Türkçe  Türkçe » Yunanca  Yunanca
  • Türkçe çan

    Yunanca

    (η) καμπάνα

  • Türkçe can

    Yunanca

    (η) ψυχή

Türkçe  Türkçe » Lehçe  Lehçe
  • Türkçe çan

    Lehçe

    dzwon

  • Türkçe can

    Lehçe

    dusza

  • Lehçe

    duch

Türkçe  Türkçe » Flemenkçe  Flemenkçe
  • Türkçe can

    Flemenkçe

    het leven

Türkçe  Türkçe » Azerice  Azerice
  • Türkçe çan

    Azerice

    zəng

  • Türkçe can

    Azerice

    can

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe çan

    Fransızca

    cloche

  • Fransızca

    airain [le], cloche [la]

  • Türkçe can

    Fransızca

    âme

  • Fransızca

    âme [la]

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe çan

    Kazakça

    qoñıraw

  • Türkçe can

    Kazakça

    jan

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe çan

    Arnavutça

    1. kambanë
    2. kambanë, çangë

Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe can

    Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    (< Far. cân) can

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    < Far. cân: can; sevgi ve samimiyyet ifade etmek için bazı çağırma sözlerine de getirilir. || bey can: bey kardeşim || cuma can: Cumacığım || canım çıha/çıhsın: çok yazık; nekadar üzüldüm!

  • Türkçe

    Tarama Sözlüğü


    1. Sevimli, sevgili. 2. Muhip, tarikat âşıkı.

  • Türkçe

    Ruhbilim Terimleri Sözlüğü


    Yaşamı oluşturan ve kimi kişilerce beden ve anlağın dışında ölmez bir bütünlük olarak tanımlanan güç.

  • Türkçe

    Halkbilim Terimleri Sözlüğü


    Evrensel bir halk inanışına göre, tenden tam anlamıyla bağımsız olan ve ona can vererek yaşamını sağlayan; bireyden geçici bir süre için ayrıldığında bayılma, uyuma, düş görme, sayıklama ya da tutarık tutmasına, dönmemek üzere ayrıldığında ise ölümüne yol açan ölümsüz güç.

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    a. 1. İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. 2. Yaşama, hayat: “Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım.” -R. N. Güntekin. 3. Güç, dirilik: “Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu.” -M. Ş. Esendal. 4. Kişi, birey: “Benimle beraber dört canız.” -F. R. Atay. 5. İnsanın kendi varlığı, özü: “Sağa sola kaçıştık da, canımızı dar kurtardık.” -N. Hikmet. 6. Gönül: “Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade” -Karacaoğlan. 7. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi: “Şeyh çıkınca oradaki canlar da sırasıyla yürüyüp kapıya gelince dönüp baş kestikten sonra dışarı çakarlar.” -A. H. Çelebi. 8. sf. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin: “Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi.” -T. Buğra.

  • Türkçe

    isim Farsça can
     
    1 .    İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağladığına ve ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan madde dışı varlık:
           "Can çıkmayınca huy çıkmaz."- Atasözü.  
    2 .    Yaşama, hayat:
           "Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım."- R. N. Güntekin.  
    3 .    Güç, dirilik:
           "Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu."- M. Ş. Esendal.  
    4 .    Kişi, birey:
           "Benimle beraber dört canız ."- F. R. Atay.  
    5 .    İnsanın kendi varlığı, özü:
           "Ne denir, canımız ne mertebe insan olsa mayamız, maddemiz hayvan..."- R. N. Güntekin.  
    6 .    Gönül:
           "Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade."- Karacaoğlan.  
    7 .    Bektaşilik ve Mevlevîlikte tarikat kardeşi.  
    8 .    Yakınlık duygusu belirten bir seslenme sözü:
           "Canlar, dedi Gamsız Reis, açık olsun bahtınız."- E. B. Koryürek.  
    9 .  sıfat  Çok içten, sevimli, sevilen, şirin:
           "Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi."- T. Buğra.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    cana can katmak
    cana kıymak
    can alacak nokta (veya yer)
    can alıp can vermek
    cana minnet saymak (veya bilmek)
    can atmak
    can başına sıçramak
    can baş üstüne
    can bayılmak
    can beslemek
    can boğazdan gelir (veya geçer)
    can borcunu ödemek
    can bulmak
    can cana, baş başa
    can cümleden aziz
    can çekişmek
    can çekişmektense ölmek yeğdir
    can çıkmayınca (veya çıkmadan) huy çıkmaz
    candan geçmek
    (bir şeye) can dayanmamak
    can derdinde olmak
    can derdine düşmek
    can gelmek
    canı acımak
    canı ağzına (veya boğazına) gelmek
    canı burnuna (veya burnundan) gelmek
    canı burnundan çıkmak
    canı burnunda olmak
    canı cana ölçmek
    canı canına (veya içine) sığmamak
    canı cehenneme
    canı çekilmek
    canı çekmek
    canı çıkasıca!
    canı çıkmak
    canı çıksın!
    canı gelip gitmek
    canı gelmek
    canı gibi sevmek
    canı gitmek
    canı ile oynamak
    canı ile uğraşmak
    canı istemek
    canı isterse
    canım!
    canım ciğerim
    canım dese, canım çıksın diyor sanmak
    canımın içi
    canımı sokakta bulmadım
    canına acımamak
    canına değmek
    canına düşkün
    canına ezan okumak
    canına geçmek, canına işlemek (veya canına kâr etmek)
    canına kasdetmek
    canına kıymak
    canına minnet
    canına okumak
    canına rahmet
    canına susamak
    canına tak demek (veya etmek)
    canına tükürdüğümün (veya üfürdüğümün)
    canına yandığım (veya yandığımın)
    canına yetmek
    canından bezmek (veya bıkmak, usanmak)
    canından geçmek
    (birinin) canını acıtmak
    canını almak
    canını bağışlamak
    canını (bir yere) dar atmak
    canını burnundan getirmek
    canını cehenneme göndermek (veya yollamak)
    canını çıkarmak
    canını dişine almak (veya takmak)
    canının derdine düşmek
    canının içine sokacağı gelmek
    canını sıkmak
    canını sokakta bulmak
    canını vermek
    canını yakmak
    canın isterse!
    canı sağ olsun!
    canı sıkılmak
    canı yanan eşek attan yüğrük olur
    canı yanmak
    canı yerine gelmek
    (birinin) canı yok mu?
    can kalmamak
    can kaygısına düşmek
    can olmak
    can sevecek bir şey
    can sıkmak
    can vermek
    can yakmak

    Birleşik Sözler

    can acısı
    can alıcı
    can arkadaşı
    can beraber
    can bunaltısı
    can ciğer
    can çabası
    can damarı
    can direği
    can dostu
    can düşmanı
    can eriği
    can evi
    can feda
    canfes
    canfeza
    can gözdesi
    can havli
    canhıraş
    can korkusu
    cankulağı
    can kulağı
    can kurban
    cankurtaran
    can kuşu
    can noktası
    can pahasına
    can pazarı
    can sağlığı
    can sıkıcı
    can sıkıntısı
    cansiparane
    can sohbeti
    can tahtası
    can yeleği
    can yoldaşı
    cana yakın
    candan yürekten
    canı cebinde
    canı gönülden
    canı pek
    canı sıkkın
    canı tatlı
    canı tez
    canı yürekten
    canına düşkün
    canla başla  

  • Türkçe

    İsimler Sözlüğü


    (far.) er. 1. can, ruh. hayat. 2. güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. mevlevi ve bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. kişi, fert. 6. sev

  • Türkçe

    Osmanlıca


    f. Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun ke

  • Türkçe Çan

    Türkçe

    Yerleşim Yeri İsimleri


    Elâzığ ili, Çan bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    öz. a. Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri.

  • Türkçe çan

    Türkçe

    Zanaat Terimleri Sözlüğü


    Araba tekerlerinde biriken çamuru temizlemekte kullanılan demir parçası. (Yukarıkaşıkara *Yalvaç -Isparta)

  • Türkçe

    Yumrukoyunu Terimleri Sözlüğü


    Yumruk oyunu dönemlerinin başlangıç ve bitimini bildirmek için kullanılan uyarıcı.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    İyi burulmadığı için ne tam burulmuş ne de boğa olarak kalabilmiş öküz

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Lavabo, banyo.

  • Türkçe

    Tıp Terimleri Kılavuzu


  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    a. İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç, kampana: “Harp gemisinde çan, düdük ve insan sesleri birbirine karıştı.” -F. R. Atay.

  • Türkçe

    Çiftteker Terimleri Sözlüğü


    Yarışlık koşularında, sayı dönülerini ve son dönüyü koşuculara bildirmek için, dönü başlarında çalışan çan.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    İçi oyularak kurutulmuş patlıcan.

  • Türkçe

    isim
         İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç, kampana:
           "Harp gemisinde çan, düdük ve insan sesleri birbirine karıştı."- F. R. Atay.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    çan çalmak
    (birinin) çanına ot tıkmak (tıkamak veya tıkanmak)  

    Birleşik Sözler

    çan çan
    çan çiçeği
    çan kulesi
    cankurtaran çanı
    kilise çanı      

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Değirmenlerde tahılın bitmesini haber veren, taş üzerine sarkan ipe bağlı maden parçaları.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Kağnıda yanlara konan ağaç.

  • Türkçe Can

    Türkçe

    Kişi Adları Sözlüğü


    Cinsiyet: Kız
    1. Ruh. 2. Güç, dirilik, 3. İnsanın kendi varlığı, özü, 4. Gönül. 5. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
    Cinsiyet: Erkek
    1. Ruh. 2. Güç, dirilik. 3. İnsanın kendi varlığı, özü. 4. Gönül. 5. Çok içten, sevimli, şirin kimse.

  • Türkçe

    İsimler Sözlüğü


    (Farsça) - 1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Se

  • Türkçe

    Osmanlıca


    "f. Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun k

  • Türkçe CAN

    Türkçe

    Ekonometri Terimleri Karşılıklar Sözlüğü


  • Türkçe cân

    Türkçe

    Osmanlıca


    hayat, ruh, gönül.

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe çan

    İngilizce

    (N.)
    bell, campane, bells used in orchestra

  • İngilizce

    bell; gong

  • İngilizce

    1. large bell. 2. gong. –– çalmak 1. to ring a bell or gong. 2. to noise something abroad, spread the news far and wide. –– kulesi belfry, bell tower; campanile. ––ına ot tıkamak/ tıkmak /ın/ 1. to put (someone) out of operation, put the kibosh on. 2. to shut (someone) up, muzzle, silence. –– tokmağı clapper, tongue.

  • Türkçe can

    İngilizce

    soul, spirit; life; person, soul; vitality, energy, zeal, vigour; brother, friend

  • İngilizce

    (N.)
    soul, life, lifeblood, vitality, spirit, esprit, beloved, darling, heart, precious

  • İngilizce

    (ADJ.)
    beloved, dear

  • İngilizce

    1. soul. 2. life. 3. person, individual. 4. energy, zeal, vigor; vitality, strength. 5. dervish orders brother, friend; disciple. 6. dear, lovable. ––ım 1. darling, honey, my dear. 2. my dear fellow; my dear lady (often used in reproach or objection). 3. precious, lovely. ––ı acımak to feel pain. ––ına acımamak to live without thinking of one´s own comfort. –– acısı acute pain. ––ını acıtmak /ın/ to cause (someone) acute pain. ––ı ağzına gelmek to be frightened to death. –– alacak nokta/yer the crucial point. –– alıp can vermek to be in agony; to be in great distress. ––ını almak /ın/ to kill. –– arkadaşı close companion, intimate friend. –– atmak /a/ to desire strongly, want badly. ––ını bağışlamak /ın/ to spare (someone´s) life. –– baş üstüne! I´ll do it gladly!/Gladly! ––la başla çalışmak to put one´s heart into a job, work with determination and enthusiasm. –– benim canım, çıksın elin canı. colloq. I´ll look out for number one. –– beslemek to feed oneself well. ––ından bezmek/bıkmak/usanmak to be tired of living. –– boğazdan gelir/geçer. proverb One cannot live without food. –– borcunu ödemek to die. ––ı burnuna gelmek 1. to be overwhelmed with trouble. 2. to be fed up. ––ı burnunda olmak to be worn out, be exhausted. –– cana, baş başa everyone for himself. ––a can katmak to delight greatly, increase one´s pleasure. ––ı cehenneme! To hell with him! ––ını cehenneme göndermek /ın/ colloq. to kill. ––ım ciğerim my darling. –– çabası the struggle to support oneself. ––ı çekilmek to feel exhausted. –– çekişmek to be dying in agony. ––ı/gönlü çekmek /ı/ to long (for). ––ını çıkarmak /ın/ 1. to wear out, tire. 2. to wear (something) out. ––ı çıkasıca/çıksın! May the devil take him! ––ı çıkmak 1. to die. 2. to get very tired. 3. to get worn out. –– çıkmayınca/çıkmadıkça/çıkar huy çıkmaz. proverb People never change. –– damarı vital point, most sensitive spot. –– damarına basmak /ın/ to touch on the most sensitive spot of (someone, something). ––ını (bir yere) dar atmak just barely to make it to (a safe place). –– dayanmamak /a/ to be intolerable. ––ına değmek /ın/ 1. to please greatly. 2. to cause joy to the spirit (of a deceased person). –– derdine düşmek to struggle for one´s life. “––ım” dese “canın çıksın” diyor sanmak to hear “darling” and understand “damn you.” –– direği sound post (of a violin). ––ını dişine takmak to make a great effort, put one´s back into it, go all out, give it one´s all. –– dostu dear friend. ––ına düşkün (one) who takes good care of himself. –– düşmanı mortal enemy. –– evi 1. the upper part of the belly. 2. heart. 3. the vital spot. –– evinden vurmak /ı/ to attack (a person) where he is most sensitive and vulnerable. ––ına ezan okumak /ın/ slang to kill, destroy. –– feda! Wonderful!/Superb! ––dan geçmek to give up the ghost. ––ına geçmek/ işlemek/kâr etmek /ın/ to touch (someone) to the quick. –– gelmek /a/ to be refreshed, revive. ––ı gelip gitmek to have fainting spells. ––ı gitmek to worry about the safety and well-being of someone or something. –– halatı naut. life line. –– havliyle in a desperate attempt to save one´s life. ––ımın içi my darling. ––ının içine sokacağı gelmek /ı/ to feel a strong wave of love (for). ––ı ile oynamak to do dangerous things. ––ı istemek /ı/ to desire. ––ın isterse. If you like./I don´t care. –– kalmamak /da/ to have all the life drained out (of). ––a kasıt law intent to murder. ––ına kastetmek /ın/ to plot against (someone´s) life. –– kaygısına düşmek to fight for one´s life. ––ına kıymak 1. /ın/ to kill without pity. 2. to commit suicide. 3. to wear oneself out. –– korkusu fear of death. –– kulağı ile dinlemek to be all ears; /ı/ to listen intently (to). –– kurban! colloq. How wonderful! ––ını kurtarmak 1. to save one´s life. 2. /ın/ to save (someone´s) life. –– kurtaran yok mu! Help!/Save me! ––ına/––ıma minnet! colloq. What more could one want!/So much the better! ––ına okumak /ın/ 1. to harass. 2. to destroy, ruin. –– pahasına at the risk of one´s life, a

Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe çan

    Almanca

    Glocke

  • Almanca

    Glocke [die]

  • Almanca

    e Glocke.

  • Türkçe can

    Almanca

    Seele, Gemüt

  • Almanca

    Seele [die], Geist [der]; Herz [das]; Leben [das]

  • Almanca

    e Seele, s Gemüt.

İngilizce  İngilizce » Türkçe  Türkçe
  • İngilizce can

    Türkçe

    hapishane

  • Türkçe

    edebilmek

  • Türkçe

    -ebilmek

  • Türkçe

    kap, kutu; teneke kutu, konserve kutusu; konserve; kodes; buat, kutu konserve yapmak, konservelemek; (müzik) kaydetmek

  • Türkçe

    ebil(mek)

  • Türkçe

    (V.)
    [kæn;kən]
    ebilmek, yapabilmek, edebilmek, olabilmek; konservesini yapmak, konservelemek; kasede kaydetmek, kayıt yapmak (ses ya da görüntü), uzaklaştırmak (okul), kovmak

  • Türkçe

    (N.)
    [kæn;kən]
    konserve kutusu, kutu, teneke kutu, teneke kutudaki içecek, kodes; hapishane; hela; popo, kaba et

  • Türkçe

    hela

  • Türkçe

    olabilmek

  • Türkçe

    yapabilmek

  • Türkçe

    uzaklaştırmak (okul)

  • Türkçe

    teneke kutudaki içecek

  • Türkçe

    teneke kutu

  • Türkçe

    popo

  • Türkçe

    kutu

  • Türkçe

    kovmak

  • Türkçe

    konservesini yapmak

  • Türkçe

    konservelemek

  • Türkçe

    konserve kutusu

  • Türkçe

    kodes

  • Türkçe

    kıç

  • Türkçe

    kayıt yapmak (ses ya da görüntü)

  • Türkçe

    kasede kaydetmek

İngilizce  İngilizce » İngilizce  İngilizce
  • İngilizce can

    İngilizce

    v. preserve in jars, preserve in cans (of food); dismiss, fire from a position (or job, etc.)

  • İngilizce

    v. be able; be capable; be entitled

  • İngilizce

    n. tin, aluminum container; (Slang) jail, prison; (Slang used in Canada and the USA) toilet, bathroom; dismissal, firing from a position (or job, etc.)

İspanyolca  İspanyolca » Türkçe  Türkçe
  • İspanyolca can

    Türkçe

    yapabilmek

Azerice  Azerice » Türkçe  Türkçe
  • Azerice can

    Türkçe

    can

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.