zaman ne demek? zaman nedir? zaman anlamı - Ne Demek? nedemek.org

Türkçe  Türkçe » Türkçe Türkçe
    • Türkçe

      Zaman

      Türkçe

      Hukuk Terimleri


      Bir ödemeyi veya zarar ziyanı karşılama sorumluluğunu üstlenme.
    • Türkçe

      Dilbilgisi Terimleri Sözlüğü


      (Derleme.. fiillerde zaman) Eylemlerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, geniş zaman, gelecek zaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelir, gelecek, geldiydi, geliyormuş, hastaydı vb.
    • Türkçe

      Kişi Adları Sözlüğü


      Cinsiyet: Erkek
      Vakit, çağ.
    • Türkçe

      Osmanlıca


      Kefil olma, kefillik. Bir şeyin mislini veya değerini vermek üzere zarara karşı kefil olma, garanti.
    • Türkçe

      zaman

      Türkçe

      isim (-ma:nı) Arapça zaman
       
      1 .    Bir iş veya oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit:
             "Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım."- Ö. Seyfettin.  
      2 .    Bu sürenin belirli bir parçası, vakit:
             "Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir."- A. İlhan.  
      3 .    Belirlenmiş olan an.  
      4 .    Çağ, mevsim.  
      5 .    Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler:
             "Eski müdür zamanında hayli şımarmış olan bu miskin ve ukalâ herifi sepetledi."- H. Taner.  
      6 .    Dönem, devir.  
      7 .    Bir süre ile ilgili durum ve şartlar:
             "Sigarasını efkârlı olduğu zamanlar yaptığı gibi sık nefeslerle çabuk çabuk içiyordu."- H. Taner.  
      8 .   gramer  Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.  
      9 .   jeoloji  Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.  
      10 .   astronomi  Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına karşılık bir ölçü.


         

      Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

      zaman almak
      zamana uymak
      zaman bırakmak
      zamanı avlamak
      zamanı dolmak
      zamanı geçirmek
      (bir şeyin) zamanı geçmek
      zaman ile yarışmak
      zaman kazanmak
      zaman kollamak
      zaman öldürmek
      zaman tanımak
      zaman vermek

      Birleşik Sözler

      zaman aşımı
      zaman ayarlı
      zaman belirteci
      zaman bilimi
      zaman bilimsel
      zaman birimi
      zaman dizini
      zaman eki
      zaman tüneli
      zaman zaman
      zaman zarfı
      aynı zamanda
      çift zamanı
      hikâye birleşik zamanı
      iftar zamanı
      ikindi zamanı
      rivayet birleşik zamanı
      yıldız zamanı
      vaktizamanında  
    • Türkçe

      Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu


    • Türkçe

      Dilbilim Terimleri Sözlüğü


      Bir eylemim veya bir oluşun meydana geldiği devri anlatmak üzere fiilin aldığı şekil; bu şekil aynı zamanda kılmış da anlatabiir. Eylem söz söyleyenin söylediği andan önce yapılmış veya olmuşsa GEÇMİŞLİK ( Mazi, Passé : bk. Geçmiş zaman ), söylediği anda yapılmakta ise ŞİMDİLİK ( Hal, Présent; bk. Şimdikilik ), söylediği andan sonra yapılacaksa GELECEKLİK ( istikbal, Futur; bk. Gelecek zaman ), bu yolda sınırlanmamış olursa GENİŞ ZAMAN ( Muzari, Atemporel; bk. Geniş zaman ) adını alır. Bu zamanlar tek zamanlı oldukları vakit SALTIK ( Absolu ), başka bir olaya göre kurulmuş bir şekilde olurlarsa GÖRELİ ( Relatif; bk. Bileşik zaman ve Katmerli bileşik zaman ) vasfını alırlar. bk. Birincil ve İkincil zamanlar, Berk geniş ve Berk geri zaman, Aorist.
    • Türkçe

      Divanü Lügatit-Türk


    • Türkçe

      Felsefe Terimleri Sözlüğü


      Felsefe kavramı olarak: oluş, gelip geçiş, değişme ve süreklilik biçimi; dönüşü olmayan bir doğrultuda birbiri ardından gitme. // Zaman, sürüp giden doğru bir çizgi olarak düşünülebilir; geriye doğru sonsuza değin uzanır (geçmiş), aynı zamanda ileriye doğru (geleceğe) akıp gider. Nesnel (objektif) zaman: Ölçülebilen zaman, ama kendi içinde değil, cisimlerin devinimiyle ölçülebilir. Uzaydaki devinimlerin sıralanması, zamanın da zaman kesimlerine bölünmesini sağlar. Modern fizik nesnel zamanın olmadığını ileri sürer. bk. görellik kuramı. Öznel zaman: Zaman bilincine dayanır, yaşantılara bağlıdır; nesnel olarak ölçülemez; duruma göre, yaşanılan zaman kısa ya da uzun görünebilir.
    • Türkçe

      Gökbilim Terimleri Sözlüğü


      Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. Güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü.
    • Türkçe

      Gramer Terimleri Sözlüğü


      Çekimli fiilin karşıladığı kılış veya oluşun içinde geçtiği zaman dilimi: Şimdiki zaman, geçmiş zaman, gelecek zaman, geniş zaman vb. Fiildeki zaman basit zaman ve birleşik zaman olarak ikiye ayrılır: yazıyor, yazdı, yazacak, yazmış, yazdıydı, yazıyormuş, yazsa, yazmalı, evdeydi vb. || ? Sen söyle Allahını seversen, dedi, bir çocuk ötekine maymun Türk mü demiş ne.. O da ona taş atmış. Sen tafsilâtını daha iyi bilirsin. İnzibat meclisleri toplanacakmış. Gençlerimiz burada hitabeler irade ediyorlar. Taş atan çocuğun kovulmasına rey verenler(...) Nasıl dedi bakayım? Eşekmişler amma Türk de değilmişler onu konuşuyorduk (P. Safa, Biz insanlar, s. 48) vb. Ayrıntı için bk. basit zaman, birleşik zaman.
    • Türkçe

      Güncel Türkçe Sözlük


      a. (zama:nı) 1. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit: ?Zaman geçtikçe hafifleyecek yerde, daha ziyade ağırlaşan bir vicdan azabı duyarım.? -Ö. Seyfettin. 2. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit: ?Efendiler, az söylemek çok yapmak zamanı gelmiştir.? -A. İlhan. 3. Belirlenmiş olan an. 4. Çağ, mevsim: Gül zamanı. Çocukluk zamanı. 5. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. 6. Dönem, devir: ?Dedelerimizin zamanında burada bir kral yaşardı.? -R. Mağden. 7. gök b. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. 8. db. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı: Geldi, gelmiş, geliyor, gelecek, gelir. 9. jeol. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri.
    • Türkçe

      Kimya Terimleri Sözlüğü (II)


      1. SI biriminde saniye (s) gösterilen dördüncü boyut. 2.Bir iş veya olayın geçmekte olduğu sürenin ölçüsü.
    • Türkçe

      Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü


      1) sorumluluk. 2) sağlama (Borçlar Yasası, 169)(karş. tekeffül, temînât).
    • Türkçe

      Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


      (jeoloji)
    • Türkçe

      Türk Dünyası Gramer Terimleri Kılavuzu


      Azerbaycan Türkçesi: zaman; Türkmen Türkçesi: zamaan; Gagauz Türkçesi: zaman; Özbek Türkçesi: zamon; Uygur Türkçesi: zaman; Tatar Türkçesi: zaman; Başkurt Türkçesi: zaman; Kmk: zaman; Krç.-Malk.: zaman;Nogay Türkçesi: zaman; Kazak Türkçesi: şak; Kırgız Türkçesi: çak; Alt:: öy; Hakas Türkçesi: tus; Tuva Türkçesi: üye; Rusça: vremya
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      (< Ar. zemân) zaman.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Müddet // uzun zaman : uzun süre
    • Türkçe

      Yerbilim Terimleri Sözlüğü


      Bir dizge katmanlarının oluştuğu zaman süresi.
    • Türkçe

      Osmanlıca


      (Bak: Zeman
    • Türkçe

      zâman

      Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Zaman, bk. zeman
Türkçe  Türkçe » İngilizce İngilizce
    • Türkçe

      zaman

      İngilizce

      1. time: Zaman nehir gibi akıyor. Time flows like a river. Bana zaman lazım. I need time. Fatoş´un zamanı az. Fatoş has little time to spare. ışık söndürme zamanı lights-out. 2. time, season: Yenidünya zamanı geldi. Loquats are now in season. 3. age, era, epoch: zamanın âlimleri the learned men of the age. 4. (a person´s) youth or prime; the time when one was engaged in a particular activity: Benim zamanımda bu işyerinin yönetim biçimi bambaşkaydı. This office was run quite differently in my time. 5. the right time or the time appointed (to do something): Artık bu işin zamanı geldi. It´s now the right time to do this job. 6. free time: Bugün hiç zamanım yok. I´ve no free time today. 7 gram. tense. 8. mus. time, meter, rhythm. 9. geol. era. 10. when: geldiği zaman when he came. ––ında at the proper time, at the right time. ––la with time, as time passes/ passed. –– belirteci gram. adverb of time. –– bırakmak /a/ to set aside time for, leave time for (something). –– birimi unit of time. –– eki gram. temporal suffix (for a verb). ––ı geçmek 1. to be out of date, be outmoded. 2. (for something) to expire, become void (as a result of the passage of time). 3. (for a fruit or vegetable) no longer to be in season. 4. (for an activity) no longer to be appropriate to the time of year. 5. (for something) to be of no use (because it´s too late): Özür dilemenin zamanı geçti artık. It´s now too late to apologize. –– kazanmak 1. to save time. 2. (for someone) to gain time. –– kollamak to be on the lookout for a suitable opportunity, bide one´s time. –– öldürmek to kill time. –– sana uymazsa sen zamana uy. proverb If the times don´t conform to you, then you should conform to the times. ––a uymak to conform to the age in which one lives, move with the times, keep in step with the times. –– vermek /a/ to set aside time (for) (something). –– zaman from time to time, occasionally, every now and then, every now and again, every so often. –– zarfı gram. adverb of time.
    • İngilizce

      (Conj.)
      whilst
    • İngilizce

      (N.)
      bout, cycle, date, day, father time, hour, season, tense, time, when, while, sands
    • İngilizce

      time; age, era, epoch, period; tense; reign
Türkçe  Türkçe » Almanca Almanca
    • Türkçe

      zaman

      Almanca

      Zeit f
    • Almanca

      e Zeit.
    • Almanca

      Zeit [die]
    • Almanca

      Zeit
Türkçe  Türkçe » Fransızca Fransızca
    • Türkçe

      zaman

      Fransızca

      temps [le], âge [le], date [la], durée [la], époque [la], ère [la], heure [la], moment [le]
    • Fransızca

      temps
Türkçe  Türkçe » Azerice Azerice
    • Türkçe

      zaman

      Azerice

      zaman
Türkçe  Türkçe » Flemenkçe Flemenkçe
    • Türkçe

      zaman

      Flemenkçe

      tijd
Türkçe  Türkçe » Lehçe Lehçe
    • Türkçe

      zaman

      Lehçe

      chwila
    • Lehçe

      czas
    • Lehçe

      pora
Türkçe  Türkçe » Japonca Japonca
    • Türkçe

      zaman

      Japonca

      hima
Türkçe  Türkçe » Arnavutça Arnavutça
    • Türkçe

      zaman

      Arnavutça

      1. koha
      2. kohë
Türkçe  Türkçe » Kazakça Kazakça
    • Türkçe

      zaman

      Kazakça

      däwren
    • Kazakça

      kez
    • Kazakça

      mezet
    • Kazakça

      mezgil
    • Kazakça

      sät
    • Kazakça

      tus
    • Kazakça

      waqıt
    • Kazakça

      zaman
Azerice  Azerice » Türkçe Türkçe
    • Azerice

      zaman

      Türkçe

      zaman
Kazakça  Kazakça » Türkçe Türkçe
    • Kazakça

      zaman

      Türkçe

      devir
    • Türkçe

      devran
    • Türkçe

      milat
    • Türkçe

      vakit
    • Türkçe

      zaman

PAYLAŞ

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır. "Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelimelerin sesli sözlük telaffuzlarını dinleyebilirsiniz. Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir..