmalar, 112. § “Bir lodos fırtınası var Marmarada Allah inandırsın.” -Reşat Nuri Güntekin, Balıkesir Muhasebecisi, 4. § “Önümüz ilkbahar olduğu için, artık bu geçici fırtınalarda kalmaz.” -Ziya Gökalp, Ziya Gökalp’ın Mektupları, 239. § “Kız, karanlık ve fırtına karşısında irkilir.” -Adalet Ağaoğlu, Toplu Oyunlar: Bir Kahramanın Ölümü, 301. § “ Subaskını, deprem, fırtına gibi tabii olaylar da genel bilgiler içinde.” -Ahmet Rasim, Eşkâl-i Zaman, 149. § “Fırtınalı bir deniz üzerinde 7 gün çırpınmış ve… “-Necip Fazıl Kısakürek, O ve Ben, 60. § “Takvimin bugünkü yaprağında, fırtına haberinden sonra, bir vecize: Elbette sefil olursa kadın alçalır beşer.” -Nurullah Ataç, Söyleşiler, 261. 2. Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma: “Hele fırtına gecelerinde, açık bir denizin dalgalarına tutulmuş vapurların içindeki sesler, büyük gürültüler, kanat çırpmaları, çerçeve zangırtıları, türlü gıcırtılar, hatta infilaklar duyuluyordu.” -Peyami Safa, Şimşek, 22. 3. mec. Güç atlatılan kötü durum: § “Neyse, şimdi bir bardak suda fırtına çıkaracak değiliz ya...” -Peyami Safa, Biz İnsanlar, 80. § “Hoş, altmış sekiz fırtınası durulunca, aralarındaki yinelenmeyen…” -Adalet Ağaoğlu, Dar Zamanlar-3 Hayır, 117. § “… çünkü sükûnetin ortasında fırtına saklıdır.” -Elif Şafak, Şehrin Aynaları, 11. § “Harp mıntıkasının göbeğinde, ateş yağmuru ve bomba fırtınası içinde emir tebliğlerini yetiştirmek için canımı dişime takmış koşarken, aklımdan bu çeşit fikirlerin geçmesi askeri bakımdan zayıflık emaresidir (belirtisidir), farkındayım.” -Buket Uzuner, Uzun Beyaz Bulut (Gelibolu), 107. § “Meliha bir söz söylemeyerek yalnız nazarıyla “Telaş etme, zuhur edecek fırtınanın teskinine gayret edeceğim, maksadını ifham ederek odadan çıktı.” -Ahmet Midhat Efendi, Eski Mektuplar, 13. 4. mec. Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık; sıkıntı: § “Birbirine zıt fikir cereyanları öylesine fırtınalı bir hava yaratmış, ortamı öylesine dalgalandırıp bulandırmıştı ki.” -Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Gençlik ve Edebiyat Hatıraları, 57. § “... Slavcılar tarafından bir nefret fırtınasıyla karşılandı.” -Peyami Safa, Doğu Batı Sentezi, 43. § “Flaubert içindeki fırtınayı yek bir ben olarak okura yansıtmamak için, § “ -Adalet Ağaoğlu, Geçerken, 39. § “… fırtınalı karakterinin yarattığı zıtlığın derin uçurumunda düşe çıka, yaralı-bereli en çok da yapa yalnız yaşamıştı.” -Buket Uzuner, Şairler Şehri, 75. 5. Saatteki hızı 70 mil olan rüzgâr.

  • Türkçe

    Osmanlıca


    şiddetli rüzgâr, korkutucu dalgalanma.

  • Türkçe Fırtına

    Türkçe

    Osmanlıca


    Şiddetli rüzgârla denizin dalgalanıp karışması. * Rüzgârın çok şiddetli esmesi.

  • Türkçe firtina

    Türkçe

    Osmanlıca


    Şiddetli rüzgârla denizin dalgalanıp karışması. * Rüzgârın çok şiddetli esmesi

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe fırtına

    İngilizce

    1. storm, tempest, gale. 2. terrible difficulty. 3. bewilderment. –– çıktı. A storm came up. –– gibi 1. suddenly and quickly. 2. impetuous, always in a hurry. –– kopmak 1. (for a storm) to break suddenly. 2. to break out in noisy arguments. –– patlamak (for a storm) to break suddenly. ––ya tutulmak to be caught in a storm.

  • İngilizce

    (N.)
    storm, gale, tempest, hurricane, gust, snorter, squall

  • İngilizce

    storm, tempest, gale

Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe fırtına

    Almanca

    Donnerwetter n; Gewitter n; Sturm m; Unwetter n

  • Almanca

    s Gewitter, r Sturm.

  • Almanca

    Gewitter [das], Sturm [der], Donnerwetter [das], Sturmwind [der], Unwetter [das]

  • Almanca

    Gewitter, Sturm

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe fırtına

    Fransızca

    tempête [la], orage [le], tourmente [la]

  • Fransızca

    orage, tempête

Türkçe  Türkçe » Azerice  Azerice
  • Türkçe fırtına

    Azerice

    fırtına

Türkçe  Türkçe » Lehçe  Lehçe
  • Türkçe fırtına

    Lehçe

    burza

  • Lehçe

    nawałnica

  • Lehçe

    sztorm

  • Lehçe

    szturm

  • Lehçe

    zawierucha

Türkçe  Türkçe » Yunanca  Yunanca
  • Türkçe fırtına

    Yunanca

    (η) φουρτούνα, (η) τρικυμία


    (η) καταιγίδα, (η) θύελλα

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe fırtına

    Arnavutça

    furtunë

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe fırtına

    Kazakça

    boran

  • Kazakça

    dawıl

Azerice  Azerice » Türkçe  Türkçe
  • Azerice fırtına

    Türkçe

    fırtına

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.