iş ne demek? iş nedir? iş anlamı - Ne Demek? nedemek.org

Türkçe  Türkçe » Türkçe Türkçe
    • Türkçe

      is

      Türkçe

      isim
       
      1 .    Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke:
             "Uzandı, is çıkarmaya başlayan fitili kesti."- M. Ş. Esendal.  
      2 .  halk ağzında  Sürme.


         

      Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

      ise tutmak
    • Türkçe

      Asalakbilim Terimleri Sözlüğü


      bk. sürme
    • Türkçe

      Güncel Türkçe Sözlük


      a. 1. Dumanın değdiği yerde bıraktığı kara leke: “Uzandı, is çıkarmaya başlayan fitili kesti.” -M. Ş. Esendal. 2. Yakıtın tam yanmamasından oluşan, dumanla yükselen kömürleşmiş tanecikler. 3. hlk. Sürme (II).
    • Türkçe

      Kimya Terimleri Sözlüğü


      Gaz ya da yağların tam yakılmamaları sonucu elde edilen, karbonca zengin, kara renkli, mikron büyüklüğündeki tanecikler. (Boyarözdek ve dolgu olarak kullanılır.)
    • Türkçe

      Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


      (kimya)
    • Türkçe

      Otomobilcilik ve Motor Bilgisi Terimleri


      Yanma odalarında ya da ateşliklerin üstünde, yakıtın yanması sonucu biriken kurum.
    • Türkçe

      Tıp Terimleri Kılavuzu


    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      < Ar. ins: ins; insan. || is misen cis misen: ins misin cins misin?
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      İnsan, krş. isan
    • Türkçe

      Osmanlıca


      (Iss) t. Bayındırlık, mâmuriyet. Şenlik. * Ses. * Sâhib. Mâlik. * Efendi
    • Türkçe

      Osmanlıca


      Dumandan hasıl olan siyah madde. Kurum
    • Türkçe

      Türkçe


       
      1 .    Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma:
             "İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir."- S. F. Abasıyanık.  
      2 .    Bir değer yaratan emek.  
      3 .    Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev:
             "Şimdi Mısır'a memuru olduğum bankanın bir işi için geldim."- Ö. Seyfettin.  
      4 .    Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.  
      5 .    Kamu yararına yapılan işler.  
      6 .    Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.  
      7 .    Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek:
             "Sonunda bir iş buldum."- S. F. Abasıyanık.  
      8 .    İş yeri:
             "Kalk yavrum, işe geç kalacaksın."- S. F. Abasıyanık.  
      9 .    Ticarî anlaşma, alışveriş.  
      10 .    Herhangi bir maksatla kurulan düzen:
             "İşlerini bırakmışlar, dükkânlarını kapamışlar, akın akın şehri terk edip gidiyorlardı."- Y. K. Karaosmanoğlu.  
      11 .    Bazı deyimlerde "yarar, çıkar" anlamında kullanılır.  
      12 .    Yapılan şey, davranış.  
      13 .    Nakış, örgü gibi elde yapılan şey:
             "Komşu kadın elindeki işini dizine bırakıp geline döndü."- M. Ş. Esendal.  
      14 .    Emek, işçilik, ustalık.  
      15 .    İşlem.  
      16 .    Sorun, konu, mesele, maslahat:
             "Etrafın gülüşmeleri arasında iş anlaşıldı."- H. C. Yalçın.  
      17 .    Gizli sebep veya maksat:
             "Çoktandır köylünün şurada burada yayıp gezeceği ehemmiyetli bir iş, bir keramet gösterememişti."- R. H. Karay.  
      18 .    Bir kimseye özgü olan görüş, anlayış.  
      19 .   fizik  Bir kuvvetin uygulanma noktasını hareket ettirirken harcadığı güç.


