Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe almak

    Türkçe

    (-i durum ekiyle kullanılan fiil)
     
    1 .    Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.  
    2 .    Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak:
           "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbenti çekip aldı."- N. Cumalı.  
    3 .    Birlikte götürmek.  
    4 .    Satın almak:
           "Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- N. Cumalı.  
    5 .    Ele geçirmek, fethetmek:
           "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. Seyfettin.  
    6 .    İçine sığmak.  
    7 .    Kabul etmek.  
    8 .    Kendine ulaştırılmak, iletilmek.  
    9 .    İçeri sızmak, içine çekmek.  
    10 .    Biriyle evlenmek:
           "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- M. Ş. Esendal.  
    11 .    Sürükleyip götürmek.  
    12 .    Kazanmak, elde etmek.  
    13 .    Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak.  
    14 .    Bürümek, sarmak, kaplamak:
           "Dağ başını duman almış / Gümüş dere durmaz akar."- Marş.  
    15 .    Kısaltmak, eksiltmek.  
    16 .    Yolmak, koparmak.  
    17 .    Yerini değiştirmek, çekmek.  
    18 .    Temizlemek.  
    19 .    Duş, banyo yapmak; yıkanmak.  
    20 .    İçeri götürmek:
           "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- N. Cumalı.  
    21 .    Tat veya koku duymak.  
    22 .    Örtmek, koymak.  
    23 .  (-e durum ekiyle kullanılan fiil)  ... gibi anlamak.  
    24 .  (nesne almayan fiil)  Başlamak:
           "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- Halk türküsü.  
    25 .  (-den durum kiyle kullanılan fiil)  Davranış veya makam değiştirmek.  
    26 .    İçecek veya sigara içmek.  
    27 .    Yutmak; kullanmak.  
    28 .    Yol gitmek, mesafe katetmek.  
    29 .    Çalmak.  
    30 .    Göreve, işe başlatmak.  
    31 .  (-den durum kiyle kullanılan fiil)  Görevden, işten çekmek.  
    32 .    Kazanç sağlamak.  
    33 .    Gidermek, yok etmek.  
    34 .    Soldurmak.  
    35 .    Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak.  
    36 .    Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek:
           "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."- H. Taner.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    alaşağı etmek
    al aşağı vur yukarı
    al benden de o kadar
    al birini, vur ötekine (veya birine)
    aldı
    aldığı abdest ürküttüğü kurbağaya değmemek
    al gülüm ver gülüm
    alıp satmaz görünmek
    alıp sattığı olmamak
    alıp vereceği olmamak
    (biriyle) alıp verememek
    alıp vermek
    alıp yürümek
    al sana bir daha
    al takke ver külâh
    al (veya alın)

  • Türkçe

    Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu


  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    (-i) 1. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: “Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı.” -N. Cumalı. 2. (-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: Çocuğu okuldan aldı. 3. Birlikte götürmek. 4. (nsz) Satın almak. 5. (nsz) Ele geçirmek, fethetmek: “Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş.” -Ö. Seyfettin. 6. (nsz) İçine sığmak: Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır. 7. (-e, nsz) Kabul etmek. 8. (nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek: Mektup almak. Haber almak. 9. (nsz) İçeri sızmak, içine çekmek: Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış. 10. (nsz) Erkek, kadınla evlenmek: “O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü.” -M. Ş. Esendal. 11. (-i, nsz) Sürükleyip götürmek: Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı. 12. (nsz) Kazanmak, elde etmek. 13. (nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: Soğuk almak. Ceza almak. 14. (-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak: Burayı kötü bir koku aldı, durulamaz hâle geldi. 15. (-den) Kısaltmak, eksiltmek: Ceketin boyundan almak. 16. (nsz) Yolmak, koparmak: Kaş almak. 17. Temizlemek: Karyolanın altını süpürge ile al. 18. (-i, -e) İçeri girmesini sağlamak: “Sevdiği delikanlıyı gece evine almış.” -N. Cumalı. 19. (nsz) Tat veya koku duymak: Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır. 20. (-i, -e) Örtmek, koymak: Paltosunu sırtına aldı. 21. (-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek: O yolu bir saatte alırsınız. 22. (-i, -den) Çalmak: Cebimden saatimi almışlar. 23. Soldurmak: Güneş perdelerin rengini aldı. 24. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: Dalağını aldılar. 25. (nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: “Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı.” -H. Taner. 26. (nsz) Göreve, işe başlatmak: Yeni bir kapıcı aldı. 27. (-den) Görevden, işten çekmek. 28. (nsz) Başlamak: “Üsküdara gider iken aldı da bir yağmur” -Halk türküsü. 29. (nsz) İçecek veya sigara içmek: Tadına bakmak için bir yudum aldım. 30. (nsz) Yutmak, kullanmak: İlaç almak. 31. (-den, nsz) Kazanç sağlamak: Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar. 32. Gidermek, yok etmek: İçine biraz su koy, tuzunu alır. 33. Yer değiştirmek.

