Almanca  Almanca » Türkçe  Türkçe
  • Almanca alt

    Türkçe

    eski; yaş

  • Türkçe

    {alt} eski; yaşlı; .

  • Türkçe

    eski; yaşlı, ihtiyar; sabık; bayat; demode; hurda

  • Almanca Alt

    Türkçe

    [der] alto

  • Türkçe

    (I) l.eski, kadim, sabik, atik, köhne
    2.(bejahrt)yasli, ihtiyar (müsin, pir, saldide), kocamış
    3.(verblüht) kart; V: tohumluk, kartaloz
    4. (schal) taze olmayan; bayat
    5. (überholt) modasi gecmis
    6. (gebraucht) (pek) kullanilmış
    7. (bekannt) malum
    8. (in Zss.) a) (ehemalig) sabik b) hurada, pirpit; cicigi cikmis; huradasi cikmis c) (seit langem) eskiden beri
    9. (unverändert) degismemis; eskisi gibi; ~ werden l. (P.) ihtiyarlamak V: morukla(ş)mak 2. eskimek 3. bayatlamak; s. a. die Stw. älter, ältest
    (II) m mus. (kontr-)alto

  • Türkçe

    (e.) (r.) (alt)
    eski; yaşlı; ((müz.)) alto

Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe alt

    Almanca

    Untere, Unterseite; unter

  • Almanca

    untere(r, s); Unterteil nm

  • Almanca

    s Untere, e Unterseite; unter.

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe alt

    Fransızca

    bas/se, sous, inférieur/e

  • Fransızca

    sous

Türkçe  Türkçe » Azerice  Azerice
  • Türkçe alt

    Azerice

    alt

Türkçe  Türkçe » Flemenkçe  Flemenkçe
  • Türkçe alt

    Flemenkçe

    onderste deel

Türkçe  Türkçe » Lehçe  Lehçe
  • Türkçe alt

    Lehçe

    poniżej

  • Lehçe

    przy

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe alt

    Arnavutça

    nën…

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe alt

    Kazakça

    astı

  • Kazakça

    tömengi jağı

Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe ALT

    Türkçe

    Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü


    Alanin transaminaz.

  • Türkçe alt

    Türkçe

    Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu


  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    a. 1. Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı: “Pantolonlarımızı şiltelerimizin altına seriyoruz, onlar bütün hafta orada ütüleniyor.” -Z. O. Saba. 2. Bir nesnenin tabanı: “Ayağındaki altları nalçalı koca bahçıvan kunduraları ile ona yetişmesi imkânsızdı.” -O. C. Kaygılı. 3. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü: Altına sandalye çekmek. 4. Bir şeyin yere yakın bölümü. 5. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. 6. sf. Sınıflamalarda ikinci derecede olan: Alt sınıf. Alt cins. Alt takım. 7. sf. Birkaç şeyden aşağıda olan: “Yeleğinin alt düğmesi iliklenmemiş.” -H. Taner.

  • Türkçe

    Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


    (biyoloji)

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Yırtılan çorabın tabanına yeniden örülen parça.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Tarlanın, çukur, su toplanan bölümü.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Eskiyen çorabın tabanına yeniden yapılan terlik biçiminde bir çeşit yama.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Alt

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Alt || altdan yohuşa: Aşağıdan yukarıya

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Alt, dip. 2. Kök

  • Türkçe

    isim
     
    1 .    Bir şeyin yere bakan yanı, üst karşıtı:
           "Pantolonlarımızı şiltelerimizin altına seriyoruz, onlar bütün hafta orada ütüleniyor."- Z. O. Saba.  
    2 .    Bir nesnenin tabanı:
           "Ayağındaki altları nalçalı koca bahçıvan kunduraları ile ona yetişmesi imkânsızdı."- O. C. Kaygılı.  
    3 .    Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.  
    4 .    Bir şeyin yere yakın bölümü.  
    5 .  sıfat  Birkaç şeyin içinden bize göre uzak olanı.  
    6 .  sıfat  Yere yakın olan:
           "Yeleğinin alt düğmesi iliklenmemiş."- H. Taner.  
    7 .    Alt kelimesi "... altında" biçiminde kullanıldığında "bir şeyin etkisinde" anlamını verir:
           "Çoluk çocuk akşama kadar güneşin altında anaforculuğun cezasını çektiler."- A. Gündüz.  
    8 .  sıfat  Sınıflamalarda ikinci derecede olan.  
    9 .    Yanan ocağın alevi:
           "Fokurdamaya başlayan çaydanlığın altını kapadı."- H. Taner.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    alt etmek
    altı alay üstü kalay
    altı kaval, üstü şişhane
    altına etmek (veya kaçırmak)
    (bir şeyin) altında kalmak
    altında kalmamak
    altından Çapanoğlu çıkmak
    (bir servetin) altından girip üstünden çıkmak
    altından kalkamamak
    altını çizmek
    altını ıslatmak
    altını üstüne getirmek
    (bir işin) altı yaş olmak
    alt olmak
    altta kalanın canı çıksın
    altta kalmak
    alttan güreşmek
    alttan (veya aşağıdan) almak
    alt tarafı (veya yanı)
    altta yok üstte yok
    alt yanı çıkmaz sokak