         

      Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

      iş açmak
      iş ayağa düşmek
      iş başa düşmek
      iş bırakmak
      iş bilenin, kılıç kuşananın
      iş bilmek
      iş birinde bitmek
      iş (birinden) bitmek
      iş (birine) kalmak
      iş bitirmek
      iş çatallanmak
      iş çevirmek
      iş çığrından çıkmak
      iş çıkarmak
      iş dayıya düştü
      iş değil
      (birine) iş düşmek
      işe bak!
      iş edinmek
      işe girmek
      işe karışmak
      (birini) işe koşmak
      (birine) iş etmek
      işe yaramak (veya yaramamak)
      iş görmek
      iş göstermek
      işi aksi gitmek
      işi Allaha kalmak
      işi anlamak
      işi azıtmak
      işi başından aşmak (veya aşkın olmak)
      işi (bir şeye) vurmak
      işi bitmek
      işi bozmak
      işi bozulmak
      işi ciddiye almak
      işi çıkmak
      (birine) işi düşmek
      işi ...e dökmek
      işi ...e vurmak
      işi gücü bırakmak
      işi ileri götürmek
      işi iş olmak
      işi(m) iş kaşığı(m) gümüş
      iş inada binmek
      işin alayında olmak
      işinden olmak
      işi ne?
      işine bak!
      işine gelmek (veya gelmemek)
      işine göre
      işine koyulmak
      işini bilmek
      (birinin) işini bitirmek
      işin içinde iş var
      işin içinden çıkamamak
      işin içinden çıkmak (veya sıyrılmak)
      işini görmek
      işinin adamı
      işini uydurmak
      işini yoluna koymak
      işin kolayına kaçmak
      işin mi yok
      işin rengi değişmek
      işin üstesinden gelmek
      işi olmak
      işi oluruna bırakmak
      işi pişirmek
      işi rast gitmek
      işi resmiyete dökmek
      işi savsaklamak
      iş işlemek
      iş işten geçmek
      işi tatlıya bağlamak
      işi temizlemek
      işi uzatmak
      işi üç nalla bir ata kaldı
      (bir) işi yokuşa sürmek
      işi yolunda gitmek (veya olmak)
      iş karıştırmak
      iş ki
      işler açılmak
      işler becermek
      iş mi?
      iş ola
      iş olacağına varır
      iş olsun diye
      iş sarpa sarmak
      işten (bile) değil
      işten el çektirmek (veya çektirilmek)
      işten güçten kalmak
      iş tutmak
      iş vermek
      iş yapmak
      (bir şeyde) iş yok  

      Birleşik Sözler

      iş adamı
      iş akdi
      iş alanı
      iş başı
      iş bırakımı
      iş bilimi
      iş birliği
      iş bölümü
      iş donu
      iş eri
      iş gezisi
      iş gücü
      iş güç
      iş günü
      işgüzar
      iş hacmi
      iş hanı
      iş kadını
      iş kazası
      iş kolu
      iş merkezi
      iş saati
      iş seyahati
      iş sözleşmesi
      işveren
      iş yeri
      işe uygun
      işe yarar
      işi duman
      işi tıkırında
      işin başı
      işin fenası
      işin kötüsü
      işin tuhafı
      işin ucu
      el işi kâğıdı
    • Türkçe

      Bilgisayar Terimleri Karşılıklar Kılavuzu


    • Türkçe

      Bilişim Terimleri Sözlüğü


      Bir bilgisayarda uygulanmak üzere bir ya da birçok görevden oluşacak biçimde tanımlanmış bilgi işlem öbeği
    • Türkçe

      Divanü Lügatit-Türk


      is, kandil dumanı
    • Türkçe

      Eğitim Terimleri Sözlüğü


      1. Beden ya da kafa gücüyle yapılan şey. 2. Çalışma, emek. 3. Yapılacak ya da yapılan şey, uğraşı, görev. 4. Meslek.
    • Türkçe

