İngilizce  İngilizce » Türkçe  Türkçe
  • İngilizce hold

    Türkçe

    nüfuz

  • Türkçe

    el koymak

  • Türkçe

    etki

  • Türkçe

    geçerli olmak

  • Türkçe

    gemi ambarı

  • Türkçe

    gözaltına almak

  • Türkçe

    kaldırmak

  • Türkçe

    karara bağlamak

  • Türkçe

    kavramak

  • Türkçe

    muhafaza etmek

  • Türkçe

    durmak

  • Türkçe

    sadık kalmak

  • Türkçe

    tıkamak

  • Türkçe

    tutma

  • Türkçe

    tutmak

  • Türkçe

    tutunacak yer

  • Türkçe

    tutunma

  • Türkçe

    Bilgisayar/Elektronik Terimleri


    tutma, mesgul etme

  • Türkçe

    (int.)
    dur

  • Türkçe

    (N.)
    [həʊld]
    tutma, tutunma, gemi ambarı, tutunacak yer, etki, nüfuz, durdurma, ambar, bagaj bölümü (uçak)

  • Türkçe

    (V.)
    [həʊld]
    tutmak, kavramak, tıkamak, kaldırmak, el koymak, alıkoymak, gözaltına almak, devam etmek, almak, barındırmak, muhafaza etmek, karara bağlamak, çekmek, dayanmak, sadık kalmak, geçerli olmak, durmak

  • Türkçe

    tutuş

  • Türkçe

    tutmak; tutturmak; geride tutmak, kontrol altina almak; içine almak, almak; sahip olmak, elinde tutmak; (bir seyi) olusturmak, yapmak; belli bir durumda tutmak, belli bir pozisyonda tutmak; saymak, farz etmek, inanmak; sürmek, devam etmek,tutma, tutus; tu

  • Türkçe

    v.tut:n.tutuş

  • Türkçe

    alıkoymak

  • Türkçe

    almak

  • Türkçe

    ambar

  • Türkçe

    barındırmak

  • Türkçe

    çekmek

  • Türkçe

    dayanmak

  • Türkçe

    devam etmek

  • Türkçe

    durdurma

  • İngilizce Hold

    Türkçe

    Mühendislik Terimleri


    V.Tut:N.Tutuş

İngilizce  İngilizce » İngilizce  İngilizce
  • İngilizce hold

    İngilizce

    v. have in one's hand; include, contain; keep, save; restrain; maintain, support, believe; direct, arrange; possess

  • İngilizce

    n. grasp, grip; handle, something to grip; influence, effect; order to delay or postpone something; stronghold, secure fortified place; storage space in the hull of a ship

Almanca  Almanca » Türkçe  Türkçe
  • Almanca hold

    Türkçe

    tatlı, şirin, hoş, sevimli

  • Türkçe

    l. sirin, hos, sevimli, latif, zarif 2. (günstig) müsait; j-m ^ sein l. b-ne karsi müsait davranmak 2. (Glück) talihi yaver olm. 3. (lieben) sevmek; b-ne, b§e bagh olm. ^e mff F hum. sevgili, dost

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.