bir ne demek? bir nedir? bir anlamı - Ne Demek? nedemek.org

Türkçe  Türkçe » Türkçe Türkçe
    • Türkçe

      bir

      Türkçe


      isim
       
      1 .    Sayıların ilki.  
      2 .    Bu sayıyı gösteren rakam 1, I.  
      3 .  sıfat  Bu sayı kadar olan.  
      4 .  sıfat  Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösterir.  
      5 .  sıfat  Tek.  
      6 .    Beraber.  
      7 .    Eş, aynı, bir boyda.  
      8 .  sıfat  Ortaklaşa olan, müşterek.  
      9 .  sıfat  Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer.  
      10 .    Başına geldiği kelimelere kuvvet, istek veya kesin olmayan anlamlar katar.  
      11 .  zarf  Bir kez.  
      12 .  zarf  Sadece.  
      13 .  zarf  Ancak, yalnız.


         

      Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

      bir abam var atarım, nerede olsam yatarım
      bir acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır
      bir ağızdan çıkıp bin dile yayılır
      bir arpa boyu (gitmek veya yol almak)
      bir aşağı bir yukarı
      bir atımlık barutu olmak (veya kalmak)
      bir ayağı çukurda olmak
      bir ayak önce (evvel)
      bir ayak üstünde bin yalan söylemek (veya bir ayak üstünde kırk yalanın belini bükmek)
      bir baba dokuz evlâdı besler, dokuz evlât bir babayı beslemez
      bir baltaya sap olamamak
      bir bardak suda fırtına koparmak
      bir baştan (veya uçtan) bir başa (veya uca)
      bir ben, bir de Allah bilir
      bir biçimine getirmek
      bir ... bir (veya bir de)
      bir bu eksikti
      bir çatı altında (olmak veya bulunmak)
      bir çekirdek geri kalmamak
      bir çiçekle bahar (veya yaz) olmaz
      bir çöplükte iki horoz ötmez
      bir çuval inciri berbat etmek
      bir dalda durmamak
      bir de
      bir dediği bir dediğini tutmamak
      bir dediği iki olmamak
      (birinin) bir dediğini iki etmemek
      bir deli kuyuya bir taş atar, kırk akıllı çıkaramazmış
      bir deri bir kemik (kalmak)
      bir dikili ağacı olmamak
      bir dokun bin ah işit (dinle) (kâseifağfurdan)
      bir don bir gömlek
      bir dostluk kaldı!
      bir dudağı yerde bir dudağı gökte
      bire beş katmak
      bire bin katmak
      bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar
      bir elini bırakıp ötekini öpmek
      bir elin nesi var, iki elin sesi var
      bir elin sesi çıkmaz
      bir eli yağda bir eli balda (olmak)
      bir elle verdiğini öbür elle almak
      bir elmanın yarısı o, yarısı bu
      bire ... vermek
      bir fende kazık kakmak (veya çakmak)
      bir fincan (veya bir acı) kahvenin kırk yıl hatırı vardır
      bir gömlek aşağı
      bir gömlek fazla eskitmiş olmak
      bir göz ağlarken öbür göz gülmez
      bir göz gülmek
      bir günden bir güne
      bir gün evvel
      bir günlük beylik beyliktir
      bir hâl olmak
      bir hoş eylemek
      bir hoşluğu olmak
      bir hoş olmak
      bir içim su (gibi)
      bir iğne bir iplik olmak
      bir işaretine bakmak
      bir iştir oldu
      bir kapıya çıkmak
      bir karıyla bir koca, dırdır eder her gece
      (elinden gelse veya bıraksalar) bir kaşık suda boğmak
      bir kazanda kaynamak
      bir kenara atılmak
      bir kenarda durmak
      bir kıyamettir gitmek (veya kopmak)
      bir kızı bin kişi ister, bir kişi alır
      bir kolayını bulmak
      bir kol çengi (olmak)
      bir koltuğa iki karpuz sığmaz
      bir koyundan iki post çıkarmak
      bir Köroğlu, bir Ayvaz
      bir köşeye atılmak
      (bir şeyi) bir köşeye atmak
      bir köşeye koymak
      bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak
      bir kurşun atımı
      bir lokma bir hırka
      bir mum al da derdine yan
      bir olmak
      bir o yana, bir bu yana
      bir paralık etmek
      bir postum var atarım, nerede olsa yatarım
      (birini) bir pula satmak
      bir pul etmemek
      bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, sonunda yakalanırsın çekirge (veya üçüncüsünde avucuma düşersin çekirge)
      bir sıkımlık canı olmak
      bir söyledi pir söyledi
      bir söyle on dinle
      (birinin) bir sözünü iki etmemek
      bir şeye benzememek
      bir şeyin şuyuu vukuundan beterdir
      bir şeyler, bir şeyler
      bir şeyler (veya bir şey) olmak
      bir şey sanmak
      bir şey söylemek
      bir tahtası eksik
      bir tarafa bırakmak (veya koymak)
      bir taşla iki kuş vurmak
      bir tat, bin feryat
      bir tek atmak
      bir torba kemik
      bir tuhaflığı olmak
      bir tutmak (veya bir görmek)
      bir varmış bir yokmuş
      bir (veya sağ) elinin verdiğini öbür (veya sol) elin duymasın
      bir yakadan baş çıkarmak
      (bir şey veya kimse) bir yana dünya bir yana
      bir yastığa baş koymak
      bir yastıkta kocamak
      bir yaşına daha girmek
      bir yiyip bin şükretmek
      .(..-masıyla, ...-mesi) bir olmak

      Birleşik Sözler

      bir ağızdan
      bir alay
      bir âlem
      bir an
      bir ara
      bir araba
      bir arada
      bir avuç
      biraz
      bir bakıma
      bir başına
      bir bir
      bir boy
      bir çenekliler
      bir çenetli
      bir çırpıda
      bir çift
      bir çuval dolusu
      bir daha
      bir damla
      bir defa
      bir derece
      bir dirhem
      bir dolu
      bir düziye
      bir el
      bir evcikli
      bir gecelik
      bir gözeli
      bir güzel
      bir hamlede
      bir hayli
      bir hoş
      bir hücreli
      bir iki
      bir kafada
      bir kalem
      bir karar
      bir karış
      bir kere
      bir koşu
      bir küme
      bir lâhzada
      bir nebze
      bir nefeste
      bir nice
      bir numara
      bir o kadar
      bir ölçüde
      bir örnek
      bir parça
      bir parmak
      bir sıra
      bir solukta
      bir sürü
      bir tahtada
      birtakım
      bir tane
      bir tanem
      bir temiz
      bir terimli
      bir tomar
      bir tutam
      bir türlü
      bir vakitler
      bir yana
      bir yanda
      bir yandan
      bir yığın
      bir yol
      bir zaman
      birdenbire
      birebir
      bire bir
      ha bire  
    • Türkçe

      Divanü Lügatit-Türk


      bir
    • Türkçe

      Güncel Türkçe Sözlük


      a. 1. Sayıların ilki. 2. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. 3. sf. Aynı, benzer: Beni daim şen gören safdiller öyle sansın / Ne bilsinler ki onlar bence birdir elem, haz 4. sf. Beraber: Hep biriz, ayrılmayız. 5. sf. Bu sayı kadar olan: Bir kalem. 6. sf. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı): ?Aydınlık bir odada, iki duvarın kesiştiği köşede zayıf, yaşlı bir adam yatıyordu.? -A. Kutlu. 7. sf. Tek: ?Allah tektir ve birdir, amenna!? -A. Kabaklı. 8. sf. Eş, aynı, bir boyda: Bu kalemlerin ikisi birdir, hangisini isterseniz alınız. 9. sf. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek: Bizim kesemiz birdir. 10. sf. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. 11. zf. Bir kez: Bir ona, bir sana, bir de bana baktı. 12. zf. Sadece: Her şey bitti, bir bu kaldı. 13. zf. Ancak, yalnız: Bunu bir sen yapabilirsin.
    • Türkçe

