Kazakça  Kazakça » Türkçe  Türkçe
  • Kazakça zaman

    Türkçe

    devir

  • Türkçe

    devran

  • Türkçe

    milat

  • Türkçe

    vakit

  • Türkçe

    zaman

Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe zaman

    Almanca

    Zeit [die]

  • Almanca

    Zeit

  • Almanca

    e Zeit.

  • Almanca

    Zeit f

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe zaman

    Fransızca

    temps [le], âge [le], date [la], durée [la], époque [la], ère [la], heure [la], moment [le]

  • Fransızca

    temps

Türkçe  Türkçe » Azerice  Azerice
  • Türkçe zaman

    Azerice

    zaman

Türkçe  Türkçe » Flemenkçe  Flemenkçe
  • Türkçe zaman

    Flemenkçe

    tijd

Türkçe  Türkçe » Lehçe  Lehçe
  • Türkçe zaman

    Lehçe

    chwila

  • Lehçe

    czas

  • Lehçe

    pora

Türkçe  Türkçe » Japonca  Japonca
  • Türkçe zaman

    Japonca

    hima

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe zaman

    Arnavutça

    1. koha
    2. kohë

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe zaman

    Kazakça

    däwren

  • Kazakça

    kez

  • Kazakça

    mezet

  • Kazakça

    mezgil

  • Kazakça

    sät

  • Kazakça

    tus

  • Kazakça

    waqıt

  • Kazakça

    zaman

Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe zaman

    Türkçe

    Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


    (jeoloji)

  • Türkçe

    isim (-ma:nı) Arapça zaman
     
    1 .    Bir iş veya oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit:
           "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.  
    2 .    Bu sürenin belirli bir parçası, vakit:
           "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.  
    3 .    Belirlenmiş olan an.  
    4 .    Çağ, mevsim.  
    5 .    Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler:
           "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukalâ herifi sepetledi."- H. Taner.  
    6 .    Dönem, devir.  
    7 .    Bir süre ile ilgili durum ve şartlar:
           "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.  
    8 .   gramer  Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.  
    9 .   jeoloji  Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.  
    10 .   astronomi  Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    zaman almak
    zamana uymak
    zaman bırakmak
    zamanı avlamak
    zamanı dolmak
    zamanı geçirmek
    (bir şeyin) zamanı geçmek
    zaman ile yarışmak
    zaman kazanmak
    zaman kollamak
    zaman öldürmek
    zaman tanımak
    zaman vermek

    Birleşik Sözler

    zaman aşımı
    zaman ayarlı
    zaman belirteci
    zaman bilimi
    zaman bilimsel
    zaman birimi
    zaman dizini
    zaman eki
    zaman tüneli
    zaman zaman
    zaman zarfı
    aynı zamanda
    çift zamanı
    hikâye birleşik zamanı
    iftar zamanı
    ikindi zamanı
    rivayet birleşik zamanı
    yıldız zamanı
    vaktizamanında  

  • Türkçe

    Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu


  • Türkçe

    Dilbilim Terimleri Sözlüğü


    Bir eylemim veya bir oluşun meydana geldiği devri anlatmak üzere fiilin aldığı şekil; bu şekil aynı zamanda kılmış da anlatabiir. Eylem söz söyleyenin söylediği andan önce yapılmış veya olmuşsa GEÇMİŞLİK ( Mazi, Passé : bk. Geçmiş zaman ), söylediği anda yapılmakta ise ŞİMDİLİK ( Hal, Présent; bk. Şimdikilik ), söylediği andan sonra yapılacaksa GELECEKLİK ( istikbal, Futur; bk. Gelecek zaman ), bu yolda sınırlanmamış olursa GENİŞ ZAMAN ( Muzari, Atemporel; bk. Geniş zaman ) adını alır. Bu zamanlar tek zamanlı oldukları vakit SALTIK ( Absolu ), başka bir olaya göre kurulmuş bir şekilde olurlarsa GÖRELİ ( Relatif; bk. Bileşik zaman ve Katmerli bileşik zaman ) vasfını alırlar. bk. Birincil ve İkincil zamanlar, Berk geniş ve Berk geri zaman, Aorist.

  • Türkçe

    Divanü Lügatit-Türk


  • Türkçe

    Felsefe Terimleri Sözlüğü


    Felsefe kavramı olarak: oluş, gelip geçiş, değişme ve süreklilik biçimi; dönüşü olmayan bir doğrultuda birbiri ardından gitme. // Zaman, sürüp giden doğru bir çizgi olarak düşünülebilir; geriye doğru sonsuza değin uzanır (geçmiş), aynı zamanda ileriye doğru (geleceğe) akıp gider. Nesnel (objektif) zaman: Ölçülebilen zaman, ama kendi içinde değil, cisimlerin devinimiyle ölçülebilir. Uzaydaki devinimlerin sıralanması, zamanın da zaman kesimlerine bölünmesini sağlar. Modern fizik nesnel zamanın olmadığını ileri sürer. bk. görellik kuramı. Öznel zaman: Zaman bilincine dayanır, yaşantılara bağlıdır; nesnel olarak ölçülemez; duruma göre, yaşanılan zaman kısa ya da uzun görünebilir.

  • Türkçe

    Gökbilim Terimleri Sözlüğü


    Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü.

  • Türkçe

    Gramer Terimleri Sözlüğü


    Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: Şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. Fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || ? Sen söyle Allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun Türk mü demiş ne.. O da ona taş atmış. Sen tafsilâtını daha iyi bilirsin. İnzibat meclisleri toplanacakmış. Gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. Taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) Nasıl dedi bakayım? Eşekmişler amma Türk de değilmişler onu konuşuyorduk (P. Safa, Biz insanlar, s. 48) vb. Ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman.

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    a. (zama:nı) 1. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: ?Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım.? -Ö. Seyfettin. 2. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: ?Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir.? -A. İlhan. 3. Belirlenmiş olan an. 4. Çağ, mevsim: Gül zamanı. Çocukluk zamanı. 5. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. 6. Dönem, devir: ?Dedelerimizin zamanında burada bir kral yaşardı.? -R. Mağden. 7. gök b. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. 8. db. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir. 9. jeol. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.

  • Türkçe

    Kimya Terimleri Sözlüğü (II)


    1. SI biriminde saniye (s) gösterilen dördüncü boyut. 2.Bir iş veya olayın geçmekte olduğu sürenin ölçüsü.

  • Türkçe

    Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü


    1) sorumluluk. 2) sağlama (Borçlar Yasası, 169)(karş. tekeffül, temînât).

  • Türkçe

    Türk Dünyası Gramer Terimleri Kılavuzu


    Azerbaycan Türkçesi: zaman; Türkmen Türkçesi: zamaan; Gagauz Türkçesi: zaman; Özbek Türkçesi: zamon; Uygur Türkçesi: zaman; Tatar Türkçesi: zaman; Başkurt Türkçesi: zaman; Kmk: zaman; Krç.-Malk.: zaman;Nogay Türkçesi: zaman; Kazak Türkçesi: şak; Kırgız Türkçesi: çak; Alt:: öy; Hakas Türkçesi: tus; Tuva Türkçesi: üye; Rusça: vremya

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    (< Ar. zemân) zaman.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Müddet // uzun zaman : uzun süre

  • Türkçe

    Yerbilim Terimleri Sözlüğü


    Bir dizge katmanlarının oluştuğu zaman süresi.

  • Türkçe

    Osmanlıca


    (Bak: Zeman

  • Türkçe Zaman

    Türkçe

    Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü


    (Derleme.. fiillerde zaman) Eylemlerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, geniş zaman, gelecek zaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelir, gelecek, geldiydi, geliyormuş, hastaydı vb.

  • Türkçe

    Kişi Adları Sözlüğü


    Cinsiyet: Erkek
    Vakit, çağ.

  • Türkçe

    Hukuk Terimleri


    Bir ödemeyi veya zarar ziyanı karşılama sorumluluğunu üstlenme.

  • Türkçe

    Osmanlıca


    Kefil olma, kefillik. Bir şeyin mislini veya değerini vermek üzere zarara karşı kefil olma, garanti.

  • Türkçe zâman

    Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Zaman, bk. zeman

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe zaman

    İngilizce

    1. time: Zaman nehir gibi akıyor. Time flows like a river. Bana zaman lazım. I need time. Fatoş´un zamanı az. Fatoş has little time to spare. ışık söndürme zamanı lights-out. 2. time, season: Yenidünya zamanı geldi. Loquats are now in season. 3. age, era, epoch: zamanın âlimleri the learned men of the age. 4. (a person´s) youth or prime; the time when one was engaged in a particular activity: Benim zamanımda bu işyerinin yönetim biçimi bambaşkaydı. This office was run quite differently in my time. 5. the right time or the time appointed (to do something): Artık bu işin zamanı geldi. It´s now the right time to do this job. 6. free time: Bugün hiç zamanım yok. I´ve no free time today. 7 gram. tense. 8. mus. time, meter, rhythm. 9. geol. era. 10. when: geldiği zaman when he came. ––ında at the proper time, at the right time. ––la with time, as time passes/ passed. –– belirteci gram. adverb of time. –– bırakmak /a/ to set aside time for, leave time for (something). –– birimi unit of time. –– eki gram. temporal suffix (for a verb). ––ı geçmek 1. to be out of date, be outmoded. 2. (for something) to expire, become void (as a result of the passage of time). 3. (for a fruit or vegetable) no longer to be in season. 4. (for an activity) no longer to be appropriate to the time of year. 5. (for something) to be of no use (because it´s too late): Özür dilemenin zamanı geçti artık. It´s now too late to apologize. –– kazanmak 1. to save time. 2. (for someone) to gain time. –– kollamak to be on the lookout for a suitable opportunity, bide one´s time. –– öldürmek to kill time. –– sana uymazsa sen zamana uy. proverb If the times don´t conform to you, then you should conform to the times. ––a uymak to conform to the age in which one lives, move with the times, keep in step with the times. –– vermek /a/ to set aside time (for) (something). –– zaman from time to time, occasionally, every now and then, every now and again, every so often. –– zarfı gram. adverb of time.

  • İngilizce

    (Conj.)
    whilst

  • İngilizce

    (N.)
    bout, cycle, date, day, father time, hour, season, tense, time, when, while, sands

  • İngilizce

    time; age, era, epoch, period; tense; reign

Azerice  Azerice » Türkçe  Türkçe
  • Azerice zaman

    Türkçe

    zaman

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.