      Fizik Terimleri Sözlüğü


      Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
    • Türkçe

      Güncel Türkçe Sözlük


      a. 1. Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma: ?İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir.? -S. F. Abasıyanık. 2. Bir değer yaratan emek. 3. Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev: ?Şimdi Mısıra memuru olduğum bankanın bir işi için geldim.? -Ö. Seyfettin. 4. Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü: İşler durgun. 5. Kamu yararına yapılan işler: Güvenlik işleri. 6. Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma: Bu evin işi çok. 7. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek: ?Sonunda bir iş buldum.? -S. F. Abasıyanık. 8. Ticari anlaşma, alışveriş. 9. Herhangi bir maksatla kurulan düzen: ?İşlerini bırakmışlar, dükkânlarını kapamışlar, akın akın şehri terk edip gidiyorlardı.? -Y. K. Karaosmanoğlu. 10. Bazı deyimlerde ?yarar, çıkar? anlamında kullanılan bir söz: O, işini bilir. Bu, benim işime gelmez. 11. Yapılan şey, davranış: Yoksullara yardım etmekle çok iyi bir iş yaptım. 12. Nakış, örgü, makrome gibi elde yapılan şey: ?Komşu kadın elindeki işini dizine bırakıp geline döndü.? -M. Ş. Esendal. 13. Emek, işçilik, ustalık: Bu örtü, işi ağır bir örtüdür. 14. İşlem: İşimi görmediler. 15. Bir kimseye özgü olan görüş, anlayış: Bu, bir zevk işidir. 16. Yetenek: ?Demek bende daha iş varmış ki ilin öğretmeni seçtiler.? -M. İzgü. 17. mec. Sorun, konu, mesele, maslahat: ?Etrafın gülüşmeleri arasında iş anlaşıldı.? -H. C. Yalçın. 18. mec. Gizli neden veya maksat: ?Çoktandır köylünün şurada burada yayıp gezeceği ehemmiyetli bir iş, bir keramet gösterememişti.? -R. H. Karay. 19. fiz. Bir kuvvetin uygulanma noktasını hareket ettirirken harcadığı güç: Erg, jul, kilogrammetre, vatsaat, kilovatsaat iş ve enerji birimleridir.
    • Türkçe

      İktisat Terimleri Sözlüğü


      1. (work) Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek. 2. (business, activity) Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler. 3. (profession) Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek. 4. (job) Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
    • Türkçe

      Kimya Terimleri Sözlüğü


      1. Mekanikte, bir noktaya etkiyen kuvvetin büyüklüğü, noktanın aldığı yolun uzunluğu ve kuvvet yönü ile yol doğrultusu arasında kalan açının kosinüsü çarpımlarıyla belirlenen erke . 2. Termodinamikte, bir dizgeyle çevresi arasında, ısı türü dışında oylumsal, elektriksel, yüzeysel her tür erke alışverişinin ortak adı.
    • Türkçe

      Medeni Hukuk Terimleri Sözlüğü


      amel.
    • Türkçe

      Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu


      (fizik)
    • Türkçe

      Tarama Sözlüğü


      bk. eş
    • Türkçe

      Tecim, Maliye, Sayışmanlık ve Güvence Terimleri Sözlüğü


      1. Tecimsel nitelikte yapılan işlem ve çalışmalar. 2. Verimin sağlanılması için harcanan özdeksel ve tinsel insan gücüne ya da sonucuna verilen ad.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Etene, son.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      İç
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      İş.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      İş, durum, hâl
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      İç, ara
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      İş, husus, fiil, davranış, çalışma
    • Türkçe

      ıs

      Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Açıklık, doğruluk.
    • Türkçe

      ış

      Türkçe

      Divanü Lügatit-Türk


    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      < ET iş/ış: iş || ış o diyim kolaysa
    • Türkçe

      Is

      Türkçe

      Osmanlıca


      (Iss) t. Bayındırlık, mâmuriyet. Şenlik. * Ses. * Sâhib. Mâlik. * Efendi.
    • Türkçe

      İs

      Türkçe

      Osmanlıca


      Dumandan hasıl olan siyah madde. Kurum.
Türkçe  Türkçe » İngilizce İngilizce
    • Türkçe

      is

      İngilizce

      1. soot, black, lampblack, smut. 2. colloq. smut (on plants); sooty mold; sooty blotch; sooty stripe. –– kokmak to smell a bit smoky, smell of smoke. –– kokusu smoky smell. ––e tutmak /ı/ to blacken (something) over a flame.
    • İngilizce

      (N.)
      soot, black, smut
    • İngilizce

      soot, lampblack
    • Türkçe

      İngilizce

      1. work, labor. 2. job, employment, work. 3. duty, job. 4. occupation, line of work, work. 5. business, trade, commerce. 6. business, matter, affair. 7. the important thing; the chief problem. 8. secret or dubious side (of an affair). 9. slang trick. 10. event, something. 11. way of behaving; course of action. 12. something worth doing. 13. phys. work. ––ler açılmak for trade to become brisk. ––inin adamı a man who knows his job. –– akdi labor contract. ––in alayında olmak not to take (a thing) seriously; to take (it) as a joke. ––ten alıkoymak /ı/ to interrupt (someone) at his work. ––i Allaha kalmak (for someone) to be in the soup, be beyond help. ––i altın. colloq. He is prospering. ––ten anlamak to know what one is doing, know one´s business. –– anlaşmazlığı labor dispute. ––ten artmaz, dişten artar. proverb You save money not by making more but by spending less. ––ten atmak /ı/ to fire, dismiss. –– ayağa düşmek for a project to fall into the hands of irresponsible and incompetent people. ––i azıtmak to go too far, overstep the mark. ––ine bak. colloq. Mind your own business. ––e bakmak to get to work on something; to be at work on something. ––e balta ile girişmek to set about doing something like a bull in a china shop. –– başa düşmek to have to do something oneself. –– başarı belgesi letter of recommendation, recommendation. ––in başı the crux, the central point. –– başında 1. on the job. 2. during work time. –– başındakiler the leaders. ––i başından aşmak/aşkın olmak to be extremely busy. –– başında bulunmak to be working. –– başına geçmek to take the lead; to come to power. ––ler becermek to be up to no good. ––i bırakmak 1. to quit a job. 2. to stop working. 3. to go on strike. ––ten (bile) değil! colloq. It´s very easy. –– bilenin kılıç kuşananın. proverb 1. The person who knows how to use something properly is the one who is entitled to possess it. 2. Possession creates a claim of ownership. –– bilmek to be skillful; to be capable. ––ini bilmek 1. to know how to exploit a situation to one´s own advantage. 2. to be conscientious about one´s job. 3. to be well-qualified for one´s job. –– birlikli collective, joint, common. –– bitirmek 1. to complete a job successfully. 2. (for something) to be suitable for the job in hand. ––ini bitirmek 1. to finish one´s own work. 2. /ın/ to finish (another´s) job. 3. /ın/ colloq. to cook (someone´s) goose. 4. /ın/ colloq. to finish off, bump off, kill. –– bitmek 1. for an affair to be settled. 2. /dan/ for the outcome of a job to depend on (someone´s) efforts. ––i bitmek 1. for a job in hand to finish. 2. colloq. to be very tired, be worn to a frazzle. ––i bozulmak for one´s business affairs or an undertaking to go awry/take a downward turn. –– buyurmak /a/ to order (someone) around; to tell (someone) to do a job. –– çatallanmak for a job to get complicated. –– çığırından çıkmak for a situation to get out of hand. –– çıkarmak 1. to do a lot of work. 2. /a/ to give (a person) something disagreeable to do. 3. to cause trouble; to create difficulties. –– çıkmak 1. for work to be done/be turned out/be produced. 2. for trouble or a problem to come up/arise. –– çıkmaza girmek for things to reach an impasse. –– dayıya düştü. colloq. It´s time for an expert to take over. –– donu shalwars, very baggy trousers. ––i dökmek /a/ 1. unintentionally to become, turn into: ışi öğretmenliğe döktü. He´s unintentionally become a teacher. 2. to act as if: ışi oyuna döktü. He acted as if it were a game. ––i duman olmak slang to be in the soup, be in trouble. –– düşmek /a/ for a job or duty to fall to or on. ––i düşmek /a/ 1. to have to go (somewhere or to someone) on business. 2. to need (someone´s) help. –– edinmek /ı/ to make (something) one´s special concern. ––ten el çektirmek /a/ to remove (someone) from office. ––/––inin eri a person who does his job well. –– geçiştirme perfunctory work. ––ine gelmek to suit one´s interests, accord with one´s plans. ––e girişmek to embark on a job enthusi
    • İngilizce

      (ADJ.)
      working, occupational; regulation
    • İngilizce

      (N.)
      work, job; things to do, business, trade, affair, function, working, activity, assignment, commerce, dealing, mission, doings, employment, gig, handiwork, metier, stint, task; occupation, pursuit, profession, post
    • İngilizce

      (Pref.)
      ergo
    • İngilizce

      biz
    • İngilizce

      work; job, occupation, profession, work, appointment, employment, calling, pursiut; duty; labour, labor; business; service; trade; profit, benefit; act, doing, deed; matter, affair; fuck, screw
    • Türkçe

      ıs

      İngilizce

      owner, legal owner.
Türkçe  Türkçe » Almanca Almanca
    • Türkçe

      is

      Almanca

      Ruß m
    • Almanca

      r Russ.
    • Almanca

      Ruß [der]
    • Almanca

      Russ
    • Türkçe

      Almanca

      Arbeit f; Beschäftigung f; Beruf m; Tätigkeit f;
      Werk n; Sache f; Job m; Angelegenheit f;
      Handlung f; Sache f; Stelle f; Stellung f
    • Almanca

      e Arbeit, e Aufgabe, e Beschäftigung.
    • Almanca

      Arbeit [die], Geschäft [das], Handel [der], Affäre [die], Angelegenheit [die], Anstellung [die], Beruf [der], Betätigung [die], Dienst [der], Ding [das], Erwerbstätigkeit [die], Geschichte [die], Handlung [die], Kram [der], Sache [die], Stellung [die], Ta
    • Almanca

      Arbeit, Aufgabe, Beschäftigung
Türkçe  Türkçe » Fransızca Fransızca
    • Türkçe

      is

      Fransızca

      suie [la], noir de fumée, fumée [la]
    • Fransızca

      suie
    • Türkçe

      Fransızca

      travail [le], affaire [la], occupation [la], besogne [la], métier [le], ouvrage [le], service [le], place [la], action [la], boulot [le], emploi [le], job [le], opération [la], profession [la]
    • Fransızca

      affaire, travail
Türkçe  Türkçe » Azerice Azerice
    • Türkçe

      Azerice

    • Türkçe

      is

      Azerice

      his
Türkçe  Türkçe » Flemenkçe Flemenkçe
    • Türkçe

      Flemenkçe

      werk
Türkçe  Türkçe » Lehçe Lehçe
    • Türkçe

      is

      Lehçe

      sadza
    • Türkçe

      Lehçe

      afera
    • Lehçe

      interes
    • Lehçe

      posada
    • Lehçe

      praca
    • Lehçe

      robocizna
    • Lehçe

      robota
    • Lehçe

      rzecz
    • Lehçe

      sprawa
    • Lehçe

      zarobek
    • Lehçe

      zatrudnienie
Türkçe  Türkçe » Yunanca Yunanca
    • Türkçe

      Yunanca

      (η) δουλειά, (η) εργασία
Türkçe  Türkçe » Japonca Japonca
    • Türkçe

      Japonca

      yooji, shigoto, shokugyoo
Türkçe  Türkçe » Arnavutça Arnavutça
    • Türkçe

      is

      Arnavutça

      bloze, ngjyrë e llambës
    • Türkçe

      Arnavutça

      puna
Türkçe  Türkçe » Kazakça Kazakça
    • Türkçe

      is

      Kazakça

      ıs
    • Türkçe

      Kazakça

      jumıs
    • Kazakça

      käsip
    • Kazakça

      qızmet
İngilizce  İngilizce » İngilizce İngilizce
    • İngilizce

      IS

      İngilizce

      complete consistent metric system of units for scientists (with basic quantities of length, time, electric current, temperature, luminous intensity, amount of substance and mass)IS (International System) P026A;z
İngilizce  İngilizce » Türkçe Türkçe
    • İngilizce

      is

      Türkçe

      bak. be.
    • Türkçe

      -dir, -dir
    • Türkçe

      ol
Azerice  Azerice » Türkçe Türkçe
    • Azerice

      Türkçe

Kazakça  Kazakça » Türkçe Türkçe
    • Kazakça

      ıs

      Türkçe

      duman lekesi
    • Türkçe

      is
    • Türkçe

      is lekesi
    • Kazakça

      is

      Türkçe

      çalışma
    • Türkçe

      dava
    • Türkçe

      eylem
    • Türkçe

      faaliyet
    • Türkçe

      icraat
    • Türkçe

      işlek
    • Türkçe

      mesai
    • Türkçe

      meşgale
    • Türkçe

      ticaret
    • Kazakça

      Türkçe

PAYLAŞ

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır. "Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelimelerin sesli sözlük telaffuzlarını dinleyebilirsiniz. Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir..