Türkçe » Almanca
s Auge; s Loch, e Öffnung; e Öse; s Fach, s Schliessfach, s Schubfach, e Schublade; e Masche.
Auge [das]; Fach [das]; Schleife [die]; Schlinge [die]
Auge; Loch, Öffnung; Öse; Fach, Schliessfach, Schubfach, Schublade; Masche
Türkçe » Türkçe
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Zanaat Terimleri Sözlüğü
Zooloji Terimleri Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Kitaplıkbilim Terimleri Sözlüğü
Ağaçişleri Terimleri Sözlüğü
Aydınlatma Terimleri Sözlüğü
Biyoloji Terimleri Sözlüğü
Budunbilim Terimleri Sözlüğü
Güncel Türkçe Sözlük
isim
1 . Görme organı.
2 . (bazı deyimlerde) Görme ve bakma.
3 . İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.
4 . Bakış, görüş.
5 . Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak:
"Asıl felâket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu?"- T. Buğra.
6 . Delik, boşluk:
"Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır."- S. F. Abasıyanık.
7 . İçine girilen, öteberi konulan, bölümleri olan bir şeyin her bölmesi:
"Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı / Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu."- Z. O. Saba.
8 . Çekme, çekmecelerin her biri.
9 . Terazi kefesi.
10 . Kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında bir şeye kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, nazar:
"Dedim ya adamcağız göze geldi. Göz fena şeydir."- R. N. Güntekin.
"İnsanı gözle yiyip bitirirler."- Ö. Seyfettin.
11 . Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı.
12 . Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri.
13 . Bölüm, hane.
14 . Bazı yaraların uç bölümü.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
göz açamamakBirleşik Sözler
göz akıMadencilik Terimleri Kılavuzu
Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu
Tarama Sözlüğü
Tarım Terimleri
Tıp Terimleri Kılavuzu
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Teknik Terimler - Makina Ögeleri
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
Türkçe » İngilizce
1. eye. 2. sight, vision. 3. eye, manner or way of looking at a thing; estimation; opinion. 4. fountainhead, source (of a stream or river); spring. 5. eye (of a needle). 6. division, section, compartment; pigeonhole; cubbyhole. 7. drawer (in a piece of furniture). 8. pan (of a balance). 9. evil eye. 10. bad luck inflicted by an evil eye. 11. esteem, favor, friendly regard. 12. rudimentary bud. 13. eye (on a potato). 14. eye, the depression at the calyx end of some fruits. 15. section, division, square (on a game board). 16. central core (of a boil). 17. eye (in cheese); hole (in bread). 18. desire, interest. ––ünde /ın/ in the eyes of. ––ü aç greedy, avaricious, insatiable. –– açamamak to have no rest or respite. ––ü açık clever, sharp, wide-awake, shrewd. ––ü açık gitmek to die without having fulfilled one´s desire. ––ü açılmak to become shrewd. –– açıp kapayıncaya kadar/–– açıp kapamadan in the twinkling of an eye, in an instant. ––lerini açmak to wake up. ––ünü açmak 1. to keep one´s eyes open, watch out, be wary, be on guard. 2. /ın/ to enlighten (someone), open (someone´s) eyes. 3. to be enlightened. 4. /ın/ to take (a virgin) to bed. 5. /da/ to have intercourse for the first time (with). –– açtırmamak /a/ to give no respite to, give (someone) no chance to do anything else. ––ünü ağartmak to open one´s eyes wide (in astonishment or anger). –– ağrısı 1. eyestrain. 2. one´s old or first love or sweetheart. –– ahbaplığı/aşinalığı knowing someone by sight. ––ü akmak to be blinded (by accident). ––e ak düşmek to get a cataract in one´s eye. –– alabildiğine as far as the eye can see. –– aldanımı/aldanması optical illusion. –– alıcı eye-catching. –– almak to dazzle. ––e almak /ı/ to risk, accept the risk of, take or run the chance of. –– ardı etmek /ı/ to undervalue, pay insufficient attention to. ––ü arkada kalmak to leave with something left undone or with a desire left unsatisfied. –– aşinalığı slight acquaintanceship. –– atmak /a/ to take a glance at, run an eye over. ––ün/––ünüz aydın! I´m happy for you!/Congratulations! (said to one whose long-awaited wish has come true). –– aydına gitmek /a/ to visit (someone) to congratulate him/her. ––ünü ayırmamak /dan/ not to take one´s eyes off of. –– aynası ophthalmoscope. ––lerini bağışlamak to donate one´s eyes on death. ––ünü bağlamak /ın/ 1. to blindfold. 2. to hoodwink. ––ü bağlı 1. blindfolded. 2. blindly, blindfoldedly. 3. bewitched. (...) ––üyle bakmak /a/ to look at (someone, something) from the point of view of. –– bankası eye bank. –– banyosu 1. eyewash. 2. colloq. girl-watching. ––e batmak 1. to stick out, hit one in the eye. 2. to attract attention. ––leri bayılmak for one´s eyes to have a sleepy or desirous look. ––lerini belertmek to open one´s eyes wide (in astonishment or anger). –– boncuğu blue bead (worn to avert the evil eye). –– boyamak to mislead, delude, deceive, hoodwink, pull the wool over someone´s eyes. ––leri buğulanmak/bulutlanmak for one´s eyes to fill with tears. ––ü bulanmak for one´s eyes to become clouded over. ––ü büyükte olmak to be full of ambition. ––leri büyümek to open one´s eyes wide (in surprise, with terror). ––ünde büyümek /ın/ to assume great proportions to (someone). ––ünde büyütmek /ı/ to blow up (something, someone) out of proportion. ––leri çakmak çakmak olmak for one´s eyes to be bloodshot. ––ünün çapağını silmeden the first thing on awakening, before wiping the sleep from one´s eyes. ––e çarpmak to strike or catch one´s eyes; to be conspicuous. ––leri çekik having slanting eyes, slant-eyed. ––den çıkarmak /ı/ to be prepared to pay; to be willing to give up or sacrifice (something). ––ünü çıkarmak /ın/ to do the worst possible job of (something), ruin, spoil. ––üm çıksın/kör olsun Strike me blind if .... –– çukuru anat. orbit, eye socket. ––leri çukura gitmek/kaçmak to become hollow-eyed. ––ünü daldan budaktan/çöpten esirgememek/sakınmamak to disregard dangers. ––ü dalmak to gaze vacantly, stare into space. –– damlası med. ey
(ADJ.)
eye, optic, optical, ocular, orbital, ophthalmic
(N.)
eye; sight; cell, compartment, drawer, cubbyhole, cubby, cubicle, cuddy; eyehole, small hole (as in a needle); optic; blinker; orbit, orb
(Pref.)
opto
eye; glance, look; compartment, section, division; drawer, locker; (ağ) mesh; spring, source; bud
Türkçe » Fransızca
ìil (yeux) [le]; (sandýk\dolap) case [la]
œil
Türkçe » Azerice
göz
Türkçe » Flemenkçe
oog
Türkçe » Lehçe
oczko
oko
Türkçe » Yunanca
(το) μάτι, (ο) οφθαλμός
Türkçe » Japonca
me
Türkçe » Arnavutça
sytë
Türkçe » Kazakça
köz
Azerice » Türkçe
göz
NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.
"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.
Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.
Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.