Azerice  Azerice » Türkçe  Türkçe
  • Azerice son

    Türkçe

    son

Türkçe  Türkçe » Lehçe  Lehçe
  • Türkçe son

    Lehçe

    ostatni

  • Lehçe

    zakończenie

  • Lehçe

    kres

  • Lehçe

    cel

  • Lehçe

    koniec

  • Lehçe

    końcówka

Türkçe  Türkçe » Yunanca  Yunanca
  • Türkçe son

    Yunanca

    (το) τέλος


    επίθ. τελευταίος

Türkçe  Türkçe » Japonca  Japonca
  • Türkçe son

    Japonca

    saigo no, owari

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe son

    Arnavutça

    1. fund
    2. fundit (i)

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe son

    Kazakça

    aqırğı

  • Kazakça

    ayaq

  • Kazakça

    soñ

  • Kazakça

    soñğı

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe son

    İngilizce

    (ADJ.)
    last, final, ultimate, late, latest, latter, bedrock, close, conclusive, definitive, farewell, finishing, full, nth, recent, supreme, terminal

  • İngilizce

    1. end, conclusion, termination. 2. last; final; the most recent. 3. afterbirth; placenta. 4. lastly, last, at the end, after all the others. ––unda finally, in the end. ––dan bir evvelki penultimate. –– bulmak to end, come to an end. –– defa 1. last time. 2. for the last time. –– derece exceedingly, extremely. ––unu düşünmek /ın/ to consider how (something) may end. ––a erdirmek /ı/ to conclude, complete. ––unu getirmek /ın/ to bring (something) to a successful conclusion. –– gürlüğü ease and comfort attained in one´s old age. ––a kalan dona kalır. proverb A slowpoke gets left out in the cold./Slothful people lose out. –– kozunu oynamak to play one´s last card, make use of one´s last advantage. –– pişmanlık fayda vermez/etmez. proverb Regret is futile. –– posta colloq. 1. the last time. 2. for the last time. –– söz the last word, the final decision. –– tahlilde in the final analysis. –– turfanda the last of the season (refers to a particular vegetable or fruit). –– uyarı ultimatum. –– vermek /a/ to bring (something) to an end; to put an end to (something).

  • İngilizce

    (ADV.)
    last

  • İngilizce

    (N.)
    end, ending, finish, last, extremity, close, result, issue, outcome, conclusion, afterbirth, curtains, denouement, expiration, expiry, fate, finis, full stop, kiss off, omega, quietus, ruination, secundine, sunset, tail

  • İngilizce

    last; recent; latest; final; definitive; last; end, conclusion, close; ending; final; expiration; end, death; result; breakup; placenta, afterbirth

Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe son

    Türkçe

    Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu


  • Türkçe

    Divanü Lügatit-Türk


    som, içi dolu madenden olan şey

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    sf. 1. Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı: ?Gündüzün son ışıklarıyla beraber sanki odadan eşya da çekiliyordu.? -P. Safa. 2. En arkada bulunan: Son vagon. 3. Artık ondan ötesi veya başkası olmayan: ?Son atlıkarıncayı Kadırga meydanında birkaç yıl evvel görmüştüm.? -H. A. Yücel. 4. a. Uç, sınır. 5. Olanca: ?Son kuvvetiyle: Ya Ali! diye bağırdı.? -M. Ş. Esendal. 6. a. Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet: Kışın sonu. Bu yolun sonu. 7. a. mec. Ölüm. 8. a. anat. Döl eşi.

  • Türkçe

    Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


    (biyoloji, zooloji)

  • Türkçe

    Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


    bk. uç.

  • Türkçe

    Tıp Terimleri Kılavuzu


  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1.Dövülmüş, samanı buğdayından ayrılmamış yığın. 2.Dövülmüş, içinin çıtırı açılmamış kendir lifi yığını.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Halıdan artmış yün ve bu yünden dokunan kilim.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    < ET soñ: son. || soğn || soğunda || sounda || sun

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Encam, son, bk. sonğ// baştan sona : bk. başdan ayaği

  • Türkçe

    Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü


    Etene.

  • Türkçe

    Yumrukoyunu Terimleri Sözlüğü


    Karşılaşmanın sonucunu belirtecek son yarışma.

  • Türkçe

    sıfat
     
    1 .    Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı:
           "Böylece son söz ve hak kuvvete, kuvvetliye, kurnaza ve kurnazlığa kalıyordu."- T. Buğra.
           "Gündüzün son ışıklarıyla beraber sanki odadan eşya da çekiliyordu."- P. Safa.  
    2 .    En arkada bulunan.  
    3 .    Artık ondan ötesi veya başkası olmayan:
           "Son bir umutla üç kupayı tutup iki kart istemişti."- T. Buğra.
           "Son altı karıncayı Kadırga meydanında birkaç yıl evvel görmüştüm."- H. A. Yücel.  
    4 .  isim  Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet.  
    5 .  isim, anatomi  Etene, eş, döl eşi, meşime, plasenta.  
    6 .  isim, mecaz  Olum.  
    7 .  zarf  Olanca:
           "Son kuvvetiyle: Ya Ali!diye bağırdı."- M. Ş. Esendal.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    sona kalan dona kalır
    son bulmak (veya sona ermek)
    son gelmek
    son kozunu oynamak
    son nefes
    son nefesini vermek
    son noktayı koymak
    son pişmanlık fayda vermez (veya etmez)
    sonu gelmek
    sonunu almak
    sonunu getirememek
    (bir işin) sonunu getirmek
    son vermek

    Birleşik Sözler

    son adam
    sonbahar
    son birim
    son derece
    son dört
    son ek
    son görev
    son gürlüğü
    son kânun
    son nefes
    son ses
    son teşrin
    son turfanda
    son vazife
    baştan sona  

Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe son

    Almanca

    äusserst, überaus.

  • Almanca

    letzte(r, s); äußerste(r, s); jüngste(r, s); entscheidend; Schluß [der], Abschluß [der], Ausgang [der], Ausklang [der], Beschluß [der], Ende [das]

  • Almanca

    Schluss, Abschluss; letz, neuest

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe son

    Fransızca

    dernier/ière, définitif/ive, final/e, terminal/e

  • Fransızca

    dernier, fin

Türkçe  Türkçe » Azerice  Azerice
  • Türkçe son

    Azerice

    son

İngilizce  İngilizce » İngilizce  İngilizce
  • İngilizce son

    İngilizce

    n. male child, male offspring

İngilizce  İngilizce » Türkçe  Türkçe
  • İngilizce son

    Türkçe

    (int.)
    evladım, oğlum

  • Türkçe

    (N.)
    [sʌn]
    oğlum, oğul, erkek evlât, çocuk

  • Türkçe

    (Pref.)
    oğlu

  • Türkçe

    i. oğul, erkek evlat.

  • Türkçe

    ogul

  • Türkçe

    çocuk

  • Türkçe

    erkek evlât

  • Türkçe

    oğlum

Fransızca  Fransızca » Türkçe  Türkçe
  • Fransızca son

    Türkçe

    seda, ses

  • Türkçe

    onun

Kazakça  Kazakça » Türkçe  Türkçe
  • Kazakça soñ

    Türkçe

    akıbet

  • Türkçe

    bilâhare

  • Türkçe

    encam

  • Türkçe

    son

  • Türkçe

    sonra

  • Türkçe

    sonradan

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.