can ne demek? can nedir? can anlamı - Ne Demek? nedemek.org

Türkçe  Türkçe » Türkçe Türkçe
    • Türkçe

      can

      Türkçe

      İsimler Sözlüğü


      (far.) er. 1. can, ruh. hayat. 2. güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. mevlevi ve bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. kişi, fert. 6. sev
    • Türkçe

      isim Farsça can
       
      1 .    İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağladığına ve ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan madde dışı varlık:
             "Can çıkmayınca huy çıkmaz."- Atasözü.  
      2 .    Yaşama, hayat:
             "Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım."- R. N. Güntekin.  
      3 .    Güç, dirilik:
             "Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu."- M. Ş. Esendal.  
      4 .    Kişi, birey:
             "Benimle beraber dört canız ."- F. R. Atay.  
      5 .    İnsanın kendi varlığı, özü:
             "Ne denir, canımız ne mertebe insan olsa mayamız, maddemiz hayvan..."- R. N. Güntekin.  
      6 .    Gönül:
             "Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade."- Karacaoğlan.  
      7 .    Bektaşilik ve Mevlevîlikte tarikat kardeşi.  
      8 .    Yakınlık duygusu belirten bir seslenme sözü:
             "Canlar, dedi Gamsız Reis, açık olsun bahtınız."- E. B. Koryürek.  
      9 .  sıfat  Çok içten, sevimli, sevilen, şirin:
             "Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi."- T. Buğra.


         

      Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

      cana can katmak
      cana kıymak
      can alacak nokta (veya yer)
      can alıp can vermek
      cana minnet saymak (veya bilmek)
      can atmak
      can başına sıçramak
      can baş üstüne
      can bayılmak
      can beslemek
      can boğazdan gelir (veya geçer)
      can borcunu ödemek
      can bulmak
      can cana, baş başa
      can cümleden aziz
      can çekişmek
      can çekişmektense ölmek yeğdir
      can çıkmayınca (veya çıkmadan) huy çıkmaz
      candan geçmek
      (bir şeye) can dayanmamak
      can derdinde olmak
      can derdine düşmek
      can gelmek
      canı acımak
      canı ağzına (veya boğazına) gelmek
      canı burnuna (veya burnundan) gelmek
      canı burnundan çıkmak
      canı burnunda olmak
      canı cana ölçmek
      canı canına (veya içine) sığmamak
      canı cehenneme
      canı çekilmek
      canı çekmek
      canı çıkasıca!
      canı çıkmak
      canı çıksın!
      canı gelip gitmek
      canı gelmek
      canı gibi sevmek
      canı gitmek
      canı ile oynamak
      canı ile uğraşmak
      canı istemek
      canı isterse
      canım!
      canım ciğerim
      canım dese, canım çıksın diyor sanmak
      canımın içi
      canımı sokakta bulmadım
      canına acımamak
      canına değmek
      canına düşkün
      canına ezan okumak
      canına geçmek, canına işlemek (veya canına kâr etmek)
      canına kasdetmek
      canına kıymak
      canına minnet
      canına okumak
      canına rahmet
      canına susamak
      canına tak demek (veya etmek)
      canına tükürdüğümün (veya üfürdüğümün)
      canına yandığım (veya yandığımın)
      canına yetmek
      canından bezmek (veya bıkmak, usanmak)
      canından geçmek
      (birinin) canını acıtmak
      canını almak
      canını bağışlamak
      canını (bir yere) dar atmak
      canını burnundan getirmek
      canını cehenneme göndermek (veya yollamak)
      canını çıkarmak
      canını dişine almak (veya takmak)
      canının derdine düşmek
      canının içine sokacağı gelmek
      canını sıkmak
      canını sokakta bulmak
      canını vermek
      canını yakmak
      canın isterse!
      canı sağ olsun!
      canı sıkılmak
      canı yanan eşek attan yüğrük olur
      canı yanmak
      canı yerine gelmek
      (birinin) canı yok mu?
      can kalmamak
      can kaygısına düşmek
      can olmak
      can sevecek bir şey
      can sıkmak
      can vermek
      can yakmak

      Birleşik Sözler

      can acısı
      can alıcı
      can arkadaşı
      can beraber
      can bunaltısı
      can ciğer
      can çabası
      can damarı
      can direği
      can dostu
      can düşmanı
      can eriği
      can evi
      can feda
      canfes
      canfeza
      can gözdesi
      can havli
      canhıraş
      can korkusu
      cankulağı
      can kulağı
      can kurban
      cankurtaran
      can kuşu
      can noktası
      can pahasına
      can pazarı
      can sağlığı
      can sıkıcı
      can sıkıntısı
      cansiparane
      can sohbeti
      can tahtası
      can yeleği
      can yoldaşı
      cana yakın
      candan yürekten
      canı cebinde
      canı gönülden
      canı pek
      canı sıkkın
      canı tatlı
      canı tez
      canı yürekten
      canına düşkün
      canla başla  
    • Türkçe

      Güncel Türkçe Sözlük


      a. 1. İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. 2. Yaşama, hayat: “Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım.” -R. N. Güntekin. 3. Güç, dirilik: “Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu.” -M. Ş. Esendal. 4. Kişi, birey: “Benimle beraber dört canız.” -F. R. Atay. 5. İnsanın kendi varlığı, özü: “Sağa sola kaçıştık da, canımızı dar kurtardık.” -N. Hikmet. 6. Gönül: “Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade” -Karacaoğlan. 7. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi: “Şeyh çıkınca oradaki canlar da sırasıyla yürüyüp kapıya gelince dönüp baş kestikten sonra dışarı çakarlar.” -A. H. Çelebi. 8. sf. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin: “Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi.” -T. Buğra.
    • Türkçe

      Halkbilim Terimleri Sözlüğü


      Evrensel bir halk inanışına göre, tenden tam anlamıyla bağımsız olan ve ona can vererek yaşamını sağlayan; bireyden geçici bir süre için ayrıldığında bayılma, uyuma, düş görme, sayıklama ya da tutarık tutmasına, dönmemek üzere ayrıldığında ise ölümüne yol açan ölümsüz güç.
    • Türkçe

      Ruhbilim Terimleri Sözlüğü


      Yaşamı oluşturan ve kimi kişilerce beden ve anlağın dışında ölmez bir bütünlük olarak tanımlanan güç.
    • Türkçe

      Tarama Sözlüğü


      1. Sevimli, sevgili. 2. Muhip, tarikat âşıkı.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      (< Far. cân) can
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      < Far. cân: can; sevgi ve samimiyyet ifade etmek için bazı çağırma sözlerine de getirilir. || bey can: bey kardeşim || cuma can: Cumacığım || canım çıha/çıhsın: çok yazık; nekadar üzüldüm!
    • Türkçe

      Osmanlıca


      f. Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun ke
    • Türkçe

      Can

      Türkçe

      İsimler Sözlüğü


      (Farsça) - 1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Se
    • Türkçe

      Kişi Adları Sözlüğü


      Cinsiyet: Kız
      1. Ruh. 2. Güç, dirilik, 3. İnsanın kendi varlığı, özü, 4. Gönül. 5. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
      Cinsiyet: Erkek
      1. Ruh. 2. Güç, dirilik. 3. İnsanın kendi varlığı, özü. 4. Gönül. 5. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
    • Türkçe

      Osmanlıca


      "f. Yaşayış. Diride olan kudret, kuvvet. Hayat cevheri. Madde ilimleri, maddenin; hayat ilimleri (biyolojik ilimler) hayatın ne olduğunu açıklıyamamışlardır. Aslında bunların konusu da madde, hayat ve ruhun k
    • Türkçe

      çan

      Türkçe

      isim
           İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç, kampana:
             "Harp gemisinde çan, düdük ve insan sesleri birbirine karıştı."- F. R. Atay.