  • Türkçe

    Tarama Sözlüğü


    1. Basmak, galebe etmek, istilâ etmek, kaplamak. 2. Ele geçirmek, yakalamak, elde etmek. 3. Gereken şeyi kendine mal etmek.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Parlamak, tutuşmak.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. İki parça uygun gelmek. 2. Meyletmek, bir taraf ağır gelmek: Merkebin bu yanı alıyor.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Almak

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Tutmak, musallat olmak (hastalık vb. durumlar için). 2. Çatmak, dokunmak, değmek

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Yanınca götürmek // alip. 2. Satın almak // alem. 3. Elde etmek, hasıl etmek // aliyemiş. 4. hanım edinmek. 5. Çıkarmak, sıyırmak // alip. 6. El koymak // alip. 7. Ele almak, muhatap etmek // alu. 8. Tutmak, kavramak // alu 9. Temizlemek // aliyikan

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe almak

    İngilizce

    -ır 1. /ı/ to take. 2. /ı/ to get. 3. /ı/ to buy. 4. /ı/ to receive; to accept. 5. /ı/ to steal. 6. /ı/ to marry (a girl). 7. /ı/ to take, hold, be able to contain. 8. /ı/ to take along. 9. /ı/ to capture; to conquer. 10. /ı/ to take (a bath, medicine, a drink). 11. /ı/ to catch (cold); to catch (fire). 12. /ı/ to take on, hire, employ. 13. /ı/ to remove, take away, pluck out. 14. /ı/ to move. 15. /ı/ to sweep, clean, dust. 16. /ı/ to sense, smell, hear. 17. /ı, a/ to put (something) on, throw (a garment) over (oneself). 18. /ı, a/ to take (someone, something) into (one´s care or protection). 19. /ı, a/ to take (something) as being (something). 20. /ı/ to take (water). 21. /ı/ (for wind, flood) to carry away, destroy. 22. /ı/ (for smoke, fear) to overwhelm, cover, sweep through. 23. /ı/ to cover, travel (a distance). 24. /dan/ to take the attitude of. 25. /dan/ to shorten. 26. to begin all at once. Aldı .... (before a name, in folk literature) ... began to recite. Aldığı aptes ürküttüğü kurbağaya değmez. colloq. The gain is less than the loss. Al aşağı, vur yukarı .... with a lot of bargaining. Al benden de o kadar. colloq. 1. I am as bad off as you. 2. I agree. Al birini vur ötekine/birine. colloq. One is no better than the other. Al cevabını otur aşağı. colloq. Now you are answered. Al gülüm, ver gülüm. colloq. 1. They are fluttering and fussing over each other. 2. You know how to take; now learn how to give. Alan razı, satan razı. colloq. Since the two have agreed nobody else should interfere. Al sana. Here! Take it! Al sana bir (bela) daha. colloq. Here is another (trouble) for you. Al takke, ver külah .... 1. struggling, tumbling with one another. 2. with a great struggle. 3. becoming very intimate with each other. alıp vereceği olmamak 1. to be all square on the accounts. 2. /la/ to have no relations (with). alıp verememek /la/ to have a disagreement (with). alıp vermek 1. to have one´s heart beat wildly. 2. to turn over a matter in one´s mind, dwell on a matter. 3. /ı/ to exchange, trade. Aldı yürüdü. colloq. 1. He has gotten rich quickly. 2. He has become famous in a short time. 3. It progressed well. It prospered and grew. alıp yürümek to make headway.

  • İngilizce

    (V.)
    exchange, take, get, buy, receive, accept, take in, seize, capture, conquer, pick up, gain (weight), put on (weight), admit, assume, borrow, collect, come in, divest smb. of, draw, enter on, enter upon, enucleate, excise

  • İngilizce

    to take, to get; to receive; to buy; to take sb in marriage; to hold; to take along; to call for; to capture, to conquer; to catch (cold); to take on, to hire, to employ; to move; to remove, to take away;to sweep, to clean, to dust; to sense, to smell, to

Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe almak

    Almanca

    nehmen, holen, zugreifen, mitnehmen, wegnehmen; bekommen, erhalten, kriegen; kaufen; aufnehmen; empfangen; besetzen.

  • Almanca

    nehmen, bekommen, einnehmen, empfangen, entgegennehmen, entnehmen, erhalten; kriegen; regieren; (emir, bilgi, nasihat) einholen; (kan) abzapfen; (önlem) ergreifen, treffen; (para) abnehmen, beziehen, kassieren; (plaða/banda) besprechen; (soluk) holen

  • Almanca

    nehmen, holen, zugreifen, mitnehmen, wegnehmen; bekommen, erhalten, kriegen; kaufen; aufnehmen; empfangen; besetzen

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe almak

    Fransızca

    prendre, recevoir, avoir, dépendre, puiser, s'emparer, tenir, toucher

  • Fransızca

    acheter, prendre, recevoir

Türkçe  Türkçe » Azerice  Azerice
  • Türkçe almak

    Azerice

    al/götürmək

Türkçe  Türkçe » Lehçe  Lehçe
  • Türkçe almak

    Lehçe

    brać

  • Lehçe

    dostawać

  • Lehçe

    nabierać

  • Lehçe

    odbierać

  • Lehçe

    otrzymać

  • Lehçe

    otrzymywać

  • Lehçe

    pobierać

  • Lehçe

    przyjąć

  • Lehçe

    przyjmować

  • Lehçe

    ujmować

  • Lehçe

    wziąć

  • Lehçe

    zabierać

  • Lehçe

    zajmować

Türkçe  Türkçe » Yunanca  Yunanca
  • Türkçe almak

    Yunanca

    ρήμ. παίρνω, αγοράζω

Türkçe  Türkçe » Japonca  Japonca
  • Türkçe almak

    Japonca

    toru; morau

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe almak

    Arnavutça

    marr

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe almak

    Kazakça

    alw

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.