son ne demek? son nedir? son anlamı - Ne Demek? nedemek.org

Türkçe  Türkçe » Türkçe Türkçe
    • Türkçe

      son

      Türkçe

      sıfat
       
      1 .    Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı:
             "Böylece son söz ve hak kuvvete, kuvvetliye, kurnaza ve kurnazlığa kalıyordu."- T. Buğra.
             "Gündüzün son ışıklarıyla beraber sanki odadan eşya da çekiliyordu."- P. Safa.  
      2 .    En arkada bulunan.  
      3 .    Artık ondan ötesi veya başkası olmayan:
             "Son bir umutla üç kupayı tutup iki kart istemişti."- T. Buğra.
             "Son altı karıncayı Kadırga meydanında birkaç yıl evvel görmüştüm."- H. A. Yücel.  
      4 .  isim  Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet.  
      5 .  isim, anatomi  Etene, eş, döl eşi, meşime, plasenta.  
      6 .  isim, mecaz  Olum.  
      7 .  zarf  Olanca:
             "Son kuvvetiyle: Ya Ali!diye bağırdı."- M. Ş. Esendal.


         

      Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

      sona kalan dona kalır
      son bulmak (veya sona ermek)
      son gelmek
      son kozunu oynamak
      son nefes
      son nefesini vermek
      son noktayı koymak
      son pişmanlık fayda vermez (veya etmez)
      sonu gelmek
      sonunu almak
      sonunu getirememek
      (bir işin) sonunu getirmek
      son vermek

      Birleşik Sözler

      son adam
      sonbahar
      son birim
      son derece
      son dört
      son ek
      son görev
      son gürlüğü
      son kânun
      son nefes
      son ses
      son teşrin
      son turfanda
      son vazife
      baştan sona  
    • Türkçe

      Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu


    • Türkçe

      Divanü Lügatit-Türk


      som, içi dolu madenden olan şey
    • Türkçe

      Güncel Türkçe Sözlük


      sf. 1. Şimdiki zamana en yakın zamandan beri olan veya bu zamanda yapılmış, olmuş olan, ilk karşıtı: ?Gündüzün son ışıklarıyla beraber sanki odadan eşya da çekiliyordu.? -P. Safa. 2. En arkada bulunan: Son vagon. 3. Artık ondan ötesi veya başkası olmayan: ?Son atlıkarıncayı Kadırga meydanında birkaç yıl evvel görmüştüm.? -H. A. Yücel. 4. a. Uç, sınır. 5. Olanca: ?Son kuvvetiyle: Ya Ali! diye bağırdı.? -M. Ş. Esendal. 6. a. Bir şeyin en arkadan gelen bölümü, bitimi, nihayet, akıbet: Kışın sonu. Bu yolun sonu. 7. a. mec. Ölüm. 8. a. anat. Döl eşi.
    • Türkçe

      Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


      (biyoloji, zooloji)
    • Türkçe

      Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


      bk. uç.
    • Türkçe

      Tıp Terimleri Kılavuzu


    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      1.Dövülmüş, samanı buğdayından ayrılmamış yığın. 2.Dövülmüş, içinin çıtırı açılmamış kendir lifi yığını.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Halıdan artmış yün ve bu yünden dokunan kilim.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      < ET soñ: son. || soğn || soğunda || sounda || sun
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Encam, son, bk. sonğ// baştan sona : bk. başdan ayaği
    • Türkçe

      Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü


      Etene.
    • Türkçe

      Yumrukoyunu Terimleri Sözlüğü


      Karşılaşmanın sonucunu belirtecek son yarışma.
Türkçe  Türkçe » İngilizce İngilizce
    • Türkçe

      son

      İngilizce

      1. end, conclusion, termination. 2. last; final; the most recent. 3. afterbirth; placenta. 4. lastly, last, at the end, after all the others. ––unda finally, in the end. ––dan bir evvelki penultimate. –– bulmak to end, come to an end. –– defa 1. last time. 2. for the last time. –– derece exceedingly, extremely. ––unu düşünmek /ın/ to consider how (something) may end. ––a erdirmek /ı/ to conclude, complete. ––unu getirmek /ın/ to bring (something) to a successful conclusion. –– gürlüğü ease and comfort attained in one´s old age. ––a kalan dona kalır. proverb A slowpoke gets left out in the cold./Slothful people lose out. –– kozunu oynamak to play one´s last card, make use of one´s last advantage. –– pişmanlık fayda vermez/etmez. proverb Regret is futile. –– posta colloq. 1. the last time. 2. for the last time. –– söz the last word, the final decision. –– tahlilde in the final analysis. –– turfanda the last of the season (refers to a particular vegetable or fruit). –– uyarı ultimatum. –– vermek /a/ to bring (something) to an end; to put an end to (something).
    • İngilizce

