Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe göz

    Almanca

    s Auge; s Loch, e Öffnung; e Öse; s Fach, s Schliessfach, s Schubfach, e Schublade; e Masche.

  • Almanca

    Auge [das]; Fach [das]; Schleife [die]; Schlinge [die]

  • Almanca

    Auge; Loch, Öffnung; Öse; Fach, Schliessfach, Schubfach, Schublade; Masche

Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe göz

    Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Domuz avında kullanılan, telden yapılmış yuvarlak bir çeşit araç.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Pencere.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Oda

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    < ET köz: göz; bölme. || göz gulağ olmak: herhangi bir şekilde zarar germemek için dikkatle izlemek; ne yapıldığından haberi olmaya çalışmak || iki göz dam: iki odalı ev

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Suyun çıktığı yer. 2. Nazar

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Oda, evin bir bölümü: O gözde otururdun. 2. Değirmendeki taşların her biri, bölme

  • Türkçe

    Zanaat Terimleri Sözlüğü


    Bir dokuma deseni. (Saçıkara *İslahiye -Gaziantep)

  • Türkçe

    Zooloji Terimleri Sözlüğü


    Görme organı; çeşitli hayvanlarda bulunabilen sade göz.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Bir çeşit yün dokuma motifi.

  • Türkçe

    Kitaplıkbilim Terimleri Sözlüğü


    Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik.

  • Türkçe

    Ağaçişleri Terimleri Sözlüğü


    1. Çok küçük budak. 2. Çekmece boşluğu.

  • Türkçe

    Aydınlatma Terimleri Sözlüğü


    Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası.

  • Türkçe

    Biyoloji Terimleri Sözlüğü


    Işığa duyarlı olan ve görmeyi sağlayan, çeşitli hayvanlarda basit göz, bileşik göz gibi farklı yapılarda ve sayılarda bulunan organ. İnsanda, kafatasının orbit denilen çukuruna yerleşmiş, dışta sklera ve kornea tabakaları, ortada damar tabaka (koroit, silli cisimcik, iris) ve içte retina tabakasından oluşan, irisin önünde ve arkasında ön ve art odalar bulunan, bütün tabakaların çevrelediği en iç kısmı dolduran camsı (vitröz) maddeden yapılmış bir çift organ.

  • Türkçe

    Budunbilim Terimleri Sözlüğü


    Belirli insanların ya da hayvanların içindeki etkili, çarpıcı, hatta öldürücü olduğuna inanılan gücü ya da akımı dışa vurmasına aracı olan örgen.

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    a. 1. anat. Görme organı. 2. Bazı deyimlerde, görme ve bakma: Gözden geçirmek. Gözden kaybolmak. Göz önünde. Gözü keskin. 3. Oda: “Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı / Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu” -Z. O. Saba. 4. Bakış, görüş: Bu sefer alacaklı gözüyle baktım. 5. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak: “Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu?” -T. Buğra. 6. Delik, boşluk: İğnenin gözü. “Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır.” -S. F. Abasıyanık. 7. Çekmece: Masanın gözleri. 8. Terazi kefesi. 9. Nazar: “İnsanı gözle yiyip bitirirler.” -Ö. Seyfettin. 10. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı: Gözden düşmek. Göze girmek. 11. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri: Göz aşısı. 12. Bölüm, hane: Dama tahtasında altmış dört göz vardır. 13. Bazı yaraların uç bölümü: Çıbanın gözü.

  • Türkçe


    isim
     
    1 .    Görme organı.  
    2 .    (bazı deyimlerde) Görme ve bakma.  
    3 .    İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.  
    4 .    Bakış, görüş.  
    5 .    Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak:
           "Asıl felâket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu?"- T. Buğra.  
    6 .    Delik, boşluk:
           "Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır."- S. F. Abasıyanık.  
    7 .    İçine girilen, öteberi konulan, bölümleri olan bir şeyin her bölmesi:
           "Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı / Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu."- Z. O. Saba.  
    8 .    Çekme, çekmecelerin her biri.  
    9 .    Terazi kefesi.  
    10 .    Kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında bir şeye kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, nazar:
           "Dedim ya adamcağız göze geldi. Göz fena şeydir."- R. N. Güntekin.
           "İnsanı gözle yiyip bitirirler."- Ö. Seyfettin.  
    11 .    Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı.  
    12 .    Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri.  
    13 .    Bölüm, hane.  
    14 .    Bazı yaraların uç bölümü.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    göz açamamak
    göz açıp kapayıncaya kadar
    göz açtırmamak
    göz alabildiğine
    göz almak
    göz ardı etmek
    göz atmak
    gözaydına gelmek (gitmek)
    gözaydın etmek
    göz boyamak
    göz değmek
    gözden çıkarmak
    gözden düşmek (veya düşürmek)
    gözden geçirmek
    gözden gönülden çıkarmak
    gözden ırak olan gönülden de ırak olur
    gözden kaçırmak
    gözden kaçmak (veya gözünden kaçmak)
    gözden kaybetmek
    gözden kaybolmak
    gözden nihan olmak
    gözden sürmeyi çalmak (veya çekmek)
    gözden uzaklaşmak
    gözden uzak tutmak
    göz dikmek
    göz doldurmak
    göz doyurmak
    göze almak
    göze batmak
    göze çarpmak
    göze diken olmak
    göze girmek
    göze görünmek
    göze görünmemek
    göz etmek
    göze yasak olmaz
    göz gezdirmek
    göz göre göre
    göz görmeyince gönül katlanır
    göz gözü görmemek
    göz kamaştırıcı
    göz kamaştırmak
    göz kaş süzmek
    göz kesilmek
    göz kırpmadan
    göz kırpmak
    göz kırpmamak
    (bir şeye) göz koymak
    göz kulak olmak
    gözle görülür, elle tutulur hâle gelmek
    gözleri bayılmak
    gözleri berraklaşmak
    gözleri buğulanmak (veya bulutlanmak)
    gözleri çakmak çakmak (olmak)
    gözleri çukura gitmek (veya kaçmak)
    gözleri dolmak (veya dolu dolu olmak)
    gözleri dönmek
    gözleri evinden (veya yuvalarından) uğramak (veya fırlamak)
    gözleri fıldır fıldır etmek
    gözleri ışık içinde (veya ışıklı)
    gözleri kamaşmak
    gözleri kan çanağına dönmek (veya gözleri kanlanmak)
    gözleri kapanmak
    gözlerinden okumak
    gözlerinde şimşek (veya şimşekler) çakmak
    gözlerine inanamamak
    gözlerini açmak
    gözlerini bayıltmak
    gözlerini belertmek
    gözlerini bitirmek
    (birine) gözlerini devirmek
    gözlerini devirmek
    gözlerini dikmek
    gözlerini fal taşı gibi açmak
    gözlerini kaçırmak
    gözlerini kan bürümek
    gözlerinin içi gülmek
    gözlerinin içine kadar kızarmak
    gözlerini (veya gözünü) oymak
    gözleri parlamak
    gözleri sulanmak
    gözleri süzülmek
    gözleri takılıp kalmak
    gözleri velfecri okumak
    gözleri yaşarmak
    gözler önüne serilmek
    gözler önüne sermek
    gözle yemek
    göz süzmek
    gözü akmak
    gözü alışmak
    gözü almamak
    gözü arkada kalmak
    gözü bir şeyde (veya bir şeyin üzerinde) olmak
    gözü bulanmak
    gözü büyükte olmak
    gözü çıkasıca
    gözü çıkmak
    gözü dalmak
    gözü değmek
    gözü doymak
    gözü dönesi
    gözü dönmek
    gözü dumanlanmak
    gözü dünyayı görmemek
    (bir şeyi) gözü gibi sakınmak (saklamak veya esirgemek)
    (bir şeyi) gözü gibi sevmek
    (bir şeye) gözü gitmek
    gözü gönlü açılmak
    gözü görmemek
    (birini veya bir şeyi) gözü görmez olmak
    gözü göz değil
    gözü hiçbir şey görmemek
    (bir kimseyi) gözü ısırmak
    gözü ilişmek
    gözü kalmak
    gözü kaymak (veya kaçmak)
    (birini, bir şeyi) gözü kesmek
    (birini bir şeyi) gözü kesmemek
    gözü kızmak
    gözü korkmak
    (bir şeyin) gözü kör olsun
    gözüm! (veya gözümün nuru)
    gözüm çıksın (veya kör olsun)
    (birini) gözüm görmesin
    gözün aydın!
    (birinin) gözünde
    gözünde büyümek
    gözünde büyütmek
    gözünden kıskanmak
    gözünden sürmeyi çalmak
    gözünden uyku akmak
    (bir şey birinin) gözünde olmamak
    gözünde şimşek çakmak
    gözünde tütmek
    gözüne bakmak
    gözüne batmak
    gözüne çarpmak
    gözüne dizine dursun
    (birinin) gözüne girmek
    gözüne hiçbir şey görünmemek
    (bir şey) gözüne ilişmek
    gözüne karasu inmek
    gözüne kestirmek
    gözüne sokmak
    gözüne uyku girmemek
    (kendi) gözünü açmak
    (birinin) gözünü açmak
    (bir kadın bir erkekte) gözünü açmak
    (bir yerde) gözünü açmak
    gözünü ağartmak
    gözünü alamamak
    (bir şeyden) gözünü ayırmamak
    (birinin bir şey) gözünü bağlamak
    gözünü (bir şeye) dikmek
    (bir şey) gözünü bürümek
    (bir şeyin) gözünü çıkarmak
    gözünü daldan budaktan (veya çöpten) esirgememek (veya sakınmamak)
    gözünü doyurmak
    gözünü dört açmak
    gözünü duman bürümek
    gözünü gözüne dikmek
    gözünü hırs bürümek
    gözünü kan bürümek
    gözünü kırpmadan
    gözünü kin bürümek
    (birinin) gözünü korkutmak
    gözünün bebeği gibi sevmek
    gözünün çapağını silmeden
    gözünün içine baka baka
    (birinin) gözünün içine bakmak
    gözünün kuyruğuyla (veya ucuyla) bakmak
    gözünün önünden geçmek
    gözünün önünden gitmemek
    gözünün önünde olmak
    gözünün önüne gelmek
    (birine) gözünün üstünde kaşın var dememek
    (birinin) gözünün yaşına bakmamak
    gözünü oymak
    gözünü sevdiğim
    gözünü seveyim
    gözünü toprak doyursun
    gözünü üstünden ayırmamak
    gözünü (veya gözlerini) kapamak
    gözünü yıldırmak
    gözünü yummak
    (bir şeye) gözünü yummak
    (bir şeyde) gözü olmak
    (bir şeyde) gözü olmamak
    (bir kimsenin) gözü önünde
    gözü sönmek
    (birinden) gözü su içmemek
    (bir şeye) gözü takılmak
    gözü toprağa bakmak
    (birini, bir şeyi) gözü tutmak
    gözü uyku tutmamak
    gözü (veya gözleri) açılmak
    gözü (veya gözleri) kararmak
    gözü (veya gözleri) üstünde (kalmak)
    (bir işi) gözü yememek
    gözü yılmak
    (bir şeye) ... gözüyle bakmak
    gözüyle görmek
    gözüyle tartmak
    göz var, izan var
    göz yıldırmak
    göz yummak
    göz yummamak

    Birleşik Sözler

    göz akı
    göz alıcı
    gözaltı
    göz altı kremi
    göz aşısı
    göz aşinalığı
    göz bağcı
    göz bağı
    göz bankası
    göz banyosu
    göz bebeği
    göz bilimi
    göz boncuğu
    gözdağı
    göz demiri
    göz dikeği
    göz dişi
    göz emeği
    göz erimi
    göz etçiği
    göz evi
    göz göz
    göz göze
    göz hakkı
    göz hapsi
    göz kadehi
    göz kapağı
    göz kararı
    göz kesesi
    göz kuyruğu
    göz memesi
    göz merceği
    göz nuru
    göz önü
    göz önünde
    göz pencere
    göz pınarı
    göz sevdası
    göz taşı
    göz ucu
    göz yoklaması
    göz yuvarı
    göz yuvası
    gözü aç
    gözü açık
    gözü bağlı
    gözü dışarıda
    gözü kapalı
    gözü kara
    gözü keskin
    gözü pek
    gözü sulu
    gözü tok
    gözü yolda
    gözü yüksekte
    çıplak gözle
    gündüz gözüyle      

  • Türkçe

    Madencilik Terimleri Kılavuzu


  • Türkçe

    Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


    (biyoloji, zooloji)

  • Türkçe

    Tarama Sözlüğü


    Uç, taraf.

  • Türkçe

    Tarım Terimleri


  • Türkçe

    Tıp Terimleri Kılavuzu


  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Kor, köz

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Bağ çubuklarında yaprak ve filiz çıkan yer, tomurcuk.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Oda: Evimiz iki göz. 2. Dolap bölmesi ya da çekmece. 3. bk.gözenek (I)-1.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Suyun çıktığı yer, kaynak. 2. Derelerdeki su dönemeci, girdap. 3. Kuyu. 4. Derin bataklık.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Değirmendeki taşların her biri.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Aşık kemiği.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Nazar.

  • Türkçe Goz

    Türkçe

    Teknik Terimler - Makina Ögeleri


  • Türkçe goz

    Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Kapı sürgüsü.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Ceviz.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Göz.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Herhangi bir kimseye söylenen kötü söz.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    İskambil oyunlarında ötekilere üstün tutulan grubun işaretini taşıyan kâğıt.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Koz, pay: başımda goz gırmak

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Göz // goz goz: delik deşik // goz kamaşmak: çok beğenmek, hayran olmak // goz koymak: göz koymak // goz yaşi: göz yaşı

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe göz

    İngilizce

    1. eye. 2. sight, vision. 3. eye, manner or way of looking at a thing; estimation; opinion. 4. fountainhead, source (of a stream or river); spring. 5. eye (of a needle). 6. division, section, compartment; pigeonhole; cubbyhole. 7. drawer (in a piece of furniture). 8. pan (of a balance). 9. evil eye. 10. bad luck inflicted by an evil eye. 11. esteem, favor, friendly regard. 12. rudimentary bud. 13. eye (on a potato). 14. eye, the depression at the calyx end of some fruits. 15. section, division, square (on a game board). 16. central core (of a boil). 17. eye (in cheese); hole (in bread). 18. desire, interest. ––ünde /ın/ in the eyes of. ––ü aç greedy, avaricious, insatiable. –– açamamak to have no rest or respite. ––ü açık clever, sharp, wide-awake, shrewd. ––ü açık gitmek to die without having fulfilled one´s desire. ––ü açılmak to become shrewd. –– açıp kapayıncaya kadar/–– açıp kapamadan in the twinkling of an eye, in an instant. ––lerini açmak to wake up. ––ünü açmak 1. to keep one´s eyes open, watch out, be wary, be on guard. 2. /ın/ to enlighten (someone), open (someone´s) eyes. 3. to be enlightened. 4. /ın/ to take (a virgin) to bed. 5. /da/ to have intercourse for the first time (with). –– açtırmamak /a/ to give no respite to, give (someone) no chance to do anything else. ––ünü ağartmak to open one´s eyes wide (in astonishment or anger). –– ağrısı 1. eyestrain. 2. one´s old or first love or sweetheart. –– ahbaplığı/aşinalığı knowing someone by sight. ––ü akmak to be blinded (by accident). ––e ak düşmek to get a cataract in one´s eye. –– alabildiğine as far as the eye can see. –– aldanımı/aldanması optical illusion. –– alıcı eye-catching. –– almak to dazzle. ––e almak /ı/ to risk, accept the risk of, take or run the chance of. –– ardı etmek /ı/ to undervalue, pay insufficient attention to. ––ü arkada kalmak to leave with something left undone or with a desire left unsatisfied. –– aşinalığı slight acquaintanceship. –– atmak /a/ to take a glance at, run an eye over. ––ün/––ünüz aydın! I´m happy for you!/Congratulations! (said to one whose long-awaited wish has come true). –– aydına gitmek /a/ to visit (someone) to congratulate him/her. ––ünü ayırmamak /dan/ not to take one´s eyes off of. –– aynası ophthalmoscope. ––lerini bağışlamak to donate one´s eyes on death. ––ünü bağlamak /ın/ 1. to blindfold. 2. to hoodwink. ––ü bağlı 1. blindfolded. 2. blindly, blindfoldedly. 3. bewitched. (...) ––üyle bakmak /a/ to look at (someone, something) from the point of view of. –– bankası eye bank. –– banyosu 1. eyewash. 2. colloq. girl-watching. ––e batmak 1. to stick out, hit one in the eye. 2. to attract attention. ––leri bayılmak for one´s eyes to have a sleepy or desirous look. ––lerini belertmek to open one´s eyes wide (in astonishment or anger). –– boncuğu blue bead (worn to avert the evil eye). –– boyamak to mislead, delude, deceive, hoodwink, pull the wool over someone´s eyes. ––leri buğulanmak/bulutlanmak for one´s eyes to fill with tears. ––ü bulanmak for one´s eyes to become clouded over. ––ü büyükte olmak to be full of ambition. ––leri büyümek to open one´s eyes wide (in surprise, with terror). ––ünde büyümek /ın/ to assume great proportions to (someone). ––ünde büyütmek /ı/ to blow up (something, someone) out of proportion. ––leri çakmak çakmak olmak for one´s eyes to be bloodshot. ––ünün çapağını silmeden the first thing on awakening, before wiping the sleep from one´s eyes. ––e çarpmak to strike or catch one´s eyes; to be conspicuous. ––leri çekik having slanting eyes, slant-eyed. ––den çıkarmak /ı/ to be prepared to pay; to be willing to give up or sacrifice (something). ––ünü çıkarmak /ın/ to do the worst possible job of (something), ruin, spoil. ––üm çıksın/kör olsun Strike me blind if .... –– çukuru anat. orbit, eye socket. ––leri çukura gitmek/kaçmak to become hollow-eyed. ––ünü daldan budaktan/çöpten esirgememek/sakınmamak to disregard dangers. ––ü dalmak to gaze vacantly, stare into space. –– damlası med. ey

  • İngilizce

    (ADJ.)
    eye, optic, optical, ocular, orbital, ophthalmic

  • İngilizce

    (N.)
    eye; sight; cell, compartment, drawer, cubbyhole, cubby, cubicle, cuddy; eyehole, small hole (as in a needle); optic; blinker; orbit, orb

  • İngilizce

    (Pref.)
    opto

  • İngilizce

    eye; glance, look; compartment, section, division; drawer, locker; (ağ) mesh; spring, source; bud

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe göz

    Fransızca

    ìil (yeux) [le]; (sandýk\dolap) case [la]

  • Fransızca

    œil

Türkçe  Türkçe » Azerice  Azerice
  • Türkçe göz

    Azerice

    göz

Türkçe  Türkçe » Flemenkçe  Flemenkçe
  • Türkçe göz

    Flemenkçe

    oog

Türkçe  Türkçe » Lehçe  Lehçe
  • Türkçe göz

    Lehçe

    oczko

  • Lehçe

    oko

Türkçe  Türkçe » Yunanca  Yunanca
  • Türkçe göz

    Yunanca

    (το) μάτι, (ο) οφθαλμός


    (το) συρτάρι

Türkçe  Türkçe » Japonca  Japonca
  • Türkçe göz

    Japonca

    me

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe göz

    Arnavutça

    sytë

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe göz

    Kazakça

    köz

Azerice  Azerice » Türkçe  Türkçe
  • Azerice göz

    Türkçe

    göz

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.