    Birleşik Sözler

    alt alta
    alt bölüm
    alt cins
    alt çene
    alt damak
    alt deri
    alt diş
    alt dudak
    alt familya
    alt geçit
    alt güverte
    alt hava yuvarı
    alt ırk
    alt karşıt
    alt kat
    alt kurul
    alt sınıf
    alt şube
    alt tabaka
    alt takım
    alt tür
    altüst
    alt yapı
    alt yazı
    alt yazılamak
    alt yazılayıcı
    alttan alta
    su altı fotoğrafçılığı
    yer altı kaynakları      

  • Türkçe

    Yazın Terimleri Sözlüğü


    Halk yazınında bir koşanın ikinci dizesi.

  • Türkçe

    Zanaat Terimleri Sözlüğü


    Örgü çoraplarının alt kısmı. (Yenikent *Aksaray -Niğde)

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe alt

    İngilizce

    -tı 1. bottom. 2. buttocks, rump, bottom. 3. the space beneath. 4. continuation, the rest. 5. the farther. 6. the lower. 7. under, beneath, below (with a personal suffix and a case ending). ––ı alay, üstü kalay gaudy, showy, tawdry. ––ına almak /ı/ wrestling to throw (one´s opponent) down. ––tan almak to be gentle with someone who is speaking harshly. –– alta one under the other. ––tan alta secretively. –– alta üst üste rough-and-tumble. ––ından çapanoğlu çıkmak to have a troublesome complication appear. ––ını çizmek /ın/ to underline, emphasize. ––tan dağıtım water system relying on city water pressure, without an attic tank. –– dudak lower lip. –– etmek /ı/ to beat, overwhelm. ––ına etmek to soil or wet one´s clothes or bed. ––ından girip üstünden çıkmak /ın/ to squander, spend (a fortune) recklessly. ––tan güreşmek to look for a way of winning while pretending to lose. ––ını ıslatmak to wet one´s underclothes or bed. ––ına kaçırmak to wet or soil one´s clothes a little. ––ta kalanın canı çıksın. colloq. The devil take the hindmost. ––ından kalkamamak /ın/ 1. to be unable to carry (something) through to completion. 2. not to be able to protect oneself (from a difficulty). ––ından kalkmak /ın/ to carry out (something) successfully. ––ında kalmak /ın/ 1. to have no retort (to another´s statement), be unable to reply. 2. to remain under (an obligation). ––ta kalmak to lose, be defeated. ––ında kalmamak /ın/ 1. not to leave (a kindness) unrepaid. 2. to get even (for). –– kasa print. lower case. –– kat 1. the floor below. 2. first floor, ground floor. ––ı kaval, üstü şişhane odd-looking, having an outlandish look. ––ından ne çıkacak bilinmez. colloq. The outcome is uncertain. –– olmak to be beaten, be overcome. –– tarafı/yanı 1. the lower part; the underside. 2. remainder, the rest. 3. the outcome. 4. all that is involved (is only): Niçin bu kadar üzülüyorsun? Alt tarafı on bin lira. Why are you making such a fuss? It´s only a matter of ten thousand liras. ––ını üstüne getirmek /ın/ 1. to upset, turn upside down, confuse. 2. to search. –– yanı çıkmaz sokak. colloq. This business is a blind alley. ––ına yapmak to soil one´s bed or clothes. ––ı yaş olmak /ın/ (for a piece of business) not to be on a sound basis. –– yazı footnote.

  • İngilizce

    (ADJ.)
    under, inferior, nether, subaltern, subordinate, lower

  • İngilizce

    (ADV.)
    underneath, infra, below

  • İngilizce

    (N.)
    underside, base, lower part, bottom

  • İngilizce

    (Pref.)
    infra, sub

  • İngilizce

    lower, inferior, under, bottom; bottom, underside, underneath

İngilizce  İngilizce » İngilizce  İngilizce
  • İngilizce Alt

    İngilizce

    n. (Computers) Alt key (keyboard key pressed in combination with other keys to execute commands)

  • İngilizce alt

    İngilizce

    n. note or tone located above the treble staff (Music)

Azerice  Azerice » Türkçe  Türkçe
  • Azerice alt

    Türkçe

    alt

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.