      (ADJ.)
      last, final, ultimate, late, latest, latter, bedrock, close, conclusive, definitive, farewell, finishing, full, nth, recent, supreme, terminal
    • İngilizce

      (ADV.)
      last
    • İngilizce

      (N.)
      end, ending, finish, last, extremity, close, result, issue, outcome, conclusion, afterbirth, curtains, denouement, expiration, expiry, fate, finis, full stop, kiss off, omega, quietus, ruination, secundine, sunset, tail
    • İngilizce

      last; recent; latest; final; definitive; last; end, conclusion, close; ending; final; expiration; end, death; result; breakup; placenta, afterbirth
Türkçe  Türkçe » Almanca Almanca
    • Türkçe

      son

      Almanca

      äusserst, überaus.
    • Almanca

      letzte(r, s); äußerste(r, s); jüngste(r, s); entscheidend; Schluß [der], Abschluß [der], Ausgang [der], Ausklang [der], Beschluß [der], Ende [das]
    • Almanca

      Schluss, Abschluss; letz, neuest
Türkçe  Türkçe » Fransızca Fransızca
    • Türkçe

      son

      Fransızca

      dernier/ière, définitif/ive, final/e, terminal/e
    • Fransızca

      dernier, fin
Türkçe  Türkçe » Azerice Azerice
    • Türkçe

      son

      Azerice

      son
Türkçe  Türkçe » Lehçe Lehçe
    • Türkçe

      son

      Lehçe

      cel
    • Lehçe

      koniec
    • Lehçe

      końcówka
    • Lehçe

      kres
    • Lehçe

      ostatni
    • Lehçe

      zakończenie
Türkçe  Türkçe » Yunanca Yunanca
    • Türkçe

      son

      Yunanca

      (το) τέλος
      επίθ. τελευταίος
Türkçe  Türkçe » Japonca Japonca
    • Türkçe

      son

      Japonca

      saigo no, owari
Türkçe  Türkçe » Arnavutça Arnavutça
    • Türkçe

      son

      Arnavutça

      1. fund
      2. fundit (i)
Türkçe  Türkçe » Kazakça Kazakça
    • Türkçe

      son

      Kazakça

      aqırğı
    • Kazakça

      ayaq
    • Kazakça

      soñ
    • Kazakça

      soñğı
İngilizce  İngilizce » İngilizce İngilizce
    • İngilizce

      son

      İngilizce

      n. male child, male offspring
İngilizce  İngilizce » Türkçe Türkçe
    • İngilizce

      son

      Türkçe

      (int.)
      evladım, oğlum
    • Türkçe

      (N.)
      [sʌn]
      oğlum, oğul, erkek evlât, çocuk
    • Türkçe

      (Pref.)
      oğlu
    • Türkçe

      i. oğul, erkek evlat.
    • Türkçe

      ogul
    • Türkçe

      çocuk
    • Türkçe

      erkek evlât
    • Türkçe

      oğlum
Azerice  Azerice » Türkçe Türkçe
    • Azerice

      son

      Türkçe

      son
Fransızca  Fransızca » Türkçe Türkçe
    • Fransızca

      son

      Türkçe

      seda, ses
    • Türkçe

      onun
Kazakça  Kazakça » Türkçe Türkçe
    • Kazakça

      soñ

      Türkçe

      akıbet
    • Türkçe

      bilâhare
    • Türkçe

      encam
    • Türkçe

      son
    • Türkçe

      sonra
    • Türkçe

      sonradan

PAYLAŞ

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır. "Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelimelerin sesli sözlük telaffuzlarını dinleyebilirsiniz. Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir..