Türkçe  Türkçe » Lehçe  Lehçe
  • Türkçe ağır

    Lehçe

    ciężki

Türkçe  Türkçe » Almanca  Almanca
  • Türkçe ağır

    Almanca

    schwer; bedeutend; schwierig; mühsam; ernst

  • Almanca

    schwer, hard; langsam; ernst; sachte; kränkend, beleidigend; plump, schwerfällig.

  • Almanca

    schwer, arg, bedächtig, bitter, grob, hart, massiv, schleppend, schwerverdaulich, schwerwiegend; (hava) dumpf

  • Almanca

    schwer, hard; langsam; ernst; sachte; kränkend, beleidigend; plump, schwerfällig

Türkçe  Türkçe » Fransızca  Fransızca
  • Türkçe ağır

    Fransızca

    lourd/e, grave, lent/e, dur/e, fort/e, long/longue, massif/ive, pesant/e, sérieux/euse, sévère

  • Fransızca

    lourd

Türkçe  Türkçe » Azerice  Azerice
  • Türkçe ağır

    Azerice

    ağır

Türkçe  Türkçe » Flemenkçe  Flemenkçe
  • Türkçe ağır

    Flemenkçe

    zwaar

Türkçe  Türkçe » İngilizce  İngilizce
  • Türkçe ağır

    İngilizce

    heavy; heavy, difficult, strenuous; dull, stodgy, ponderous; serious, grave, severe, nasty; stuffy, smelly; (söz) offensive, hurtful, cutting, biting; slow, ponderous; (yiyecek) indigestible, rich, stodgy, heavy; thick, viscous; (uyku) deep; valuable, pre

  • İngilizce

    1. heavy; mil. heavy. 2. heavy, difficult (work). 3. serious, difficult (problem). 4. serious, grave (sickness, wound). 5. stuffy, oppressive; smelly. 6. cutting, hurtful, offensive. 7. slow; ponderous. 8. slowly; ponderously. 9. thick, viscous. 10. valuable, precious. 11. indigestible, rich, heavy (food). –– adam 1. man who acts slowly. 2. man who is slow to respond, lazy man. 3. serious-minded man. –– ağır 1. slowly. 2. (to weigh) at the very most. –– aksak very slowly and irregularly. –– almak /ı/ to proceed slowly (with). ––dan almak /ı/ not to show any interest in, appear uninterested in, appear reluctant to do (something). –– basmak 1. to be heavy. 2. to have a strong influence, be influential, have weight. 3. to be important, be given weight, have priority. 4. /ı/ to oppress (as a nightmare). –– canlı lazy, inactive, sluggish. –– ceza a major punishment. –– ceza mahkemesi criminal court for major cases. –– çekmek to be heavy; to show a heavy weight (on a scale). –– davranmak to act slowly, move slowly. –– ezgi, fıstıki makam colloq. slowly, taking one´s time, ponderously. –– gelmek /a/ 1. to offend, hurt, touch (one´s) honor. 2. to seem or be too difficult (for). ––ına gitmek /ın/ to offend, hurt (one´s) feelings. –– hapis cezası imprisonment for five years or more. –– hastalık serious disease. –– ihmal law gross negligence. –– iş hard work. –– işçi slang prostitute, whore. –– işitmek/duymak to be hard of hearing. –– kaçmak (for a joke, remark) to be unkind. –– kanlı 1. slow, inactive, sluggish. 2. repulsive, unattractive. –– kayıp heavy casualties. –– konuşmak to say some hard things, speak harsh words. –– ol. 1. Go slowly. 2. Take it easy./Calm down./Keep your cool. –– oturmak to behave with dignity. –– para cezası law fine. –– sanayi heavy industry. –– sıklet sports heavyweight. –– söz hard word, harsh word; hard words, harsh words. –– su chem. heavy water. –– top big gun, important person, powerful person. –– uyku deep sleep. –– yaralı seriously wounded, gravely injured.

  • İngilizce

    (ADJ.)
    heavy, heavyweight, hard, weighty, serious, severe, dignified, slow, dull, not fast, slow-moving, lazy, strong, indigestible, unwholesome, oppressive, repressive, sharp (words), foul (smell), serious-minded, arduo

  • İngilizce

    (ADV.)
    badly, seriously, severely, heavily

  • İngilizce

    (N.)
    back breaking

Türkçe  Türkçe » Japonca  Japonca
  • Türkçe ağır

    Japonca

    hidoi, omoi

Türkçe  Türkçe » Arnavutça  Arnavutça
  • Türkçe ağır

    Arnavutça

    1. e rëndë (sëmundje)
    agir siklet - peshë e rëndë (boks)
    2. i rëndë, që peshon

Türkçe  Türkçe » Kazakça  Kazakça
  • Türkçe ağır

    Kazakça

    aqırın

  • Kazakça

    awır

  • Kazakça

    salmaqtı

  • Kazakça

    samarqaw

Türkçe  Türkçe » Türkçe  Türkçe
  • Türkçe ağır

    Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Çeşme yalağı. 2. bk. ağar (II).

  • Türkçe

    Güncel Türkçe Sözlük


    sf. 1. Tartıda çok çeken, hafif karşıtı: Kurşun ağır bir madendir. Taş yerinde ağırdır. 2. Çapı, boyutu büyük: Ağır top. Ağır tank. 3. Yavaş: “Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor.” -E. M. Karakurt. 4. Yoğun: “Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı.” -A. Sayar. 5. Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). 6. mec. Değeri çok olan, gösterişli: “Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Cananın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi.” -M. C. Kuntay. 7. mec. Çetin, güç: “Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu.” -F. F. Tülbentçi. 8. mec. Tehlikeli, korkulu, vahim. 9. mec. Sıkıntı veren, bunaltan. 10. mec. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı: “Kızmıştım, Kezibana söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum.” -N. Ataç. 11. mec. Ağırbaşlı, ciddi: “Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı.” -H. E. Adıvar. 12. mec. Keskin, boğucu (koku): “Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır.” -F. R. Atay. 13. Kısık, alçak: “Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi.” -O. C. Kaygılı. 14. mec. Davranışları yavaş olan. 15. mec. Sindirimi güç (yiyecek): Ağır bir yemek. 16. a. sp. Ağır sıklet: Yıllarca ağırda güreşti. 17. zf. Yavaş bir biçimde: “Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu.” -E. İ. Benice.

  • Türkçe

    Kimya Terimleri Sözlüğü (II)


    1. Hafif olmayan. 2. Miktarca çok olan. 3. Ağır asitler: Sülfürik, Hidroklorik ve Nitrik asitler gibi büyük miktarlarda kullanılan. 4.Ağır Kimyasal maddeler: Klor alkali, sülfürik ve nitrik asitler gibi büyük miktarda üretilen kimyasal maddeler. 5.Ağır Hidrojen: bk. döteryum (D). 6.Ağır Metal: bağıl yoğunluğu 4den büyük olan ve periyodik çizelgenin alt yarısında yer alan metaller. 7.Ağır Spar: Barit (BaSO4). 8.Ağır Su: Döteryum oksit (D2O).

  • Türkçe

    Tıp Terimleri Kılavuzu


  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Ahır.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Olgun, terbiyeli, oturaklı, aklı başında. 2. İtibarlı, hatırı sayılır (kimse). 3. Kıymetli eşya, para: Evde ağırın, dağda davarın olsun. 4. Beyaz, mor veya başka renk çizgili kumaştan yapılan kadın elbisesi. 5. Kâbus: Bu gece beni ağır bastı.

  • Türkçe

    sıfat
     
    1 .    Tartıda çok çeken, hafif karşıtı.  
    2 .  mecaz  Davranışları yavaş olan.  
    3 .    Değeri çok olan, gösterişli:
           "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."- M. C. Kuntay.  
    4 .    Çapı, boyutları büyük.  
    5 .    Çetin, güç:
           "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."- F. F. Tülbentçi.  
    6 .    Tehlikeli, korkulu, vahim:
           "Viyana Üniversitesinde hocalığım sırasında amirim olan profesör ağır hasta idi."- H. Taner.  
    7 .    Sıkıntı veren, bunaltıcı.  
    8 .    Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı:
           "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."- N. Ataç.  
    9 .    Yavaş:
           "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."- E. İ. Benice.  
    10 .    Ağırbaşlı, ciddi:
           "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı. Fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."- H. E. Adıvar.  
    11 .    Keskin, boğucu (koku):
           "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."- F. R. Atay.  
    12 .    Sindirimi güç (yiyecek).  
    13 .    Yoğun:
           "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."- A. Sayar.  
    14 .    Uyanılması güç, derin (uyku).  
    15 .    Kısık, alçak:
           "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."- O. C. Kaygılı.  
    16 .    Güç işiten, sağır.  
    17 .   spor  Ağır sıklet.


       

    Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

    (bir işi) ağır almak
    ağır basmak
    (bir şeyi) ağır basmak
    ağır çekmek
    ağırdan almak
    ağır durmak
    ağır gelmek
    ağırına gitmek
    ağır işitmek (veya duymak)
    ağır kaçmak
    ağır ol!
    ağır oturmak
    (biri) ağır satmak
    ağır söylemek  

    Birleşik Sözler

    ağır ağır
    ağır aksak
    ağır araç
    ağırayak
    ağır ayak
    ağırbaşlı
    ağırcanlı
    ağır ceza
    ağırelli
    ağır ezgi
    ağır hapis cezası
    ağır hasta
    ağır hava
    ağır hidrojen
    ağır iş
    ağırkanlı
    ağır kayıp
    ağır kusur
    ağır küre
    ağır para cezası
    ağır sanayi
    ağır sıklet
    ağır söz
    ağır su
    ağır top
    ağır uyku
    ağır vasıta
    ağır yağ
    ağır yaralı      

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Olgun, babacan.

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    < ET agır: ağır; ağır başlı.

  • Türkçe agır

    Türkçe

    Divanü Lügatit-Türk


    ağır

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    Ağır, değerli, muhterem

  • Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Vefat eden yaşlı kişi. 2. Zor, güç. 3. Pahalı. 4. Tartıda çok gelen

  • Türkçe ağir

    Türkçe

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    1. Ağır. 2. Değerli

Azerice  Azerice » Türkçe  Türkçe
  • Azerice ağır

    Türkçe

    ağır

Fransızca  Fransızca » Türkçe  Türkçe
  • Fransızca agir

    Türkçe

    iş görmek, hareket etmek; davranmak; etkilemek; etken olmak; dava açmak

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır.

"Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelime anlamlarını öğrenebilir, atasözleri, deyimler ve türetilmiş kelimelere bakabilirsiniz.

Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir.


Nedemek.org kelime araçları kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanımı kolay kelime yardımcılarıdır. Kelime bulucu ve bulmaca sözlüğü kullanmanın kelime hazinenizi geliştirmenize, kelimeleri doğru bir şekilde öğrenmenize ve karışık harflerden oluşan bir kelimeden yeni kelimeler bulmanıza, bulmacalarda takıldığınız kelimeleri bulmanıza yardımcı olduğunu göreceksiniz.