      Tarama Sözlüğü


      1. Bir kere, bir defa. 2. Öbür.
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Bir (bk. bi)
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Bir; hemen; öyle. || ber || bi || bir arada: birlikte || bir baş: bir kere || bir bişey: herhangi bir şey. bk. ayrıca bişey || bir boyun: bir çift (koşum hayvanları hakkında). bir boyun öküz: bir çift öküz || bir da: bir daha || bir de: ayrıca || bir de bahardın: birdenbire || bir de bir: ayrıca || bir denesi, bk. bir tenesi || bir ey şey: çok iyi , çok sevimli bir şey || bir gaş: bir kaç bir gaşsay: birkaç ay || bir gün: bir gün; biyün: bir gün || bir günün birisinde: günlerden bir gün || bir hal: biraz || bir işler: herhangi bir iş || bir o ki: ne iyi oldu ki || bir oyun: bir kere; bir keresinde || bir parça: biraz || bir şe(y): herhangi bir şey || bir tahım: bazı || bir tenesi: birisi; bir denesi, bir tanesi || bir terefe: herhangi bir yere || bir türli: ne şekilde olursa olsun || bir ufâh: şöyle bir || birimiz birimiz: birbirimizi || ondan bir: sonra
    • Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      (Herhangi) bir, bk. bi
    • Türkçe

      bır

      Türkçe

      Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü


      Sopayla oynanan bir çocuk oyunu.
    • Türkçe

      bîr

      Türkçe

      Osmanlıca


      kuyu.
Türkçe  Türkçe » İngilizce İngilizce
    • Türkçe

      bir

      İngilizce

      1. one (as a number): Bir beyaz manolya yedi pembe manolyaya bedeldir. One white magnolia is worth seven pink magnolias. 2. a, an; a certain, a particular: Bursa´da güzel bir evi var. She has a lovely house in Bursa. Dünkü partide bir kadını gördüm; kim olduğunu sen anlarsın. At yesterday´s party I saw a certain woman; you know who I mean. 3. the same: Emellerimiz bir. Our goals are the same. 4. united; of one mind, of the same opinion: Bu konuda biriz. We´re of one mind on this subject. 5. shared, used in common: Yatak odalarımız ayrı, banyomuz bir. We have separate bedrooms but share a bathroom. 6. only: Bir o bunu yapabilir. Only she can do this. Bunu bir sen bir de ben biliyoruz. You and I are the only ones who know this. 7. used as an emphatic: O hayata bir alıştı ki sorma gitsin! He has really gotten accustomed to that way of life! Bir dene! Just try it! Birdenbire bir feryat! And suddenly there was such a yell! Ah, bir oraya gidebilsem! Ah, if I can just go there! 8. used to add a note of vagueness: Bir zamanlar Arnavutköy´de çilek yetiştirilirdi. There was a time when strawberries were grown in Arnavutköy. Sen bugün bir tuhafsın. You don´t seem quite yourself today. –– ağızdan in unison, with one voice. –– alan pişman, bir almayan. colloq. It´s the sort of thing that looks good and attracts a lot of interest but is actually of very little use. –– alay a great quantity, a large number. –– âlem something else, really something, a wonder, amazing: Orası bir âlem! That´s one amazing place! Cüneyt başlı başına bir âlem! Cüneyt is a wonder in his own right! –– an at one point: Bir an bir şey söyleyecek gibi oldu. At one point she looked like she was going to say something. –– an evvel/önce as soon as possible. –– ara/aralık 1. at one point, for a while, for a short period. 2. when one has a free moment, when one has a chance: Bir ara bana uğrayıver. Drop by when you have a free moment. –– araba 1. a wagonload of; a truckload of. 2. colloq. a lot of, a slew of. –– arada together. –– araya gelmek 1. (for people) to come together (in the same place and at the same time). 2. (for events) to happen at the same time, coincide. –– araya getirmek /ı/ to bring (people, things) together (in the same place and at the same time). –– aşağı bir yukarı (to come and go) aimlessly. –– atımlık barutu kalmak/olmak to be almost at the end of one´s resources, be almost at the end of one´s rope; to have played almost all of one´s cards; to have very little energy left. –– avuç 1. a handful (of). 2. a handful (of), a very small number or amount (of). –– ayağı çukurda olmak to have one foot in the grave. –– ayak evvel/önce immediately, at once. –– ayak üstünde bin yalan söylemek 1. to tell a whole pack of lies at one go. 2. to be a big liar. –– bakıma in one way, in one respect. –– baltaya sap olmak to have a job, be employed. –– bardak suda fırtına koparmak to raise a tempest in a teapot. –– başına all alone, all by oneself. –– baştan/uçtan bir başa/uca (traversing, looking at, surveying, filling a place) from one end to the other, from end to end. –– ben, bir de Allah bilir. colloq. Only God knows what I´ve gone through. ––e beş vermek to yield five times the seed, yield fivefold. ––e bin katmak to exaggerate, make much of a trifle. –– bir one by one. –– boy 1. once. 2. used as an emphatic: Bir boy gidelim, görelim. Let´s just go and see! –– boyda of the same height. –– bu eksikti. colloq. Nothing but this was lacking!/This was all that was needed! (said sarcastically). –– cihetten in one way, in a way. –– çatı altında under the same roof, in the same building. –– çırpıda at one stretch, without interruption, at once. –– çift söz 1. a little advice, a piece of advice: Sana bir çift sözüm var. I have a piece of advice for you. 2. a brief exchange of conversation: Öyle meşguldüm ki kendisiyle bir çift söz bile edemedim. I was so busy that I couldn´t have even a brief conversation with her. –– çuval inciri berbat etmek to foul things up but
    • İngilizce

      (ADJ.)
      single; some
    • İngilizce

      (N.)
      single, one, one person or thing
    • İngilizce

      (Pref.)
      mono, uni
    • İngilizce

      (Pron.)
      un
    • İngilizce

      a, an; one; unique; the same; united; once; only, alone; just; if only
Türkçe  Türkçe » Almanca Almanca
    • Türkçe

      bir

      Almanca

      eins; ein, eine; e Eins.
    • Almanca

      eins; Eins [die]; ein(e); einzig, allein; vereinigt, gemeinsam; gleich
    • Almanca

      eins; ein, eine; Eins
Türkçe  Türkçe » Fransızca Fransızca
    • Türkçe

      bir

      Fransızca

      un, une
    • Fransızca

      un
Türkçe  Türkçe » Azerice Azerice
    • Türkçe

      bir

      Azerice

      bir
Türkçe  Türkçe » Flemenkçe Flemenkçe
    • Türkçe

      bir

      Flemenkçe

      een; één
Türkçe  Türkçe » Lehçe Lehçe
    • Türkçe

      bir

      Lehçe

      jeden
    • Lehçe

      jedno
    • Lehçe

      jedyny
    • Lehçe

      niejaki
Türkçe  Türkçe » Yunanca Yunanca
    • Türkçe

      bir

      Yunanca

      ένας, μία, ένα
Türkçe  Türkçe » Japonca Japonca
    • Türkçe

      bir

      Japonca

      aru
Türkçe  Türkçe » Arnavutça Arnavutça
    • Türkçe

      bir

      Arnavutça

      një
Türkçe  Türkçe » Kazakça Kazakça
    • Türkçe

      bir

      Kazakça

      bir
    • Kazakça

      birew
Azerice  Azerice » Türkçe Türkçe
    • Azerice

      bir

      Türkçe

      bir
Kazakça  Kazakça » Türkçe Türkçe
    • Kazakça

      bir

      Türkçe

      bir
    • Türkçe

      tek

PAYLAŞ

Yukarı Çık

NeDemek.org anlamını bilmediğiniz kelimelerin Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca, Rusça, Azerice, Hollandaca (Flemenkçe), Yunanca, Japonca, Lehçe, Osmanlıca ve bir çok dilde sözlük anlamı ve çevirilerine pratik bir şekilde cevap veren çok dilli ve kapsamlı bir sözlük ve bilgi kaynağıdır. "Ne demek?" ve "Nedir?" gibi sorularınıza cevaplar bulabilir ve kelimelerin sesli sözlük telaffuzlarını dinleyebilirsiniz. Türkçe bilim terimleri sözlüğü veritabanında bir çok konuda terimler ve anlamlarına ulaşabilirsiniz. Veritabanında yer alan Türkçe kelimeler TDK - Türk Dil Kurumu - sözlük anlamı referans alınarak eklenmiştir..