         

      Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

      çan çalmak
      (birinin) çanına ot tıkmak (tıkamak veya tıkanmak)  

      Birleşik Sözler

      çan çan
      çan çiçeği
      çan kulesi
      cankurtaran çanı
      kilise çanı      
    • Türkçe

      Çiftteker Terimleri Sözlüğü


      Yarışlık koşularında, sayı dönülerini ve son dönüyü koşuculara bildirmek için, dönü başlarında çalışan çan.
    • Türkçe

      Güncel Türkçe Sözlük


      a. İçinden sarkan tokmağının kenarlara vurmasıyla ses çıkaran madenden araç, kampana: “Harp gemisinde çan, düdük ve insan sesleri birbirine karıştı.” -F. R. Atay.
    • Türkçe

      Tıp Terimleri Kılavuzu


    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Lavabo, banyo.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      İyi burulmadığı için ne tam burulmuş ne de boğa olarak kalabilmiş öküz
    • Türkçe

      Yumrukoyunu Terimleri Sözlüğü


      Yumruk oyunu dönemlerinin başlangıç ve bitimini bildirmek için kullanılan uyarıcı.
    • Türkçe

      Zanaat Terimleri Sözlüğü


      Araba tekerlerinde biriken çamuru temizlemekte kullanılan demir parçası. (Yukarıkaşıkara *Yalvaç -Isparta)
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      İçi oyularak kurutulmuş patlıcan.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Kağnıda yanlara konan ağaç.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Değirmenlerde tahılın bitmesini haber veren, taş üzerine sarkan ipe bağlı maden parçaları.
    • Türkçe

      CAN

      Türkçe

      Ekonometri Terimleri Karşılıklar Sözlüğü


    • Türkçe

      Çan

      Türkçe

      Güncel Türkçe Sözlük


      öz. a. Çanakkale iline bağlı ilçelerden biri.
    • Türkçe

      Yerleşim Yeri İsimleri


      Elâzığ ili, Çan bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
    • Türkçe

      cân

      Türkçe

      Osmanlıca


      hayat, ruh, gönül.
Türkçe  Türkçe » İngilizce İngilizce
    • Türkçe

      can

      İngilizce

      1. soul. 2. life. 3. person, individual. 4. energy, zeal, vigor; vitality, strength. 5. dervish orders brother, friend; disciple. 6. dear, lovable. ––ım 1. darling, honey, my dear. 2. my dear fellow; my dear lady (often used in reproach or objection). 3. precious, lovely. ––ı acımak to feel pain. ––ına acımamak to live without thinking of one´s own comfort. –– acısı acute pain. ––ını acıtmak /ın/ to cause (someone) acute pain. ––ı ağzına gelmek to be frightened to death. –– alacak nokta/yer the crucial point. –– alıp can vermek to be in agony; to be in great distress. ––ını almak /ın/ to kill. –– arkadaşı close companion, intimate friend. –– atmak /a/ to desire strongly, want badly. ––ını bağışlamak /ın/ to spare (someone´s) life. –– baş üstüne! I´ll do it gladly!/Gladly! ––la başla çalışmak to put one´s heart into a job, work with determination and enthusiasm. –– benim canım, çıksın elin canı. colloq. I´ll look out for number one. –– beslemek to feed oneself well. ––ından bezmek/bıkmak/usanmak to be tired of living. –– boğazdan gelir/geçer. proverb One cannot live without food. –– borcunu ödemek to die. ––ı burnuna gelmek 1. to be overwhelmed with trouble. 2. to be fed up. ––ı burnunda olmak to be worn out, be exhausted. –– cana, baş başa everyone for himself. ––a can katmak to delight greatly, increase one´s pleasure. ––ı cehenneme! To hell with him! ––ını cehenneme göndermek /ın/ colloq. to kill. ––ım ciğerim my darling. –– çabası the struggle to support oneself. ––ı çekilmek to feel exhausted. –– çekişmek to be dying in agony. ––ı/gönlü çekmek /ı/ to long (for). ––ını çıkarmak /ın/ 1. to wear out, tire. 2. to wear (something) out. ––ı çıkasıca/çıksın! May the devil take him! ––ı çıkmak 1. to die. 2. to get very tired. 3. to get worn out. –– çıkmayınca/çıkmadıkça/çıkar huy çıkmaz. proverb People never change. –– damarı vital point, most sensitive spot. –– damarına basmak /ın/ to touch on the most sensitive spot of (someone, something). ––ını (bir yere) dar atmak just barely to make it to (a safe place). –– dayanmamak /a/ to be intolerable. ––ına değmek /ın/ 1. to please greatly. 2. to cause joy to the spirit (of a deceased person). –– derdine düşmek to struggle for one´s life. “––ım” dese “canın çıksın” diyor sanmak to hear “darling” and understand “damn you.” –– direği sound post (of a violin). ––ını dişine takmak to make a great effort, put one´s back into it, go all out, give it one´s all. –– dostu dear friend. ––ına düşkün (one) who takes good care of himself. –– düşmanı mortal enemy. –– evi 1. the upper part of the belly. 2. heart. 3. the vital spot. –– evinden vurmak /ı/ to attack (a person) where he is most sensitive and vulnerable. ––ına ezan okumak /ın/ slang to kill, destroy. –– feda! Wonderful!/Superb! ––dan geçmek to give up the ghost. ––ına geçmek/ işlemek/kâr etmek /ın/ to touch (someone) to the quick. –– gelmek /a/ to be refreshed, revive. ––ı gelip gitmek to have fainting spells. ––ı gitmek to worry about the safety and well-being of someone or something. –– halatı naut. life line. –– havliyle in a desperate attempt to save one´s life. ––ımın içi my darling. ––ının içine sokacağı gelmek /ı/ to feel a strong wave of love (for). ––ı ile oynamak to do dangerous things. ––ı istemek /ı/ to desire. ––ın isterse. If you like./I don´t care. –– kalmamak /da/ to have all the life drained out (of). ––a kasıt law intent to murder. ––ına kastetmek /ın/ to plot against (someone´s) life. –– kaygısına düşmek to fight for one´s life. ––ına kıymak 1. /ın/ to kill without pity. 2. to commit suicide. 3. to wear oneself out. –– korkusu fear of death. –– kulağı ile dinlemek to be all ears; /ı/ to listen intently (to). –– kurban! colloq. How wonderful! ––ını kurtarmak 1. to save one´s life. 2. /ın/ to save (someone´s) life. –– kurtaran yok mu! Help!/Save me! ––ına/––ıma minnet! colloq. What more could one want!/So much the better! ––ına okumak /ın/ 1. to harass. 2. to destroy, ruin. –– pahasına at the risk of one´s life, a
    • İngilizce

      (ADJ.)
      beloved, dear
    • İngilizce

      (N.)
      soul, life, lifeblood, vitality, spirit, esprit, beloved, darling, heart, precious
    • İngilizce

      soul, spirit; life; person, soul; vitality, energy, zeal, vigour; brother, friend
    • Türkçe

      çan

      İngilizce

      1. large bell. 2. gong. –– çalmak 1. to ring a bell or gong. 2. to noise something abroad, spread the news far and wide. –– kulesi belfry, bell tower; campanile. ––ına ot tıkamak/ tıkmak /ın/ 1. to put (someone) out of operation, put the kibosh on. 2. to shut (someone) up, muzzle, silence. –– tokmağı clapper, tongue.
    • İngilizce

      (N.)
      bell, campane, bells used in orchestra
    • İngilizce

      bell; gong
Türkçe  Türkçe » Almanca Almanca
    • Türkçe

      can

      Almanca

      e Seele, s Gemüt.
    • Almanca

      Seele [die], Geist [der]; Herz [das]; Leben [das]
    • Almanca

      Seele, Gemüt
    • Türkçe

      çan

      Almanca

      e Glocke.
    • Almanca

      Glocke [die]
    • Almanca

      Glocke
Türkçe  Türkçe » Fransızca Fransızca
    • Türkçe

      can

      Fransızca

      âme [la]
    • Fransızca

      âme
    • Türkçe

      çan

      Fransızca

      airain [le], cloche [la]
    • Fransızca

      cloche
Türkçe  Türkçe » Azerice Azerice
    • Türkçe

      can

      Azerice

      can
    • Türkçe

      çan

      Azerice

      zəng
Türkçe  Türkçe » Flemenkçe Flemenkçe
    • Türkçe

      can

      Flemenkçe

      het leven
Türkçe  Türkçe » Lehçe Lehçe
    • Türkçe

      can

      Lehçe

      duch
    • Lehçe

      dusza
    • Türkçe

      çan

      Lehçe

      dzwon
Türkçe  Türkçe » Yunanca Yunanca
    • Türkçe

      can

      Yunanca

      (η) ψυχή
    • Türkçe

      çan

      Yunanca

      (η) καμπάνα
Türkçe  Türkçe » Arnavutça Arnavutça
    • Türkçe

      çan

      Arnavutça

      1. kambanë
      2. kambanë, çangë
Türkçe  Türkçe » Kazakça Kazakça
    • Türkçe

      can

      Kazakça

      jan
    • Türkçe

      çan

      Kazakça

      qoñıraw
İngilizce  İngilizce » İngilizce İngilizce
    • İngilizce

      can

      İngilizce

      n. tin, aluminum container; (Slang) jail, prison; (Slang used in Canada and the USA) toilet, bathroom; dismissal, firing from a position (or job, etc.)
    • İngilizce

      v. be able; be capable; be entitled
    • İngilizce

      v. preserve in jars, preserve in cans (of food); dismiss, fire from a position (or job, etc.)
İngilizce  İngilizce » Türkçe Türkçe
    • İngilizce

      can

      Türkçe

      (N.)
      [kæn;kən]
      konserve kutusu, kutu, teneke kutu, teneke kutudaki içecek, kodes; hapishane; hela; popo, kaba et
    • Türkçe

      (V.)
      [kæn;kən]
      ebilmek, yapabilmek, edebilmek, olabilmek; konservesini yapmak, konservelemek; kasede kaydetmek, kayıt yapmak (ses ya da görüntü), uzaklaştırmak (okul), kovmak
    • Türkçe

      ebil(mek)
    • Türkçe

      kap, kutu; teneke kutu, konserve kutusu; konserve; kodes; buat, kutu konserve yapmak, konservelemek; (müzik) kaydetmek
    • Türkçe

      -ebilmek
    • Türkçe

      edebilmek
    • Türkçe

      hapishane
    • Türkçe

      hela
    • Türkçe

      kasede kaydetmek
    • Türkçe

      kayıt yapmak (ses ya da görüntü)
    • Türkçe

      kıç
    • Türkçe

      kodes
    • Türkçe

      konserve kutusu
    • Türkçe

      konservelemek
    • Türkçe

      konservesini yapmak
    • Türkçe

      kovmak
    • Türkçe

      kutu
    • Türkçe

      olabilmek
    • Türkçe

      popo
    • Türkçe

      teneke kutu
    • Türkçe

      teneke kutudaki içecek
    • Türkçe

      uzaklaştırmak (okul)
    • Türkçe

      yapabilmek
Azerice  Azerice » Türkçe Türkçe
    • Azerice

      can

      Türkçe

      can
İspanyolca  İspanyolca » Türkçe Türkçe
    • İspanyolca

      can

      Türkçe

      yapabilmek

PAYLAŞ

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır. "Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelimelerin sesli sözlük telaffuzlarını dinleyebilirsiniz. Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir..