Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe baş

    Almanca

    r Kopf; r Anfang; r Haupt; r Führer, r Leiter.

  • Almanca

    Kopf; Anfang; Haupt; Führer, Leiter

  • Almanca

    Kopf [der]; Führer [der], Haupt [das], Anführer [der], Chef [der], Leiter [der]; Anfang [der]

  • Almanca

    Haupt n; Kopf m; Ober-

  • Türkçe bas

    Almanca

    Bass

  • Almanca

    Baß [der], Baßstimme [die]

  • Almanca

    r Bass.

Türkçe  Türkçe » Lehçe  Lehçe
  • Türkçe baş

    Lehçe

    głowa

  • Lehçe

    głowica

  • Lehçe

    nagłówek

  • Lehçe

    łeb

  • Lehçe

    główka

Türkçe  Türkçe » Flemenkçe  Flemenkçe
  • Türkçe bas

    Flemenkçe

    bas (muziek);baszanger

Türkçe  Türkçe » Azerice  Azerice
  • Türkçe baş

    Azerice

    baş

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe baş

    Fransızca

    extrémité, tête

  • Fransızca

    tête [la], tronche [la]; berger/ère [le][la]; chef [le]; front [le]; (gemi) cap [le]

  • Türkçe bas

    Fransızca

    basse [le]

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe baş

    İngilizce

    head; chief, leader; beginning; end; top; bow; main, chief, leading, principal, cardinal

  • İngilizce

    (Pref.)
    arch

  • İngilizce

    (N.)
    beginnings, head, top, knob, heading, beginning, bow, chief, coconut, costard, leader, nob, noddle, off, outset, sconce

  • İngilizce

    (ADJ.)
    chief, head, arch, capital, central, in chief, especial, first, foremost, general, governing, grand, initial, master, premier, primal, primary, prime, principal

  • İngilizce

    1. head. 2. leader, chief, head. 3. beginning. 4. basis. 5. top, summit, crest. 6. end, either of two ends. 7. naut. bow. 8. clove (of garlic); cyme; (plant) bulb. 9. head (of a pin). 10. wrestling first class. 11. agio, exchange premium. 12. head: elli baş sığır fifty steers, fifty head of cattle. 13. main, head, chief, top. 14. in many idioms self, oneself. 15. side, near vicinity, presence: sofra başında at the table. ocak başında near the hearth. ––ına for each, per, each: saat başına elli bin lira fifty thousand liras an hour. ––ında 1. at, near, around: masa başında at the desk, around the table. 2. on his hands: Başında üç çocuk var. He has three children on his hands. He has to support three children. 3. at every: saat başında at the start of every hour. ––ından 1. from its beginning: başından sonuna kadar from beginning to end. 2. away from: Başımdan git! Go away!/Get out!/Leave me alone! ––ta first of all, most of all. ––ı açık bareheaded. ––ı açılmak to go bald. ––ını açmak 1. to uncover one´s head (as a gesture initiating prayer or imprecation). 2. /ın/ to open up (a subject of talk), give an inkling (of). –– ağrısı 1. headache. 2. trouble, nuisance. –– ağrısı olmak /a/ to be a nuisance (to), cause worry (to). ––ını ağrıtmak /ın/ to give a headache (to); to annoy (someone) by talking a lot. ––ını alamamak /dan/ 1. to be too busy (with). 2. not to be able to escape (from some trouble). –– alıp baş vermek to wage a bitter fight. ––ını alıp gitmek to go away, leave. ––ının altında under one´s pillow. ––ının altından çıkmak /ın/ (for a plot) to be hatched out in (someone´s) head; to be caused (by). ––ı araya gitmek to be caught between disagreeing people. –– aşağı upside down, head down. ––tan aşağı from top to bottom, from head to foot, from end to end, throughout. –– aşağı gitmek to get worse. ––ından aşağı kaynar sular dökülmek to have a terrible shock, meet with sudden excitement. (işi) ––ından aşkın overburdened (by work). ––ında ateş yanmak to be upset, be troubled, be distressed. ––ından atmak /ı/ to get rid (of). ––tan ayağa kadar colloq. from head to foot, altogether. –– ayak, ayak baş oldu. colloq. The high and the low have changed places. ––ı bacadan aşmadı ya. colloq. She is still young enough to find a husband. –– bağı 1. head band, fillet. 2. naut. bow fast, head fast. –– bağlamak 1. to cover or tie up one´s head (with a scarf). 2. (for grain) to form heads. 3. to take up a duty. ––ını bağlamak /ın/ to marry (one) to another. ––ı bağlı 1. fastened by the head; attached. 2. married. –– başa tête-à-tête, face to face. ––tan başa from end to end, entirely. –– başa kalmak /la/ to stay alone (with). –– başa vermek 1. to put our/your/their heads together, consult with each other. 2. to work together, help each other, collaborate. ––ında beklemek/durmak /ın/ to stand watch over, watch carefully. –– belası nuisance, troublesome person or thing. ––ına bela getirmek/sarmak /ın/ to saddle (someone, oneself) with a big problem. ––ı belaya girmek to get into trouble. ––ı belada olmak to be in trouble. ––ını belaya sokmak/uğratmak /ın/ to get (someone, oneself) into trouble. ––ımla beraber with great pleasure, gladly. –– bezi head scarf. –– bilmez unbroken (horse). ––ına bir hal gelmek to suffer a serious misfortune. ––ını bir yere bağlamak /ın/ to find (a person) a good job and save him from idleness. ––ına bitmek /ın/ suddenly to appear, suddenly to show up (said of a pestiferous person). ––ını boş bırakmak /ın/ 1. to leave alone, leave untended. 2. to leave without supervision. –– boy best quality. –– bulmak to pay, leave a profit. ––ta/––ında bulunmak /ın/ to be in charge. ––ına buyruk independent. ––ı bütün married (person). ––ından büyük işlere girişmek/karışmak to undertake things that are beyond one´s powers, bite off more than one can chew. ––ına çal! colloq. /ı/ Here it is. May it do you no good. ––ının çaresine bakmak to take care of one´s own affairs oneself, not to leave things to others. ––ı çatla

  • Türkçe bas

    İngilizce

    bass; bass guitar, bass

  • İngilizce

    (N.)
    bass, basso

  • İngilizce

    flush mechanism of a toilet.

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe baş

    Kazakça

    bas

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe baş

    Arnavutça

    kokë

  • Türkçe bas

    Arnavutça

    bas

Türkçe  Türkçe » Japonca  Japonca
  • Türkçe baş

    Japonca

    atama

Türkçe  Türkçe » Yunanca  Yunanca
  • Türkçe baş

    Yunanca

    (το) κεφάλι

Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe baş

    Türkçe

    Divanü Lügatit-Türk


    yara

  • Türkçe

    Tıp Terimleri Kılavuzu


  • Türkçe

    Tarama Sözlüğü


    1. Başkan, topluluğu yöneten, komutan. 2. (İnsan ve hayvan sayımında) Tane. 3. Başak. 4. Yara.

  • Türkçe

    Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


    (biyoloji, zooloji)

  • Türkçe

    Metalbilim İşlem Terimleri Sözlüğü


    Dövme ya da darçıkım işleminde, dövme ya da itme işini gören kolun ucu.

  • Türkçe

    Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü


    reîs (bk. başkan.).

  • Türkçe

    Jimnastik Terimleri Sözlüğü


    Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası.

  • Türkçe

    Güreş Terimleri Sözlüğü


    Yağlı güreşte ve karakucakta en büyük boy.

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    (II) a. esk. Çıban.

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    (I) a. 1. anat. İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm, kafa, ser: ?Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı.? -N. Cumalı. 2. Bir topluluğu yöneten kimse: ?Cumhurbaşkanı devletin başıdır.? -Anayasa. 3. Başlangıç: Hafta başı. Ay başı. Yılbaşı. Satır başı. 4. Temel, esas: ?Gücün, erdemliğin, bilimin, her şeyin başı paradır, para.? -H. E. Adıvar. 5. Arazide en yüksek nokta: Dağın başı. Tepenin başı. 6. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu: ?Avucumuzun içinde sakladığımız sigaraların yanmış ucu ile fitillerin başını yaktık.? -F. R. Atay. 7. Bir şeyin uçlarından biri: ?Merdiven başında beni çağırdı.? -A. Kutlu. 8. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet: Yirmi baş koyun. On baş sığır. Üç baş soğan. 9. Para değiştirirken verilen veya alınan üstelik, sarrafiye. 10. Bir şeyin yakını veya çevresi: ?Güzel bir sonbahar havasında şair, havuz başına uzanır gibi oturmuş, güneşleniyordu.? -A. Kabaklı. 11. ?Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün? anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz: Başbakan, başçavuş, başhekim, başkent, başöğretmen, başpehlivan, başrol, başsavcı. 12. Güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş derecenin en yükseği: Başa güreşmek. 13. den. Deniz teknelerinde ön taraf.

  • Türkçe

    Toplumbilim Terimleri


    İlkel topluluklarda görülen, çok az kurumlaşmış olan ve gücü kimi kez aşırı bir başına -buyruk- yönetimin gücü biçimini alan önder tipi.

  • Türkçe

    Divanü Lügatit-Türk


    baş

  • Türkçe

    Biyoloji Terimleri Sözlüğü


    1. İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan en ön bölgesi. 2. Herhangi bir hayvanın bu bölgeye karşılık olan yapısı. Sefal, kafa. 3.Bakteriyofajlarda ikozahedral şekilli, DNA içeren kısmı. 4.Miyozinin bir parçası. Fosfolipitlerin yağ asitleri içermeyen kısmı. 5. Spermlerde haploit çekirdeğin bulunduğu kısmı.

  • Türkçe

    Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu


  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Baş, reis

  • Türkçe

    Osmanlıca


    t. Reis, birinci, evvel. Başlıca, en mühim

  • Türkçe

    Zooloji Terimleri Sözlüğü


    (Yun. Kephale): İnsan vücudunun ağız, duygu organları ve beyni içine alan üst bölgesi; herhangi bir hayvanın bu kesime karşıt oları bölgesi.

  • Türkçe

    Yazın Terimleri Sözlüğü


    1. Deyişin konu ve uyağının ne olduğunu belirten, "doğuş" un halk edebiyatındaki adı. 2. Başlangıç.

  • Türkçe

    Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü


    İnsan vücudunun üst, hayvan vücudunun ön ucu, sefalika.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Baş. 2. Üzeri, kendi. 3. Tepe, zirve. 4. Uç. sınır. 5. Nezt, baş ucu. 6. Ön taraf, ön yol

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Baş. || başıni batırmak/küllemek: öldürmek; yok etmek || baş gelmek: başa çıkmak, gücü yetmek || baş gılt/gıltıh: yatağın baş ucu || baş mahat: sofranın baş köşesi || baş üzerine: baş üstüne; emredersiniz || başan gara gele!: kahrolasın (kargış sözü) || başına çewürmek: sadaka verirken fenalıklan götürsün diye, verilen nesnenin başın etrafında dolaştırılması hareketi || başından sawurmak: atlatmak; defetmek || başıının gözünün sadağasi üçün vermek: sadaka olarak vermek || torpah başşan!: acıma sözü: vah vah; yazık oldu sana; ne kadar gafilsin || vay başşıma!: vay bana vay vay!, daha nelerle karşılaşacağım (acıma sözü)

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Baş, başlangıç

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Bulgur, buğday ve benzerleri kalburlandığı zaman kalburun üstünde kalan in kısım.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Derilere tatbik edilen bir işlem (tabaklıkta). 2. Köselecilikte bir derinin baş tarafı.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Çıban, yara.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. bk. baş başı. 2. Ölçüde, tartıda tahminin üstünde çıkan kısım.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Pazartesi.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    İyi, güzel: Benim toklularım hep baştır.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Tane. 2. Dilim: Bi baş pendir ver.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Reis.

  • Türkçe bâs

    Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Bahis, iddialı sözleşme.

  • Türkçe

    Osmanlıca


    gönderme. yeniden dirilme.

  • Türkçe bas

    Türkçe

    Tiyatro Terimleri Sözlüğü


    En kalın ve tok tonlu erkek sesi.

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    a. müz. 1. En kalın erkek sesi. 2. Sesi böyle olan sanatçı. 3. En kalın sesli orkestra çalgısı.

  • Türkçe

    Gösterim Sanatları Terimleri Sözlüğü


    1. En pes uzamlı erkek sesi. 2. Bu ses uzamında şarkı söyleyen sanatçı.

  • Türkçe

    Gitar Terimleri Sözlüğü


    Frekansı genellikle 200 Hz’den düşük kabul edilen ses.

  • Türkçe

    Döşem Terimleri Sözlüğü


    Bir kol ya da düğmeye basılarak çalışan ve basınçlı suyla helâtaşının yıkanmasını sağlayan aygıt.

  • Türkçe

    isim, müzik Fransızca basse
     
    1 .    En kalın erkek sesi.  
    2 .    Sesi böyle olan sanatçı.  
    3 .    En kalın sesli orkestra çalgısı.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    bas tutmak

    Birleşik Sözler

    bas bariton
    basklarnet    

  • Türkçe Baş

    Türkçe

    Osmanlıca


    t. Reis, birinci, evvel. Başlıca, en mühim.

  • Türkçe bâş

    Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Bağış, hediye.

Azerice  Azerice » Türkçe  Türkçe
  • Azerice baş

    Türkçe

    kafa

  • Türkçe

    baş

Kazakça  Kazakça » Türkçe  Türkçe
  • Kazakça bas

    Türkçe

    kelle

  • Türkçe

    kafa

  • Türkçe

    başlangıç

  • Türkçe

    baş

Fransızca  Fransızca » Türkçe  Türkçe
  • Fransızca bas

    Türkçe

    alçak; aşağı; bayağı, aşağılık; alt; kısık; basık; sığ

  • Türkçe

    alçak, çorap, engin

Almanca  Almanca » Türkçe  Türkçe
  • Almanca baß

    Türkçe

    : ~ erstaunt kemali hayretle

  • Almanca Baß

    Türkçe

    [der] bas, basso

İngilizce  İngilizce » İngilizce  İngilizce
  • İngilizce BAS

    İngilizce

    extension for a BASIC language file (Computers)

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.